“Yargı demokrasinin yanında darbelerin karşısındadır. Darbeyi bahane ederek adil yargılama yapacak yargı mensuplarının tasfiyesi, darbe ile mücadeleye değil darbeden beklenen amacın gerçekleşmesine hizmet eder.”

TUTUKLULAR AYM VE AİHM’YE NASIL BAŞVURU YAPABİLİR?

AİHM formunu açmada sorun yaşayanların dikkatine!

  1. İlk önce Adobe PDF reader ya da Foxit reader programını indirip bilgisayarınıza kurun.
  2. Internet explorer 11 ile BAĞLANTI ve ya BUTON’a tıklayarak formu açabilirsiniz.

Eğer Internet explorer 11’den farklı bir tarayıcı kullanıyorsanız lütfen şunlara dikkat edin:

  1. Sitemizden ilglili AİHM formunu BAĞLANTI ve ya BUTON’a sağ tıklayıp, FARKLI KAYDET seçeneği ile bilgisayarınıza kaydedin. Örnek
  2. Formu bilgisayarda kaydettiğiniz yerden açabilirqiniz. Örnek (!!!Lütfen İnternet tarayıcısının sağ alt koşesinde indirme işlemi bitince görünen kısımdan AÇMAYINIZ!!!)

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tutuklanan “siyasi tutukluların” Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapacakları başvurular kamu makamlarınca fiilen engellenmektedir. Buna rağmen, siyasi tutukluların yakınları, aşağıdaki açıklamaları dikkate alarak, onlar adına AİHM’ye başvuru yapabilir.

Bilindiği gibi, AİHM’ye başvurmadan önce iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir. Örneğin, tutuklamaya ilişkin bir başvuruda bulunabilmek için, öncelikle yedi gün içinde tutuklama kararına itiraz etmek gerekir. İtirazın reddi halinde de tebliğden itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurmak ve onun kararını beklemek gerekir. Ancak bu durumun bazı istisnaları vardır. AİHM’ye göre, bir yüksek mahkemenin bir konudaki görüşü bilinmekte ise, aynı konuda daha önce verdiği kararlar başvurucunun aleyhine ise, başvurucu artık bu yüksek mahkemeye (AYM’ye) başvurmadan, doğrudan AİHM’ye başvuru yapabilir.

Örneğin tutuklamanın iç hukuka aykırı olduğu ve dolayısıyla AİHS’nin 5/1 maddesini ihlal ettiğinden şikâyet edebilmek için önce Anayasa Mahkemesine daha sonra da AİHM’ye başvurmak gerekir. Ancak sulh ceza hâkimliklerinin (SCH) bağımsız ve tarafsız olmadıkları gerekçesiyle, gözaltına alındıktan sonra kısa sürede bağımsız ve tarafsız bir mahkemeye çıkarılma hakkının (AİHS m. 5/3) ihlal edildiğinden şikâyet edebilmek için önce AYM’ye başvurmaya gerek yoktur. Zira AYM’nin bu konuda verdiği birçok karar bulunmakta olup onlara atıf yaparak AYM’nin bu şikâyet açısından etkisiz olduğunu belirtmek yeterlidir. Bir şikâyet açısından etkisiz olan başvuru yollarını tüketmek gerekmez. Dolayısıyla SCH’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve AİHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği şeklindeki şikâyet açısından doğrudan AİHM’ye başvuru yapılabilir (Bu konuda sitemizde yer alan “tutuklama” başlığı altındaki açıklamalardan ve örnek başvuru formlarından yararlanabilirsiniz.)
Aşağıdaki açıklamalar da, yukarıda belirtilen iki farkı durum dikkate alınarak hazırlanmıştır. İlk olarak AİHM’ye başvurmadan önce AYM’ye başvurulmasını gerektiren durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiği açıklanmıştır. Daha sonra da AYM’ye başvurmadan, doğrudan AİHM’ye başvuru yapılabilecek durumlarda, AİHM’ye başvuru açısından çıkarılan engellerin nasıl aşılacağı açıklanmıştır.
Eğer bir konuda önce Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekiyorsa aşağıdaki ilk (I) açıklamaları dikkate alınız. Doğrudan AİHM’ye başvuru mümkünse, bu durumda da ikinci (II) başlık altındaki bilgileri dikkate alarak AİHM’ye başvurunuz.

I- AYNI ANDA AYM VE AİHM’YE BAŞVURU YAPMA DURUMU

  1. Bu başlık altındaki açıklamalar, AİHM’ye başvurmadan önce AYM’ye başvurmanın zorunlu olduğu durumlarda takip edilmesi gereken bilgilerden ibarettir.
    Sorun:
  2. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden sonra tutuklanan siyasi tutuklulara, özellikle Anayasa Mahkemesine ve AİHM’ye başvuru yapmalarını engellemek için akla hayale gelmez engeller çıkarılmaktadır. Mal varlıklarına da el konulduğu için kendi seçecekleri bir avukat tutma imkânından da yoksun bırakılan birçok tutuklu, AİHM başvurularına ilişkin belgeleri eşlerine veya yakınlarına ulaştıramamaktadır. Yakınlarının hazırlayıp kendilerine ulaştırmak için cezaevine getirdikleri başvuru formlarına da el konulmaktadır. Başvuru formlarına görevliler tarafından “mektup” oldukları iddiasıyla incelenmek üzere el konulmakta ve tutukluya ulaştırılmasına engel olunmaktadır. Tutuklu eş ya da yakınlarının imzalatmak için cezaevine götürdüğü başvuru formlarına veya yetki belgesine ilişkin sayfanın cezaevine sokulmasına dahi izin verilmemekte ve böylece tutukluların AYM ve AİHM’ye başvuru yapması fiilen engellenmektedir.
    Çözüm:
  3. AİHS’nin 6. maddesine göre, bireyler iç hukuktaki mahkemelere, fiili ve hukuki herhangi bir engel çıkarılmadan dava açma veya başvuruda bulunma hakkına sahiptirler. Dava açmak için öngörülmüş olan şekil şartları katı yorumlanıp uygulanmadan, bireylerin mahkemeye erişim hakları garanti altına alınmış olmalıdır. Özellikle kanunlarda dahi öngörülmemiş olan şartlar icat edip, dava açmayı zorlaştırmak veya fiilen imkânsızlaştırmak hem mahkemeye erişim hakkını ihlal eder hem de iç hukukta öngörülen başvuru yollarının etkisiz olduğu sonucuna yol açar. Bunlardan ilki AİHS’nin 6/1 maddesini, ikincisi ise 13. maddesini ihlal eder. Dava açmak için fiili engeller çıkarılan ve bireylerin doğrudan erişemediği kanun yolları AİHM açısından etkisiz olup tüketilmesi dahi gerekmez. Bu türden durumlarda, başvurucunun söz konusu iç hukuk yolunu tüketmesine gerek kalmadan AİHM’ye başvuru yapmasının yolu açılır. Ancak bu durumların somut kanıtlarla ispatlanması, AİHM’ye yapılan başvuru formunun ekine somut delillerin eklenmesi gerekir. Aksi durumda iddialar temelsiz olduğu gerekçesiyle reddedilir ve başvuru da iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunur.
  4. Bazı istisnai durumlar hariç, AİHM’ye başvuru yapmadan önce, iç hukuk yollarını tüketmek ve özellikle Anayasa Mahkemesine (AYM) başvuruda bulunmak gerekir. Ancak özellikle 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tutuklananların hem AYM’ye hem de AİHM’ye başvuru yapmalarını engellemek için akla hayale gelmeyen zorluklar çıkarılmakta, kanunlarda yer almayan şartlar ileri sürülmektedir. İlgili kanun hükümleri öngörmemesine rağmen, AYM başvurusunun doğrudan başvurucu tarafından yapılması gerektiği şart koşulmakta, bir yakının cezaevine başvuru formu ile gidip tutukluya bu formu ulaştırması ve imzalatması fiilen engellenmektedir. Bugüne kadarki cezaevi giriş uygulamaları dikkate alındığında, dışarıda hazırlanmış başvuru formları tutuklu olan başvurucuya imzalatmak için cezaevi içerisine sokulmamaktadır. Cezaevi şartlarında hukukçu olanların dahi eksiksiz bir başvuru formu hazırlaması mümkün değilken, hukukçu olmayanların, hukuki destek almadan başvuru formu hazırlaması imkânsızdır. Bu nedenle tutuklu yakınlarının dışarıda hazırladıkları başvuru formlarını cezaevine sokmamak ve başvurucuya imzalatmamak, tek başına başvuru yapmayı fiilen engellemek anlamına gelir. Tüm bu engelleri aşmanın yolları bulunmaktadır. Ancak her durumda söz konusu engellerin yazılı belgelerle ispatlanması gerekir.
  5. AYM’ye başvurunun fiilen engellendiğini ispatlayabilmek için, başvurucu yakınlarının, öncelikle internet sitemizde yer alan örnek başvuru formlarından ilgili olanını kullanarak, bir AYM başvuru formu hazırlaması gerekir. Aynı konuda ayrıca bir de AİHM başvuru formu hazırlanmalıdır: Örneğin, tutuklamanın özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiğine ve 10 civarında hak ihlaline neden olduğuna dair AYM başvuru formu örneği sitede yer almaktadır. Bu form başvurucunun durumuna uyarlanarak hazırlanabilir. (AYM BAŞVURUSU). Aynı zamanda tutuklu olan her başvurucunun, sadece üç hak ihlali ile ilgili olarak, AYM’ye başvurmadan doğrudan AİHM’ye yapabileceği bir AİHM başvuru örneği de yine aynı bölümde yer almaktadır (Doğrudan AİHM’ye başvuru yapabilmenin gerekçeleri başvuru formunun 10. sayfasında açıklanmıştır.). Bu başvuru formunu da eksiksiz olarak doldurarak yazıcıdan bir örnek alınız (AİHM ANA BAŞVURUSU).
  6. Aynı durum KHK ile ihraç edilenler için de geçerlidir. Bu açıdan ilk olarak sitede yer alan AYM başvuru örneğini, daha sonra da AİHM başvuru örneğini başvurucunun durumuna uyarlayarak “AYM BAŞVURUSU” ile “AİHM ANA BAŞVURUSUNU” hazırlayabilirsiniz. Bahse konu başvuruların eksiksiz olarak nasıl hazırlanacağı ilgili bölümlerde açıklanmıştır; onlardan yararlanınız.
  7. Hem AYM başvurusu hem de AİHM ana başvurusunun konusunu herkes açısından önceden kestirmek mümkün olmadığı için, bu açıdan, sitemizdeki diğer başlıklar altındaki bilgi ve başvuru örneklerinden yararlanmanızı öneririz.
  8. Yukarıda belirtilen şekilde hazırlanan AYM ve AİHM ANA BAŞVURU formlarını başvurucuya imzalatmak için öncelikle cezaevi yönetimine yazılı bir dilekçe ile (Ek-1 Cezaevi Dilekçe Örneği – I) başvurulması gerekir. Bu dilekçeye, AYM başvurusu için imzalanması gereken sayfanın (Ek-2 AYM Başvurusu İçin İmza Sayfası) ve AİHM ANA BAŞVURUSU için yetki belgesine ilişkin 3. sayfanın da eklenmesi gerekir (AİHM başvuru formunun 3. Sayfası – temsilciye ilişkin bilgiler ve yetki belgesi).
  9. AYM başvurusu için avukatınız yoksa başvuruyu sadece başvurucu imzalayabilir. AYM başvurusu için imzalatılacak sayfayı, hazırladığınız AYM başvuru formunun son sayfasından ayırarak dilekçeye ekleyebileceğiniz gibi, ekranın size göre sol tarafında yer alan metni de (Ek-2) bu amaç için kullanabilirsiniz.
  10. Belirtilen şekilde hazırlanan dilekçe ve ekleriyle birlikte başvurucunun bulunduğu cezaevine gidilerek, bu dilekçe ve eklerini cezaevi idaresine sununuz. Eğer cezaevi girişinde el koyarlarsa, AYM ve AİHM’ye başvuru yapmak için cezaevi idaresine sunulmak üzere hazırlanmış dilekçeler olduğunu hatırlatınız. İmzalatmaya izin verilirse sorun çözülmüş olacaktır; bu durumda AYM başvurusu için imzalanmış sayfayı, daha önce hazırladığınız AYM başvuru formuna ekleyerek başvuru formunu tamamlamış olacaksınız. Bu formu bir mahkemeye başvurarak, usule uygun şekilde AYM’ye başvuru yapabilirsiniz. AİHM ANA BAŞVURUSU için de 3. sayfada yer alan yetki belgesi kısmı başvurucu tarafından imzalanmış olacağı için, bu sayfa başvuru formuna 3. sayfa olarak eklenerek, AYM başvurusunu yaptıktan hemen sonra (birkaç gün içerisinde), söz konusu başvuruyu AİHM’ye kargo ile gönderebilirsiniz.
  11. Eğer cezaevi idaresi, sunduğunuz dilekçeyi alıp gereğini yapmazsa ya da talebi reddedip dilekçeyi ve eklerini dahi almaz ve işleme koymazsa, bu durumda cezaevinden çıktıktan sonra bir tutanak tutarak (Ek-3 Tutanak) yaşadığınız olayları bu tutanağa el yazısı ile ayrıntılı olarak yazıp, kayıt altına alınız. Bu açıdan sitede yer alan tutanaktan yararlanabilirsiniz; ancak bu tutanak sadece bir örnek olup, sizlerin hazırlayacağı tutanağa yaşadığınız olayları birebir aktarmanız gerekmektedir. Eğer mümkünse tutuklu kişiyi en az iki yetişkin (18 yaşından büyük) olarak ziyarete gidiniz ve bu yaşananları yazacağınız tutanağa, diğer kişinin “tanık” olarak imza atmasını sağlayınız. Varsa üçüncü veya dördüncü kişi de tanık olabilir. Mümkünse, söz konusu tarihte cezaevine gittiğinizi gösteren ve cezaevi önünde, cezaevinin isminin de görüneceği şekilde, kendinizin ve tanık olarak bulunan yakınınınız birlikte fotoğrafını çekiniz ve bu fotoğrafı da başvuru formuna kanıt olarak ekleyiniz. Belirtilen gün ve saatte cezaevine gidildiğini ispatlama açısından, cezaevine yakın bir yerden cep telefonu veya fotoğraf makinası ile cezaevi yazısının da göründüğü bir fotoğraf çekebilirsiniz. Buna da izin verilmezse, bu hususu da tutanağa yazabilirsiniz. Çekilecek fotoğraf üzerinde tarih ve saat yazılı olursa daha iyi olur. Tüm bunları, AİHM’ye yapacağınız başvuru formunun eklerinde, delil olarak kullanabilirsiniz.
  12. Talebinizin reddi halinde veya dilekçenize el konulup iade edilmemesi durumunda, durumu yetkililere (AYM ve AİHM’ye başvuru yapmak için dilekçenin verildiğini) anlatarak, imzalatmama konusunda cezaevi idaresinden yazılı bir belge isteyiniz veya bu dilekçeye talebin reddedildiğinin yazılıp size iade edilmesini talep ediniz. Yazılı bir ret belgesi vermez veya dilekçeye de talebin reddedildiğini kaydetmezlerse, görevlilerle tartışmadan cezaevinden ayrılınız. Bu durumda, yukarıda belirtilen tutanağa ve başvuru formuna “Talebin reddedildiği ve ret nedeni belirtilmediği gibi, talebin reddine ilişkin herhangi bir belge de talep etmeme rağmen cezaevi idaresince verilmedi” şeklinde yazınız. Bu durumun kanıtı olarak, “Tutanak” olarak hazırladığınız belgeyi başvuru formuna ekleyiniz. Cezaevinde yaşadıklarınızı AİHM başvuru formunun ilgili kısımlarında (s. 5-7) da ayrıntılı olarak açıklayınız.
  13. Eğer cezaevi idaresi AYM ve/veya AİHM başvuru formlarının tamamını görmek istediğini ve ancak bu durumda ilgili sayfaların imzalatılmasını sağlayacağını ileri sürerse, bu türden bir hakları olmadığını hatırlatınız. Cezaevi yönetiminin AYM ve AİHM’ye gönderilecek başvuru formlarının içeriğini görme hakkının olmadığını, aksi durumun tek başına AİHS’nin 34. Maddesini ihlal edeceğini belirterek, kendilerine bu türden bir haklarının olmadığını nazikçe hatırlatıp, kendilerinden ilgili belgelerin imzalatılmasını isteyiniz; aksi halde AİHS’nin 6/1 ve 34. maddelerinin ihlal edileceğini belirtebilirsiniz. Eğer buna rağmen reddederlerse, görevlilerle tartışmadan cezaevinden ayrılıp yaşadıklarınızı tutanağa kaydediniz.
  14. Devletin veya kamu görevlilerinin dava açmak (AİHS m. 6/1) veya başvuru yapmak (AİHS m. 34) için bireylere zorluk çıkarma gibi bir yetkileri bulunmamaktadır. Hatta bu türden fiili engeller ceza kanunu anlamında suçtur. Kanunların bireylere verdiği dava açma hakkını engelleyenler en hafif ifade ile görevi kötüye kullanma suçu işlemiş olurlar. Bu engelleri kanıtlarsanız, zamanaşımı süresi dolmadan (örneğin beş yıl içerisinde), delilleriyle suç duyurusunda bulunup ilgililerin cezalandırılmasını da sağlayabilirsiniz. Bu açıdan hazırladığınız her bir belgenin birer fotokopisini mutlaka saklayınız. Bu eylem aynı zamanda disiplin suçu da oluşturur ve memurun kamu görevinden atılmasına yol açabilir. Yetkili disiplin kuruluna disiplin suç duyurusunda da bulunabilirsiniz.
  15. Mümkünse yaşadıklarınızı ayrıntılı olarak ve tarih ve saat belirterek anlatacağınız bir dilekçe ile adliyeye giderek Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulununuz (Ek-4 Suç Duyurusu). Suç duyurusu dilekçesine, ek olarak cezaevi idaresine vermeye çalıştığınız dilekçenin ve tuttuğunuz tutanağın birer fotokopisini ekleyiniz. Suç duyurusu yaptıktan sonra soruşturma numarası alınız. Suç duyurusuna ilişkin dilekçenin fotokopisini de hazırlayıp, suç duyurusu dilekçesinin de bir örneğini saklayınız. Örneğini sakladığınız dilekçenin üzerine soruşturma numarasını da yazarak, suç duyurusuna dair dilekçeyi de AİHM başvuru formuna ekleyiniz. İddialarınız açısından en önemli kanıt, diğerlerine ek olarak, bu suç duyurusu dilekçesi ve soruşturma numarası olacaktır.
  16. Ancak suç duyurusunu daha sonra yapmayı uygun görüyorsanız, başvuru yaptığınız aşamada, şimdilik sadece diğer belgeleri (özellikle cezaevine vermeye çalıştığınız dilekçe ve tutanak) başvuru formuna ekleyiniz. Ayrıca başvuru formuna, daha sonra suç duyurusunda bulunacağınızı yazarak, suç duyurusunda bulunduktan sonra dilekçe ve soruşturma numarasını Mahkemeye bildireceğinizi de belirtiniz. Başvuru formunun 10. Sayfasının son bölümüne şu ifadeyi ekleyebilirsiniz: “Anayasa, AİHS ve kanunları uygulamamak hem ceza kanunu hem de disiplin hukuku anlamında suç olduğu için, başvuru yapmayı fiilen engelleyen kamu görevlileri hakkında hem disiplin soruşturması hem de ceza soruşturması açılması için suç duyurusunda da bulunulacaktır. Suç duyurusunda bulunduktan sonra, bu konudaki dilekçe ile soruşturma numarasını daha sonra Mahkemenize bildireceğim.”
  17. Kısaca, usule uygun olarak AYM’ye ve AİHM’ye başvuru yapmak için elinizden gelen her şeyi yaptığınızı, buna rağmen cezaevinde tutuklu olan başvurucu ile görüştürülmediğinizi veya AYM başvuru formunun ve AİHM yetki belgesinin imza kısmını imzalatmaya izin verilmediğini, engel çıkarıldığını ve mahkemeye erişimin (AYM) ve bireysel başvuru hakkının (AİHM) kamu görevlileri tarafından bilinçli olarak engellendiğini delillendirmiş olacaksınız. Bu sorunu belirtilen şekilde, delilleriyle başvuru formunda açıklamanız mümkün olabilecektir. Vekâlet ilişkisi kurmanın mümkün olmadığı ve bu nedenle mahkemeye (AYM’ye) erişimin imkânsız olduğunu AİHM önünde göstermiş ve kanıtlamış olacaksınız.
  18. Bu türden bir durumda iki temel hakkın ihlali oluşmaktadır. Bir taraftan Anayasa Mahkemesine başvuru fiilen engellendiği için iç hukukta bir mahkemeye erişim engellendiğinden mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır. Diğer taraftan da AİHM’ye başvuru yapmak için yetki belgesinin imzalatılmasına izin verilmediği için AİHS’nin 34. maddesinde korunan bireysel başvuru hakkı ihlal edilmiş olacaktır. Bu durumda doğrudan AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz; söz konusu iki hak ihlaline ilişkin hazırlanmış örnek AİHM başvuru formu, ekranın size göre sol tarafında yer almaktadır (Ek-5 AİHM Başvuru Formu – I). Onu kullanarak doğrudan AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz. Yukarıda belirtilen belgeler (cezaevine sunulmaya çalışılan dilekçe, tutanak ve/veya suç duyurusu) başvuru formuna eklenmek zorundadır.
  19. Bu durumda Ek-5 AİHM Başvuru Formu – I, yukarıda belirtilen AİHM ana başvurusundan ayrı bir başvuru olup, bu başvurunun ekine hem yukarıda belirtilen AYM başvuru formunu hem de diğer ekleri eklemeniz gerekmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi başvuru formunun ilgili bölümlerinde belirtilmiştir. Ayrıca AİHM ANA BAŞVURUSUNU da ikinci bir başvuru olarak ekleriyle birlikte aynı zarfa koyarak güvenli bir kargo ile AİHM’ye gönderebilirsiniz. Ancak her iki başvuru ve eklerinin karışmaması için önce ayrı ayrı zarflara koyup, daha sonra her ikisini tek bir zarfa koyarak kargoya vermenizde yarar vardır. Her iki zarfta iki ayrı başvuru olduğunu belirttiğiniz bir bilgi notu yazıp, iki zarfla birlikte ana zarfa koyunuz. AİHM ANA BAŞVURUSUNA iç hukuk yollarının (AYM’nin) çıkarılan fiili engeller nedeniyle de etkisiz olduğu için AİHM’ye başvurulduğunu bilgisini de başvuru formunun 10. sayfasının son kısmına yazınız. Şu cümleyi ekleyebilirsiniz: “Başvurucunun Anayasa Mahkemesine başvuru yapması cezaevi idaresinin engellemeleri nedeniyle fiilen mümkün olmamıştır. “Tutanak” isimli belgede yazılanlardan anlaşılacağı gibi, başvuranın AYM’ye başvuru yapması, formu imzalamasına izin verilmeyerek fiilen engellenmiştir. Bireylerin doğrudan başvuramadığı ve başvuru için engeller çıkarılan kanun yolları AİHM anlamında etkisiz olup tüketilmesi gerekmez; bu nedenle de doğrudan AİHM’ye başvurulmuştur.
  20. Belirtilen şekilde hazırlanan iki ayrı AİHM başvuru formunun sadece üçüncü sayfasında yetki belgesine ilişkin 33 ve 34. kutucuklarını boş bırakınız ve aşağıda açıklandığı gibi, AİHM’ye bir dilekçe yazarak, yetki belgelerini cezaevi idaresinin imzalatmaya izin vermediğini belirtip, AİHM’den yetki belgelerini adresi belirtilen cezaevine gönderip başvurucuya imzalatmasını ya da başvuruları bu şekilde kabul etmesini talep ediniz (Örnek dilekçe: Ek-8 AİHM Dilekçesi (Başvuru Formunu İmzalatma Amaçlı).II- SADECE AİHM’YE BAŞVURU YAPMA DURUMU
  21. Yukarıda belirtildiği gibi, bazı durumlarda AYM’ye başvurmadan doğrudan AİHM’ye başvuru yapmak mümkündür. Bu türden durumlarda aşağıdaki açıklamaları dikkate alarak, tutuklu yakınınız adına AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz.
    Sorun: Sadece AİHM’ye Başvuru Yapmanın Fiilen Engellenmesi
  22. Bazı başvurucular açısından iç hukuk tükenmiş (AYM karar vermiş) olabilir veya ihlal kanundan doğduğu için doğrudan AİHM’ye başvuru yapma hakkı doğmuş olabilir. Veya yukarıda açıklanan sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadıkları örneğinde olduğu gibi, AYM’nin daha önce verdiği ve başvurucu aleyhine olan kararlar bulunabilir. Bu durumda artık AYM’ye başvurmadan doğrudan AİHM’ye başvuru yapmak gerekir. Ancak AİHM’ye başvuru yapabilmek için tutuklu olan başvurucunun bir yakınına yetki vermesi en doğru yöntem olarak görünmektedir. Bunun için AİHM başvuru formunun üçüncü sayfasının (yetki belgesi) doldurulması ve hem başvurucu hem de temsilci tarafından imzalanması gerekir. Yukarıda belirtilenlerden anlaşılacağı gibi, AİHM başvuruları açısından da, yetki belgesi imzalatmak için cezaevi yönetimlerince bilinçli olarak engeller çıkarılmaktadır.
    Çözüm:
  23. AİHS’nin 34. maddesine göre, Sözleşmeye taraf devletler, bireylerle AİHM arasındaki yazışmalara ve mektuplara kesinlikle dokunamazlar. AİHM’ye gönderdiği üzerinde yazılı olan bir mektup, dokunulmadan, incelenmeden, içeriğine bakılmadan AİHM’ye ulaştırılmak zorundadır. Değil fiilen engelleme, bir tutuklunun AİHM’ye gönderdiği herhangi bir mektubu açıp incelemek tek başına doğrudan AİHS’nin 34. Maddesini ihlal eder. Cezaevi görevlileri, AİHM’ye gönderildiği üzerinde yazılı olan mektupları açamaz, inceleyemez ve AİHM’ye ulaştırılmasını engelleyemezler. Aksi durum tek başına AİHS’nin 34. Maddesini ihlal eder ki, bu durumda iç hukukta hiçbir kanun yolunu tüketmeden, doğrudan AİHM’ye başvuru hakkı doğar. 15 Temmuz 2016 tarihli menfur darbe girişimi sonrası tutuklananlara cezaevi idarelerince akla hayale gelmez engeller çıkarıldığı herkesin malumu olup, bu engellere ilişkin talimatların bizzat ilgili bakanlıklar tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Bu türden fiili engellerle karşılaşan tutuklular ve yakınları, yukarıda belirtilen bilgiler ışığında, aşağıdaki yöntemi izleyerek bu sorunu aşabilirler.
  24. Eğer başvurucu tutuklu ise, AİHM’ye yapılacak başvuruları tutuklu kişinin bir yakını, onun temsilcisi sıfatıyla yapabilir. İlk başvuru aşamasında temsilcinin avukat olması şart değildir. Yukarıda açıklandığı gibi, engelleri aşmak veya delillendirmek için, ilk olarak, AİHM’ye yapacağınız (AİHM) ANA BAŞVURU FORMUNU doldurup özellikle 3. Sayfasının yazıcıdan çıktısını alınız. Ana başvuru formunun konusunu, tutuklama nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkı oluşturabileceği gibi, KHK ile ihraç da oluşturabilir. Bu konularda sitemizdeki diğer bölümlere bakınız. Başvuru formunun 3. Sayfasında 18. kutucukta yer alan bilgiyi kontrol edip, başvurucunun eşi değilseniz, “eşi” ibaresini silerek, yerine kendi sıfatınızı (kızı/oğlu/babası/kardeşi) bu kısma yazınız. 36. kutucuğa cezaevine imzalatmak için gittiğiniz tarihi attıktan sonra, 35. kutucuğu (Temsilcinin imzası) imzalayınız.
  25. AİHM başvuru formunu isterseniz AİHM internet sitesinden de indirebilirsiniz. Sırasıyla www.echr.coe.int / applicants / other languages / Türkçe / başvuru formuna tıklayınız. AİHM başvuru formunu açabilmek için bilgisayarınızda Adope Reader 9 veya Foxit Reader 7 programlarından biri yüklü olmalıdır; yoksa internetten indirebilirsiniz.
  26. İkinci olarak, üçüncü sayfanın son kısmındaki yetki belgesinde yer alan “başvurucunun imzası” bölümünü imzalatmak için tutuklu kişinin bulunduğu cezaevine bir dilekçe ile başvurunuz (Ek-6 Cezaevi dilekçe örneği – II (AİHM)). Cezaevi idaresine hitaben hazırlayacağınız dilekçe ekine AİHM başvuru formunun üçüncü sayfasını da, doldurulmuş, temsilci kısmı imzalanmış ve tarih atılmış olarak ekleyiniz. Bu dilekçede, “AİHM’ye tutuklu yakını olarak A… B… adına başvuru yapacağınızı, kendisinin yetki belgesini imzalaması gerektiğini ve ekteki yetki belgesinin bir cezaevi görevlisi tarafından tutuklu başvurucuya imzalatılıp size verilmesini ya da bu belgeyi imzalatmak amacıyla kendisiyle görüşmek istediğinizi” belirtiniz.
  27. Eğer bu talebiniz reddedilir veya fiilen engel çıkarılır ya da dilekçeniz işleme dahi konmazsa, bu durum fiilen AİHS’nin 34. maddesinde korunan “bireysel başvuru yapma hakkının” ihlaline yol açar. AİHS, Türk Hukukunda doğrudan uygulanma etkisi olan bir Sözleşme olup kamu görevlileri yasaların üzerinde olan AİHS’de öngörülen hükümleri (AİHS m. 34) bilerek uygulamazlarsa görevi kötüye kullanma suçu işlemiş olurlar. Anayasa, AİHS ve kanunları bilerek uygulamamak açık bir görevi kötüye kullanma suçu oluşturur. Mümkün olursa, bu durumu talebinizi reddeden görevliye hatırlatınız ve daha sonra hazırlayacağınız tutanağa da hatırlattığınızı yazınız.
  28. Üçüncü olarak yaşadıklarınızı anlatan bir tutanak tutunuz. Cezaevi çıkışında aynen yukarıda belirtildiği gibi, bir tutanak tutarak yaşadıklarınızı saat belirterek kayıt altına alınız. Varsa tanık olan yakınlarınızı da tanık sıfatıyla tutanakta gösterip, onlara da imza attırınız. Bu tutanakta AİHM’ye başvuru yapmak için yetki belgesini imzalatmak amacıyla … tarihinde … Cezaevi Müdürlüğüne başvurduğunuzu yazınız; bu tutanakta artık AYM’den bahsetmeyiniz (Bu açıdan da Ek-3 Tutanak  isimli örnek tutanaktan yararlanabilirsiniz).
  29. Dördüncü olarak, yaşadıklarınızı ayrıntılı olarak ve tarih ve saat belirterek anlatacağınız bir dilekçe ile Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulununuz. Suç duyurusuna, cezaevi idaresine vermeye çalıştığınız dilekçenin ve cezaevi çıkışında tuttuğunuz tutanağın birer fotokopisini de delil olarak ekleyiniz. Mümkünse benzer bir dilekçeyi de, disiplin suçu işlediği gerekçesiyle memurun bağlı olduğu devlet kurumuna veriniz. Suç duyurusu yaptıktan sonra soruşturma numarası alınız. Suç duyurusuna ilişkin dilekçenin fotokopisini de hazırlayıp bir örneğini saklayınız ve bu fotokopinin üzerine, aldığınız soruşturma numarasını yazınız. (Ek-4 Suç Duyurusu isimli örnekten yararlanınız.)
  30. Ancak suç duyurusunu daha sonra yapmayı uygun görüyorsanız, başvuru yaptığınız aşamada, şimdilik sadece diğer belgeleri (özellikle cezaevine vermeye çalıştığınız dilekçe ve tutanak) başvuru formuna ekleyiniz. Ayrıca başvuru formuna, daha sonra suç duyurusunda bulunacağınızı yazarak, suç duyurusunda bulunduktan sonra dilekçe ve soruşturma numarasını Mahkemeye bildireceğinizi de belirtiniz. Başvuru formunun 10. Sayfasının son bölümüne şu ifadeyi ekleyebilirsiniz: “Anayasa, AİHS ve kanunları uygulamamak hem ceza kanunu hem de disiplin hukuku anlamında suç olduğu için, başvuru yapmayı fiilen engelleyen kamu görevlileri hakkında hem disiplin soruşturması hem de ceza soruşturması açılması için suç duyurusunda da bulunulacaktır. Suç duyurusunda bulunduktan sonra, bu konudaki dilekçe ile soruşturma numarasını daha sonra Mahkemenize bildireceğim.”
  31. Bu işlemleri yaptıktan sonra beşinci olarak, başvuru formunu eksiksiz olarak doldurup, sadece 3. Sayfada 33 ve 34. kutucukları (başvurucunun imzası ve tarih kısımlarını) boş bırakınız. Bu şekilde hazırladığınız başvuru formu ve eklerini AİHM’ye gönderiniz. AİHM’ye yapacağınız bu başvuruda yukarıdakinden farklı olarak sadece AİHS’nin 34. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürünüz (Ek-7 AİHM Başvuru Formu – II). Çünkü bu durumda doğrudan AİHM’ye yapılan başvurular için çıkarılan fiili engeller söz konusu olup, yukarıdaki durumdan farklı olarak AYM’ye herhangi bir başvuru söz konusu değildir.
  32. Bu durumda da hem AİHM ANA BAŞVURUSUNU hem de AİHS’nin 34. Maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğünüz ikinci başvuru formunu (Ek-7 AİHM Başvuru Formu – II) ayrı ayrı doldurup, sadece 3. Sayfada 33. ve 34. kutucukları boş bırakarak, bu iki başvuruyu ekleriyle birlikte kargoya vermelisiniz. Her iki başvuruya kendisine özgü ekleri eklemeniz ve her birini farklı zarflara koyup daha sonra her ikisini tek zarfa koyarak postaya vermeniz doğru olur. Yine her iki zarfta farklı iki başvuru olduğunu da bir A4 kağıda yazıp zarflarla birlikte kargo zarfının içerisine yerleştiriniz.
  33. Bu durumda başvuruya ek olarak AİHM’ye bir de dilekçe yazınız. Bu dilekçede içerik olarak şunları belirtiniz: “Başvurucunun yakını ve temsilcisi olduğunuzu, kendisinin tutuklu olduğunu ve cezaevinden başvuru yapamadığını, yetki belgesine ilişkin sayfayı imzalatmak için cezaevine başvurduğunuzu, ancak cezaevi idaresinin bu duruma engel olduğunu, fiilen başvuru yapılmasını engellediğini, bu çerçevede suç duyurusunda bulunduğunuzu veya bulunacağınızı ve suç duyurusuna “2016/… soruşturma numarası” verildiğini veya soruşturma numarası aldıktan sonra bu husustaki dilekçe ile numarayı Mahkemeye sunacağınızı” mektupta ifade ediniz. (İnternet sitemizde yer alan Ek-8 AİHM Dilekçesi (Başvuru Formunu İmzalatma Amaçlı) örneğinden yararlanınız). Daha sonra bu dilekçeyi başvuru formunun ön kapağı olarak koyunuz; sonra başvuru formunu ve daha sonra sırasıyla ekleri (cezaevine sunulan dilekçe, tutanak, suç duyurusuna ilişkin dilekçe ve soruşturma numarası) ekleyiniz.
  34. AİHM’ye yazacağınız dilekçede, başvuru formunun yetki belgesine ilişkin üçüncü sayfasının “başvurucu imzası” kısmını, çıkarılan fiili engeller nedeniyle imzalatamadığınızı belirtiniz. Aynı dilekçede, “Başvuru formunun, başvurucunun bulunduğu cezaevine AİHM tarafından gönderilip, başvurucuya imzalatılarak AİHM’ye geri gönderilmesini veya başvuruların bu şekilde kabul edilmesini” AİHM’den talep ediniz. Örnek dilekçede bu hususlara değinilmiştir. Ayrıca başvurucunun bulunduğu cezaevinin adresini de eksiksiz olarak dilekçede belirtiniz.
  35. Başvuru formları ile eklerinin birer fotokopisini mutlaka saklayınız.
  36. Beşinci olarak, belirtilen şekilde hazırladığınız dilekçe, başvuru formu ve eklerini UPS ya da DHL gibi güvenli kargo aracılığıyla AİHM’ye gönderiniz. Normal postada kaybolma (açık yazalım; yukarıdaki uygulamaları yapanların yok etme) ihtimaline binaen en azından iadeli taahhütlü gönderiniz ve başvurunun AİHM’ye ulaşıp ulaşmadığını da kontrol ediniz. Gönderi belgelerini saklayınız.
  37. Başvuruyu temsilci olarak yapan kişi, 3. sayfadaki “temsilcinin imzası” bölümü ile son sayfadaki imza bölümünü imzalamış olmalıdır. Aynı bölümlere tarih de yazılı olmalıdır. Temsilci, adres olarak da son sayfaya kendi adresini yazmalıdır. Mahkeme son sayfada yazılı olan adresle yazışacaktır. Bu durumları her iki başvuru formu için de yapmalıdır.
  38. Unutulmamalıdır ki, AİHS’nin 34. maddesi OHAL durumunda dahi askıya alınamaz. Devletler savaş durumunda dahi bireylerin AİHM ile yazışmalarını ve başvuru yapmasını fiilen de olsa engelleyemez. Bu türden fiili engellerle karşılaşanlar, bu engel nedeniyle Sözleşmenin 34. maddesinin de ayrıca ihlal edildiğini ileri sürebilirler. Bunun için ayrı bir başvuru formu doldurarak yeni bir başvuru yapılabilir. Bu şikâyet açısından altı aylık başvuru süresi fiili engelin yaşandığı günden itibaren işlemeye başlar ve iç hukukta başvurulacak hiçbir merci de yoktur. Bu şikâyet açısından doğrudan AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz. AİHS’nin 34. maddesine ilişkin ayrı bir başvurunun nasıl doldurulacağı aşağıda açıklanmış olup, yukarıda belirtilen iki örnek başvuru formu da bu çerçevede hazırlanmıştır.AİHS’nin 34. Maddesinin ihlaline dair başvuru formu nasıl doldurulmalıdır?
  39. Bu metinde belirtilen engellerin tümü AİHS’nin 34. maddesinde koruma altına alınan bireysel başvuru yapma hakkını ihlal eder. Bu yönde geçmişte özellikle Doğu Bloku ülkeleri olarak adlandırılan ülkeler aleyhine AİHM’nin verdiği birçok karar vardır. Ayrıca, AİHM’ye yaptığınız herhangi bir başvuru nedeniyle herhangi bir disiplin ya da ceza soruşturmasına muhatap olursanız, bu durum hem AİHS’nin 34 hem de ifade özgürlüğünü koruyan 10. maddesini ihlal eder.
  40. AİHM ile yapılan yazışmaların engellenmesi veya yapılan bir başvuru gerekçe gösterilerek kişi hakkında herhangi bir tedbire başvurulması ya da bir ceza soruşturmasında delil olarak gösterilmesi, sorguda bu hususta sorular sorulması, soruşturmaya bahane yapılması AİHS’nin 34. maddesini açıkça ihlal eder. Sözleşmeye taraf devletler, AİHS’yi imzalayıp onaylayarak, bireysel başvuru yapma hakkını engellememe sözü vermiş, uluslararası alanda yükümlülük altına girmişlerdir. Örneğin internette yer alan tek tip ya da aynı başvuru formu kullanıldığı gerekçesiyle kişiler hakkında soruşturma açılırsa, on binlerce kişiye bu şekilde davranılması, devletin on binlerce kez 34. maddeden mahkûm olmasına yol açar; bunu akıl sağlığı yerinde olan hiçbir yönetici göze alamaz. AİHM kararlarının dünyanın tamamı tarafından takip edildiği yöneticiler tarafından da bilinmektedir. On binlerce kez 34. maddeden mahkûm olmuş bir devletin yöneticilerinin uluslararası alandaki itibarını değerlendirmeye dahi gerek yoktur.
  41. Bu türden ve yukarıda belirtilen türden fiili bir engelleme veya soruşturma ile karşılaşırsanız ya da sorguda bu konuda size sorular sorulursa, AİHS’nin 10. ve 34. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürüp, hiçbir iç hukuk yolunu tüketmeye gerek olmadan, doğrudan AİHM’ye başvurabilirsiniz. Ancak AİHS’nin 10. Maddesinin ihlali açısından aynı anda AYM’ye de başvurmakta yarar var. Bu türden bir başvuruyu sizler de hazırlayabilirsiniz. AİHM başvuru formunun 5-7. sayfalarına kısaca yaşadığınız sürece ilişkin olayları, cezaevi idaresinin engellemelerini veya sorguda sorulan soruları ya da soruşturmanın dayanağı olarak internetten indirdiğiniz başvuru formunu kullandığınızın gösterildiğini ekleriyle anlatıp, 8 ve 9. sayfalara sırasıyla AİHS’nin 10. ve 34. maddelerinin ihlal edildiğini ayrı ayrı yazabilirsiniz. Bu ihlallere delil olarak da, açık bir kaynaktan (internetten) indirdiğiniz başvuru formunu kullandığınız olgusunun ceza soruşturmasına dayanak yapıldığını yazarak, bilgiye erişme hakkınızın ve dolayısıyla ifade özgürlüğünün (AİHS m. 10) ihlal edildiğini ileri sürebilirsiniz.
  42. Ayrıca cezaevi idaresine vermeye çalıştığınız dilekçe ve suç duyurusuna dair dilekçenin fotokopilerini kanıt olarak göstererek, cezaevi idaresinin çıkardığı engelleri belirtip, bu konuda yaşadıklarınızı ayrıntılı olarak yazıp, bu durumun AİHS’nin 34. Maddesini ihlal ettiğini belirtebilirsiniz. Ya da kamuya açık bir kaynaktan elde ettiğiniz başvuru formunu kullanarak AİHM’ye yaptığınız başvuru nedeniyle ceza soruşturmasına maruz kaldığınızı, bu durumun bireysel başvuru yapma açısından tüm insanlar üzerinde caydırıcı etki yapacağını ve sadece AİHM’ye başvuru yapmanın bir ceza soruşturmasına dayanak yapılmasının AİHS’nin 34. maddesini ihlal ettiğini ifade edebilirsiniz. AİHS’nin size tanıdığı bir hakkı kullandığınız için bir ceza soruşturmasıyla karşı karşıya kaldığınızı veya bireysel başvuru yapmanın sorguda suçmuş gibi size soru olarak yöneltildiğini yazıp bu durumun AİHS’nin 34. maddesini ihlal ettiğini ileri sürebilirsiniz. İç hukuk yollarının tüketilmesi (s. 10) bölümüne ise, AİHS’nin 34. maddesinin ihlali açısından iç hukukta başvurulacak etkili hiçbir başvuru merciinin bulunmadığını belirtebilirsiniz. Cezaevi idaresinin fiili engellerinin yaşandığı tarihten veya belirtilen türden bir soruşturmaya muhatap olduğunuzu öğrendiğiniz tarihten ya da sorguda karşılaşacağınız bu türden bir sorudan itibaren hemen ve her halükarda 4 ay (ihtiyaten) içerisinde bu başvuruyu AİHM’ye göndermekte yarar var. Başvuru formunun diğer bölümlerini, internet sitesinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılanlara ilişkin açıklamalarda anlatıldığı şekilde doldurabilirsiniz.
  43. Bu türden bir durumda, usulüne uygun ve delillendirilmiş bir başvuru yapıldığında, AİHS’nin 34. Maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi çok yüksek bir ihtimal olarak gözükmektedir.
  44. Ekranın size göre sol tarafında yer alan örnek başvurular sadece cezaevi idaresinin AYM ve AİHM’ye yapılan başvuruları engellemek için çıkardığı zorluklar göz önüne alınarak hazırlanmıştır. Diğer durumlar (AİHM’ye başvuru yaptığı için bir kişinin sorgulanması gibi) için de, bu başvurular örnek alınıp, gerekçeler ilgili bölümlere yazılabilir.
  45. Son olarak, AİHM’ye başvuru yapmadan önce, cezaevindeki görüşme veya telefon görüşmelerinde, yakınınız olan başvurucuya AİHM’ye başvuru yapacağınızı bildiriniz ve yukarıdaki konularda kendisine bilgi veriniz. Böylece, eğer AİHM imza için kendisine yetki belgelerini gönderirse, onları imzalayıp AİHM’ye göndermesi gerektiğini bilir.

    Aşağıdaki açıklamaları dikkate alarak AİHM başvuru formunun eksik kısımlarını doldurabilirsiniz.
  46. AİHM’ye göndereceğiniz başvuru zarfına, yukarıda belirtilen talep dilekçesi (yetki belgesini başvurucuya imzalatma amaçlı AİHM’ye yazılan dilekçe), başvuru formları ve onların eklerini sırasıyla koymanız yeterlidir. Her bir başvuru formunu ayrı olarak değerlendirip, ona ait ekleri onun devamına ekleyiniz. İlk başvuru formunu (AİHS m. 6/1 ve/veya 34. maddelerinin ihlaline ilişkin başvuru formu), eklerini de ekleyerek ayrı bir zarfa yerleştiriniz. İkinci başvuru formunu da (AİHM ANA BAŞVURUSU) web sitemizde yer alan örnek başvuru formlarından açıklamalarından yararlanarak doldurunuz ve eklerini de ekleyerek ayrı bir zarfa koyunuz. Her iki zarfın üzerine talep dilekçesini ekleyiniz ve tüm bunları kargoya vereceğiniz zarfa yerleştiriniz. Bunların dışında başkaca hiçbir metin veya belge eklemeyiniz. AİHM şekil şartlarını katı bir şekilde yorumlamakta ve en küçük eksiklik veya fazlalıkta başvuruları usulden reddedebilmektedir.
  47. Başvuru formu: İnternet sitesindeki başvuru formlarında kişiye özel bilgilerin yer aldığı sayfalar boş bırakılmıştır. Bu boşlukları aşağıdaki açıklamaları dikkate alarak sizler doldurmalısınız. Başvuru formunu öncelikle bilgisayarınıza kaydediniz; bu form bilgisayarınızda Adobe Reader 9 (www.adobe.com) veya Foxit Reader 7 programları olmadan açılmamaktadır. Bu programlardan herhangi biri bilgisayarınızda yoksa internetten indirebilirsiniz.
  48. Başvuru formunun birinci sayfasında sol tarafta “A.1 – Başvurucu (Gerçek kişi)” başlığı altındaki bölümü (1-9 arası) eksiksiz bir şekilde doldurunuz.
  49. İkinci sayfada herhangi bir değişiklik yapmanıza gerek bulunmamaktadır. İlgili kutucuk işaretlenmiştir.
  50. Başvuru formunun üçüncü sayfasında temsilciye ilişkin bilgiler yer almaktadır. Bu başvuru formunun mantığında, başvuru yapması engellenen siyasi tutukluların yakınlarının onlar adına AİHM’ye başvuru yapması yatmaktadır. Bu nedenle, 3. sayfaya, tutuklu olan başvurucunun bir yakınının ismi yazılarak, ona temsil yetkisi verilerek başvuru yapılması sağlanmaktadır.  Eğer bir avukat ile temsil söz konusu değilse, tutuklunun bir yakını (eşi/babası/reşit kızı veya oğlu/kardeşi) bu sayfanın C.1. Avukat Olmayan Temsilci başlığı altındaki bölümü (18-25 arası) eksiksiz olarak doldurup, 35 ve 36. Kutucuklara da imza ve tarih atmalıdır. 18. Paragrafta “Başvurucunun eşi” ibaresine yer verilmiş olup, temsilci farklı bir sıfata sahipse bu paragrafta değişiklik yapılmalıdır (Başvurucunun babası/kardeşi vb.). Yetki belgesi kısmını kural olarak hem başvurucu hem de temsilci ıslak imza ile imzalamalıdır. Ancak yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, başvurucunun imzalamasına izin verilmediği için, bu türden bir başvuru yapıldığından, başvurucuya ait 33 ve 34. kutucuklar boş bırakılacaktır. Eğer zaten imzalamaya izin verilirse, sadece AİHM ana başvurusu ile AİHM’ye başvuru yapınız. AİHS’nin 6/1 ve/veya 34. maddelerinin ihlali iddialarına dayalı herhangi bir başvuruda bulunmayınız.
  51. Dördüncü sayfa tüzel kişilere ilişkin olup sizi ilgilendirmediği için boş bırakınız.
  52. Başvuru formunun beş, altı ve yedinci sayfaları OLAYLAR konusuna ayrılmıştır. Bu bölümde yazılan olaylar, her bir somut durum bilinmeden, kısa ve örnek mahiyetinde kaleme alınmıştır. Size düşen, bu bölümdeki olayları geliştirmektir. Yaşadığınız olayları saati saatine ve tarih belirterek ayrıntılı olarak Word’da yazınız. Yazdıklarınız Word’da dört sayfayı aşmasın. Daha sonra bu olayları kopyalayıp başvuru formunun 5-7 sayfalarına yapıştırınız. Yazdıklarınızın dayanağı olan belgeleri de, örnek olaylarda olduğu gibi, EK olarak belirtip başvuru formuna ekleyiniz. Eğer yazılı olaylarda fazla bir değişiklik gerekmiyorsa, yazılı olaylardaki boşlukları doldurunuz ve ekleri başvuru formuna ekleyerek başvuruyu tamamlayınız.
  53. Başvuru formunun sekiz ve dokuzuncu sayfaları hak ihlallerine (şikâyetlere) yer ayrılmıştır. Bu bölüme dokunmayınız. Bu bölüm taleplerinize (hak ihlallerine) ilişkin olup lehinize karar çıkmasını istiyorsanız, bu bölümdeki argümanları silmeyiniz. Eklemek istediğiniz benzer argümanlar varsa ekleyebilirsiniz.
  54. Onuncu sayfada, iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin açıklamalar yer almakta olup bu sayfadaki bilgilerde herhangi bir değişiklik yapmanıza gerek yoktur. Sadece altı ay kuralına saygı gösterildiğini göstermek için, AYM başvuru formunun ve AİHM yetki belgesinin imzalatılmasına izin verilmeyen tarihi, boş bırakılan alana yazmanız yeterlidir.
  55. On birinci sayfada sadece sayfanın sonundaki 66 ve 67. paragrafları kontrol ediniz. Eğer AİHM önünde derdest başka bir başvurunuz yoksa bu sayfaya da dokunmayınız. Aksi durumda 66. paragrafta “evet” kutucuğunu işaretleyip, 67. kutucuğa da derdest olan başvurunuzun numarasını yazınız. Eğer henüz bir numara tarafınıza bildirilmediyse, “Henüz başvuru numarası başvurucuya bildirilmemiştir” açıklamasını bu bölüme yazabilirsiniz. 62. ve 63. paragraflara da dokunmayınız.
  56. On ikinci sayfada her bir başvuru açısından eklenmesi gereken ek isimlerine yer verilmiştir. Bu ekleri sizler hazırlayacaksınız. Belirtilen ekleri arka arkaya sırasıyla koyunuz ve her bir sayfanın sağ üst köşesine mavi tükenmez bir kalemle sayfa numarası vererek, ekleri adeta bir kitap şeklinde hazırlayınız. Daha sonra başvuru formunun 12. sayfasında her bir ekin karşısına, o ekin başladığı sayfanın numarasını yazınız. Başvuru formunu ve bu şekilde hazırladığınız ekleri sırasıyla bir araya getiriniz ve zımbalama yapmadan, başvuru formu üste gelecek şekilde, tümünü bir zarfa yerleştiriniz.
  57. Başvuru formunun on üçüncü sayfasında, 70 numaralı kutucuğa başvuruyu postaya vereceğiniz tarihi veya bir gün öncesinin tarihini yazınız. 71. paragrafta “temsilci” kutucuğu işaretlenerek, başvurucuyu temsil eden yakını (3. Sayfada ismi belirtilen kişi) bu kutucuğa imza atmalıdır. 72. Kutucuğa da temsilcinin ismi, soy ismi ve yazışma adresi doğru olarak yazılmalıdır. Bu bilgiler yazışma için gerekli olan bilgilerdir. AİHM bu kısımda verdiğiniz adresle yazışacaktır. Bu adreste değişiklik olursa, zaman kaybetmeden başvuru numarasını da yazdığınız bir mektupla AİHM’ye yeni adresinizi mutlaka bildiriniz; önce fakslayıp daha sonra posta ile Mahkemeye gönderiniz. Ayrıca bu bölümde de “temsilci” kutucuğu işaretlenmelidir.
  58. Bu şekilde ekleri ile birlikte tamamladığınız başvuru formunu zarfa koyduktan sonra, AİHM ANA BAŞVURUSUNU da ayrı bir zarfa koyup, her ikisini bu kez kargo zarfına yerleştiriniz. Yetki belgesini imzalatmak için kaleme alınmış dilekçeyi de her iki başvuru formu ile birlikte kargo zarfına yerleştirdikten sonra, başvuru formunun son bölümündeki adresi (The Registrar, European Court of Human Rights, Council of Europe, 67075 Strasbourg Cedex, France) ana zarf üzerine yazınız. Kendi adres bilgilerinizi de yazıp başvuruyu postaya verebilirsiniz. Başvuruyu DHL veya UPS ya da benzeri güvenli bir kargo ile göndermenizde yarar var. Postada kaybolma ihtimalini düşünerek, haklarınızı kaybetmemek için en azından iadeli taahhütlü gönderiniz ve AİHM’ye ulaşıp ulaşmadığını mutlaka kontrol ediniz. Posta masrafları dâhil yaptığınız tüm masrafların belgelerini saklayınız. İleride ikinci (karşı) görüşlerinizi Mahkemeye sunma aşamasında masraflara ilişkin belgelerin fotokopilerini AİHM’ye sunarak, ihlal kararı verilmesi durumunda, yaptığınız harcamaları geri alabileceksiniz.

Başvuru formunun imzalı bir fotokopisi dâhil, tüm belgelerin ve postaya verme belgesinin birer fotokopisini mutlaka saklayınız. AİHM’ye göndereceğiniz her belgenin fotokopisini gönderiniz; aslını saklayınız. Başvurunuza dair her türlü yeni gelişmeden de mahkemeyi zamanında haberdar ediniz; A4 kâğıda söz konusu gelişmeyi yazarak, başvurucu ismini ve (varsa) başvuru numarasını da yazarak, önce fakslayıp daha sonra da posta yoluyla gönderiniz.

ÖRNEK OLAYLAR

NOT
: Aşağıdaki olaylara Word’da son şeklini vererek, bu olayları ekranın size göre sol tarafında yer alan ilgili AİHM başvuru formunun 5, 6 ve/veya 7. sayfalarına aktarınız. Bu olaylar aşağıdaki şekliyle başvuru formunda da yer almaktadır; eğer fazla bir değişiklik yapmayacaksanız, başvuru formunda da bu değişiklikleri yapabilirsiniz. İsterseniz başvuru formunun 5-7. sayfalarındaki olayları silerek, aşağıdaki olayları durumunuza uydurup, kendi yazdığınız olayları aynı sayfalara aktarabilirsiniz. Eğer önce AYM sonra da AHİM başvurusu yapmak için girişimde bulunduysanız ve bu girişimleriniz engellendiyse, ekrandaki ilk AİHM başvuru formunu doldurunuz. Sadece AİHM’ye başvuru yapmak için girişimde bulunduysanız ve buna engel çıkarıldıysa ikinci başvuru formunu doldurunuz. Aşağıdaki ilk olaylar birinci başvuru formu (AYM+AİHM), ikinci olaylar ise ikinci başvuru formu (sadece AİHM) için hazırlanmıştır.

I. AYM ve AİHM’ye başvuru için girişimde bulunan, ancak bu girişimi engellenenlerin kullanacağı olaylar

  1. Başvurucu eşim/oğlum/kardeşim/babamdır; kendisi bir öğretmen/öğrenci/kamu görevlisi/memur/bankacılık uzmanı/diplomat/asker/polis/kaymakam/hakim/savcı olup, bu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle isimli cezaevinde tutuklu olarak bulunmaktadır.
  2. Kendisi 15 Temmuz 2016 tarihli menfur darbe girişimi sonrası, bu girişimle hiçbir ilgisi olmamasına ve atılı suça dair hiçbir somut suç delili bulunmamasına rağmen, silahlı terör örgütü üyeliği ile suçlanıp tutuklanmış siyasi bir tutukludur. Hayatının hiçbir döneminde en küçük şiddet olayına karışmamış olmasına karşın, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla suçlanıp, delilsiz olarak tutuklanmış bir tutsaktır. Terör suçunun olmazsa olmaz unsuru olan “toplumu dehşete düşüren türden şiddet” (tedhiş) faaliyetlerine dair kendisine ne bir suçlama yöneltilmiş ne de somut delil başlangıcı gösterilmiştir.
  3. Başvurucu tutuklandıktan sonra tutukluluğun Anayasa ve AİHS’ye aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi ve AİHM’ye bireysel başvuruda bulunmak istemiştir.
    VEYA
    Başvurucu tutuklandıktan sonra, bir OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesinin ekindeki listelerde ismine açıkça yer verilerek kamu görevinden de ihraç edilmiştir. Bu ihraç nedeniyle Anayasa Mahkemesi ve AİHM’ye bireysel başvuruda bulunmak istemiştir.
    VEYA
    … konusunda AYM veya AİHM’ye bireysel başvuruda bulunmak istemiştir.
  4. Cezaevi şartlarında kendisinin bu türden başvuruları eksiksiz olarak hazırlaması imkânsız olduğu ve avukat tutma imkânından da madden mahrum olduğumuz için, cezaevinde yaptığımız görüşmede bu konuda tarafımdan yardım istemiştir. Birinci derece akrabası ve temsilcisi sıfatıyla, başvurucu adına yukarıda bahsedilen konuyla ilgili olarak hem Anayasa Mahkemesi (Ek-1) hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM ana başvurusu) sunulmak üzere birer başvuru formu hazırladım. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası yaşanan süreçteki mülkiyet hakkına yönelik hukuk dışı saldırılar nedeniyle, yeterince maddi imkânımız olmadığı için herhangi bir avukat tutmadan, söz konusu başvuru formlarını internetten açık kaynaklardan yararlanarak hazırladım.
  5. Yukarıda belirtilen AİHM ANA BAŞVURUSUNU da bu başvuru ile birlikte Mahkemenize sunuyorum. Her iki başvurunun birlikte incelenerek karara bağlanmasını talep ederim. Ayrıca belirtmek isterim ki, AİHM ana başvurusunda ileri sürülen hak ihlalleri açısından, AYM’ye başvuru yapma aşamasında kamu makamlarının kasti olarak çıkardıkları ve aşağıda belirtilen fiili engeller nedeniyle, Anayasa Mahkemesi etkisiz bir başvuru yoluna dönüşmüştür. Eğer bir mahkemeye erişim kamu organlarınca fiilen ve kasten engelleniyor ve bu engelleme yürütme organı tarafından bilinmesine rağmen ortadan kaldırılmıyor ve hatta teşvik ediliyorsa, doğrudan mahkemeye erişim engellendiği için AYM yolu etkisiz bir başvuru yoluna dönüşür. Bu nedenle söz konusu başvuruda ileri sürülen hak ihlalleri açısından da iç hukukta tüketilmesi gereken etkili bir bireysel başvuru yolu kalmaz. Bireyler bir mahkemeye fiilen engelleme olmadan başvurabiliyorsa, diğer unsurları da varsa, o kanun yolu etkili kabul edilebilir; aksi halde, mahkemeye erişim kamu makamlarınca fiilen engelleniyorsa, o başvuru yolu etkisizdir; etkisiz olan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu yoktur.
  6. tarihinde, yanımda reşit oğlum/kardeşim/babam … olduğu halde, başvurucunun bulunduğu isimli cezaevine gittim. Cezaevi idaresine hitaben yazdığım bir dilekçeye (Ek-2) hem Anayasa Mahkemesi başvuru formunun imzaya ilişkin sayfasının hem de AİHM başvuru formunun yetki belgesine ilişkin üçüncü sayfasının birer örneğini de ekleyerek, başvurucunun bulunduğu cezaevine gittim.
  7. 21 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen Olağanüstü Hal rejimi şartlarında, cezaevi girişlerinde özellikle siyasi tutuklulara yönelik olarak son derece sıkı tedbirler uygulanmakta ve cezaevi içerisine herhangi bir eşya veya belge sokulmasına ve tutuklulara ulaştırılmasına izin verilmemektedir. Hatta tutukluların ihtiyaç duyduğu kışlık elbise gibi en temel ihtiyaç maddelerinin dahi kendilerine ulaştırılmasına aylar sonra izin verilebilmekte, tutuklu yakınlarının götürdüğü dava dilekçesi veya başvuru formu gibi belgelere ise el konulmaktadır.
  8. tarihinde gittiğim cezaevi girişinde üzerim sıkı bir şekilde arandı ve yanımda götürdüğüm dilekçe ile eklerine, üzerimi arayan memurlar tarafından el konuldu. El koyan memura, söz konusu belgeleri cezaevi idaresine sunmak istediğimi ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM’ye yapılacak başvuru formlarının imzaya ilişkin sayfaları olduğunu, tutuklu olan birinci derece akrabama mutlaka imzalatmam gerektiğini belirttim. Eğer bu dilekçeyi sunmam ve belgeleri tutuklu yakınıma imzalatmam engellenirse AİHS’de korunan mahkemeye erişim hakkının (AİHS m. 6/1) ve bireysel başvuru hakkının (AİHS m. 34) ihlal edileceğini ve devletin mahkûm olacağını hatırlatmama rağmen, söz konusu memur dilekçeye ve eklerine el koyup bir daha geri vermediği gibi cezaevi idaresine ulaştırmama da engel oldu. Dilekçe ve eklerine cezaevi girişinde el konulduğu ve cezaevi idaresine sunmamın engellendiği hususunda yazılı bir belge vermelerini talep etmeme rağmen, söz konusu görevli bu türden bir yazılı belge veremeyeceklerini belirterek talebimi reddetti. Tüm bunlar, aynı gün … saatinde, cezaevinin ilgili bölümlerine yerleştirilmiş kameralarının kayıtları altında gerçekleşti.
    VEYA
    tarihinde gittiğim cezaevinde, yanımda götürdüğüm dilekçe ve eklerini cezaevi idaresine sundum. Ancak dilekçemi alan memur bu dilekçeye cevap veremeyeceklerini, tutuklu kişiye de ulaştıramayacaklarını belirterek talebimi reddedip dilekçe ve eklerine el koydu. VEYA Ancak dilekçemi alan memur okuduktan sonra dilekçeyi işleme koymadan, dilekçe ve eklerini tarafıma iade etti. Sorumlu memura, söz konusu belgelerin Anayasa Mahkemesi ile AİHM’ye yapılacak başvuru formlarının imzaya ilişkin sayfaları olduğunu, tutuklu olan birinci derece akrabama mutlaka imzalatmam gerektiğini belirttim. Eğer belgeleri tutuklu yakınıma imzalatmam engellenirse AİHS’de korunan mahkemeye erişim hakkının (AİHS m. 6/1) ve bireysel başvuru hakkının (AİHS m. 34) ihlal edileceğini ve devletin mahkûm olacağını hatırlatmama rağmen, söz konusu memur dilekçeye ve eklerine el koyarak tarafıma da iade etmedi. VEYA söz konusu memur dilekçeyi ve eklerini işleme koymadan ve herhangi bir gerekçe de belirtmeden tarafıma iade etti ve imzaya ilişkin talebimi reddetti. Talebimin reddi hususunda kendilerinden yazılı bir belge veya dilekçemin kenarına talebimin reddedildiği yönünde açıklama yazıp imzalamalarını ve dilekçeyi tarafıma bu şekilde iade etmelerini istedimse de, bu talebim de reddedildi. Tüm bunlar, aynı gün … saatinde, cezaevinin ilgili bölümlerine yerleştirilmiş kameralarının kayıtları altında gerçekleşti.
  9. Bunun üzerine cezaevi çıkışında bir tutanak tutarak yaşadığım tüm olayları saat ve tarih belirterek bu tutanağa kaydettim. Tutanağı cezaevine birlikte gittiğimiz kardeşim/oğlum/babam da tanık olarak imzaladı. (Ek-3) Aynı gün cezaevi çıkışında çektiğimiz fotoğraf da bu durumu göstermektedir (Ek-4).
  10. Bu olayın üzerine, Anayasa, AİHS ve kanunların açıkça tanıdığı bir hakkı kullanmayı engelleyen ve bu hukuk kurallarının emrettiği görevleri bilinçli olarak kasten yerine getirmeyerek suç işleyen kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundum. Bu suç duyurusuna 2017/… soruşturma numarası verildi (Ek-5). Görevi kötüye kullanma suçunun aynı zamanda disiplin suçu da oluşturduğu dikkate alındığında ayrıca kamu görevlisinin bağlı olduğu idareye, cezaevi Cumhuriyet savcılığına bir de disiplin suç duyurusu yaptım.
    VEYA
    Bu olayın üzerine, Anayasa, AİHS ve kanunların açıkça tanıdığı bir hakkı kullanmayı engelleyen ve bu hukuk kurallarının emrettiği görevleri bilinçli olarak kasten yerine getirmeyerek suç işleyen kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunacağım. Görevi kötüye kullanma suçunun aynı zamanda disiplin suçu da oluşturduğu dikkate alındığında, ayrıca kamu görevlisinin bağlı olduğu idareye, cezaevi Cumhuriyet savcılığına bir de disiplin suç duyurusu yapacağım. Bu hususlardaki belgeleri ve gelişmeleri ileride vakit kaybetmeden Mahkemenize ulaştıracağım.
  11. Ancak belirtmek isterim ki, 667 sayılı OHAL KHK’sının 9. Maddesine göre, OHAL’de görev alan kamu görevlilerinin hukuki, idari, mali ve cezai hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu durum da dikkate alındığında, kamu görevlilerinin işlediği suçların soruşturulup sonuca bağlanması imkânsız görünmektedir.

Sonuç olarak, birinci derece yakınım olan başvurucu adına hazırlamış olduğum Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru formunu ve AİHM başvurusu için yetki belgesini başvurucuya imzalatmam, cezaevi idaresince açıkça ve kasten engellenmiştir. Bu nedenle bir taraftan Anayasa Mahkemesine başvuru yapamayarak iç hukukta bir mahkemeye erişim engellendi; diğer taraftan da AİHM’ye başvuru yapma hakkı engellenerek bireysel başvuru hakkını koruyan AİHS’nin 34. maddesi ihlal edildi. Ayrıca, Anayasa Mahkemesine erişim kamu makamlarınca kasten engellenerek, bireylerin doğrudan bu mahkemeye başvurmaları engellenmiş ve böylece başvuru formunda ileri sürülen hak ihlalleri açısından Anayasa Mahkemesinin etkili bir başvuru yolu olma özelliği de ortadan kaldırılmıştır. Tüm bu yaşananlar cezaevi görevlileri, tanıklar, kamera kayıtları altında yaşanmış olup, zaten OHAL rejiminde siyasi tutukluların Anayasa Mahkemesi ve AİHM’ye başvurularını engellemek için bu türden uygulamalar sürekli olarak yapılmaktadır. Bu ihlaller herkes tarafından ve özellikle yürütme organı tarafından bilinmesine rağmen hiçbir tedbir de alınmamakta, hatta yürütmenin emriyle yapıldığı algısı oluşmaktadır. Yürütmenin talimatına rağmen bir memurun Anayasa, AİHS ve yasaları uygulamamasının söz konusu olamayacağı açıktır.

II. Sadece AİHM’ye başvuru yapmak için girişimde bulunan, ancak bu girişimi engellenenlerin kullanacağı olaylar

  1. Başvurucu eşim/oğlum/kardeşim/babamdır; kendisi bir öğretmen/öğrenci/kamu görevlisi/memur/bankacılık uzmanı /diplomat /asker /polis /kaymakam /hakim/savcı olup, bu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle isimli cezaevinde tutuklu olarak bulunmaktadır.
  2. Kendisi 15 Temmuz 2016 tarihli menfur darbe girişimi sonrası, bu girişimle hiçbir ilgisi olmamasına ve atılı suça dair hiçbir somut suç delili bulunmamasına rağmen, silahlı terör örgütü üyeliği ile suçlanıp tutuklanmış siyasi bir tutukludur. Hayatının hiçbir döneminde en küçük şiddet olayına karışmamış olmasına karşın, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla suçlanıp, delilsiz olarak tutuklanmış bir tutsaktır. Terör suçunun olmazsa olmaz unsuru olan “toplumu dehşete düşüren türden şiddet” (tedhiş) faaliyetlerine dair kendisine ne bir suçlama yöneltilmiş ne de somut delil başlangıcı gösterilmiştir.
  3. Başvurucu tutuklandıktan sonra tutukluluğun iç hukuka (özellikle AY m. 19 ve CMK m. 100 vd.) ve AİHS’ye aykırı olduğu gerekçesiyle AİHM’ye bireysel başvuruda bulunmak istemiştir.
    VEYA
    Başvurucu tutuklandıktan sonra, bir OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesinin ekindeki listelerde ismine açıkça yer verilerek kamu görevinden de ihraç edilmiştir. Bu ihraç nedeniyle AİHM’ye bireysel başvuruda bulunmak istemiştir.
    VEYA
    … konusunda AİHM’ye bireysel başvuruda bulunmak istemiştir.
  4. Cezaevi şartlarında kendisinin bu türden bir başvuruyu eksiksiz olarak hazırlaması imkânsız olduğu ve avukat tutma imkânından da madden mahrum olduğumuz için, cezaevinde yaptığımız görüşmede bu konuda tarafımdan yardım istemiştir. Birinci derece akrabası ve temsilcisi sıfatıyla, başvurucu adına yukarıda bahsedilen konuyla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine sunulmak üzere bir başvuru formu (AİHM ana başvurusu) hazırladım. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası yaşanan süreçteki mülkiyet hakkına yönelik hukuk dışı saldırılar nedeniyle, yeterince maddi imkânımız olmadığı için herhangi bir avukat yardımından yararlanmadan, söz konusu başvuru formunu internetten açık kaynaklardan yararlanarak hazırladım.
  5. Yukarıda belirtilen AİHM ANA BAŞVURUSUNU da bu başvuru ile birlikte Mahkemenize sunuyorum. Her iki başvuru formunda ileri sürülen hak ihlallerinin birlikte incelenerek karara bağlanmasını talep ederim.
  6. tarihinde, yanımda reşit oğlum/kardeşim/babam … olduğu halde, başvurucunun bulunduğu isimli cezaevine gittim. Cezaevi idaresine hitaben yazdığım bir dilekçeye (Ek-1) AİHM başvuru formunun üçüncü sayfasını eksiksiz olarak doldurup, temsilci kısmını imzaladıktan sonra, yetki belgesindeki başvurucunun imzası bölümünü başvurucunun imzalaması için üçüncü sayfayı dilekçeye ekleyerek, başvurucunun bulunduğu cezaevine gittim.
  7. 21 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen Olağanüstü Hal rejimi şartlarında, cezaevi girişlerinde özellikle siyasi tutuklulara yönelik olarak son derece sıkı tedbirler uygulanmakta ve cezaevi içerisine herhangi bir eşya veya belge sokulmasına ve tutuklulara ulaştırılmasına izin verilmemektedir. Hatta tutukluların ihtiyaç duyduğu kışlık elbise gibi en temel ihtiyaç maddelerinin dahi kendilerine ulaştırılmasına aylar sonra izin verilebilmekte, tutuklu yakınlarının götürdüğü dava dilekçesi veya başvuru formu gibi belgelere ise el konulmaktadır.
  8. tarihinde gittiğim cezaevi girişinde üzerim sıkı bir şekilde arandı ve yanımda götürdüğüm dilekçe ile ekine, üzerimi arayan memurlar tarafından el konuldu. El koyan memura, söz konusu belgeleri cezaevi idaresine sunmak istediğimi ve AİHM’ye yapılacak başvuru formunun imzaya ilişkin sayfası olduğunu, tutuklu olan birinci derece akrabama mutlaka imzalatmam gerektiğini belirttim. Eğer bu dilekçeyi sunmam ve belgeyi tutuklu yakınıma imzalatmam engellenirse AİHM’ye bireysel başvuru yapma hakkının (AİHS m. 34) ihlal edileceğini ve devletin mahkûm olacağını hatırlatmama rağmen, söz konusu memur dilekçeye ve ekine el koyup bir daha geri vermediği gibi cezaevi idaresine ulaştırmama da engel oldu. Dilekçe ve eklerine cezaevi girişinde el konulduğu ve cezaevi idaresine sunmamın engellendiği hususunda yazılı bir belge vermelerini talep etmeme rağmen, söz konusu görevli bu türden bir yazılı belge veremeyeceklerini belirterek talebimi reddetti. Tüm bunlar, aynı gün … saatinde, cezaevinin ilgili bölümlerine yerleştirilmiş kameralarının kayıtları altında gerçekleşti.
    VEYA
    tarihinde gittiğim cezaevinde, yanımda götürdüğüm dilekçe ve ekini cezaevi idaresine sundum. Ancak dilekçemi alan memur bu dilekçeye cevap veremeyeceklerini, tutuklu kişiye de ulaştıramayacaklarını belirterek talebimi reddedip dilekçe ve eklerine el koydu. VEYA Ancak dilekçemi alan memur okuduktan sonra dilekçeyi işleme koymadan, dilekçe ve eklerini tarafıma iade etti. Sorumlu memura, söz konusu belgenin AİHM’ye yapılacak başvuru formunun imzaya ilişkin sayfası olduğunu, tutuklu olan birinci derece akrabama mutlaka imzalatmam gerektiğini belirttim. Eğer belgeyi tutuklu yakınıma imzalatmam engellenirse AİHM’ye bireysel başvuru yapma hakkının (AİHS m. 34) ihlal edileceğini ve devletin mahkûm olacağını hatırlatmama rağmen, söz konusu memur dilekçeye ve eklerine el koyarak tarafıma da iade etmedi. VEYA söz konusu memur dilekçeyi ve eklerini işleme koymadan ve herhangi bir gerekçe de belirtmeden tarafıma iade etti ve imzaya ilişkin talebimi reddetti. Talebimin reddi hususunda kendilerinden yazılı bir belge veya dilekçemin kenarına talebimin reddedildiği yönünde açıklama yazıp imzalamalarını ve dilekçeyi tarafıma bu şekilde iade etmelerini istedimse de, bu talebim de reddedildi. Tüm bunlar, aynı gün … saatinde, cezaevinin ilgili bölümlerine yerleştirilmiş kameralarının kayıtları altında gerçekleşti.
  9. Bunun üzerine cezaevi çıkışında bir tutanak tutarak yaşadığım tüm olayları saat ve tarih belirterek bu tutanağa kaydettim. Tutanağı cezaevine birlikte gittiğimiz kardeşim/oğlum/babam da tanık olarak imzaladı. (Ek-2) Aynı gün cezaevi çıkışında çektiğimiz fotoğraf da bu durumu göstermektedir (Ek-3).
  10. Bu olayın üzerine, Anayasa, AİHS ve kanunların açıkça tanıdığı bir hakkı kullanmayı engelleyen ve bu hukuk kurallarının emrettiği görevleri bilinçli olarak kasten yerine getirmeyerek suç işleyen kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundum. Bu suç duyurusuna 2017/… soruşturma numarası verildi (Ek-4). Görevi kötüye kullanma suçunun aynı zamanda disiplin suçu da oluşturduğu dikkate alındığında ayrıca kamu görevlisinin bağlı olduğu idareye, cezaevi Cumhuriyet savcılığına bir de disiplin suç duyurusu yaptım.
    VEYA
    Bu olayın üzerine, Anayasa, AİHS ve kanunların açıkça tanıdığı bir hakkı kullanmayı engelleyen ve bu hukuk kurallarının emrettiği görevleri bilinçli olarak kasten yerine getirmeyerek suç işleyen kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunacağım. Görevi kötüye kullanma suçunun aynı zamanda disiplin suçu da oluşturduğu dikkate alındığında, ayrıca kamu görevlisinin bağlı olduğu idareye, cezaevi Cumhuriyet savcılığına bir de disiplin suç duyurusu yapacağım. Bu hususlardaki belgeleri ve gelişmeleri ileride vakit kaybetmeden Mahkemenize ulaştıracağım.
  11. Ancak belirtmek isterim ki, 667 sayılı OHAL KHK’sının 9. Maddesine göre, OHAL’de görev alan kamu görevlilerinin hukuki, idari, mali ve cezai hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu durum da dikkate alındığında, kamu görevlilerinin işlediği suçların soruşturulup sonuca bağlanması imkânsız görünmektedir.
  12. Sonuç olarak, birinci derece yakınım olan başvurucu adına hazırlamış olduğum AİHM başvurusu için başvuru formunun yetki belgesi bölümünü başvurucuya imzalatmam, cezaevi idaresince açıkça ve kasten engellenmiştir. Bu nedenle AİHM’ye başvuru yapma hakkı engellenerek bireysel başvuru hakkını koruyan AİHS’nin 34. maddesi ihlal edildi. Tüm bu yaşananlar cezaevi görevlileri, tanıklar ve kamera kayıtları altında yaşanmış olup, zaten OHAL rejiminde siyasi tutukluların Anayasa Mahkemesi ve AİHM’ye başvurularını engellemek için bu türden uygulamalar sürekli olarak yapılmaktadır. Bu ihlaller herkes tarafından ve özellikle yürütme organı tarafından bilinmesine rağmen hiçbir tedbir de alınmamakta, hatta yürütmenin emriyle yapıldığı algısı oluşmaktadır. Yürütmenin talimatına rağmen bir memurun Anayasa, AİHS ve yasaları uygulamamasının söz konusu olamayacağı açıktır.

    “NOT: Eğer tutuklu yakini olarak AYM ve AIHM ye basvuru yapmak icin yaptiginiz bu girisimler cercevesinde size karsi herhangi bir girisimde bulunulur ya da tehdit edilirseniz veya gozaltina alinirsaniz, yasadiginiz bu olaylari da ayrintili olarak yazip ayrica AYM ye basvuru acisindan MAHKEMEYE ERISIM HAKKININ ihlal edildigini, AIHM acisindan da yakininiz icin (cunku onun adina hareket ediyorsunuz) AIHS NIN 34. MADDESININ AYRICA BU NEDENLE DE IHLAL EDILDIGINI ileri surebilirsiniz.”