“Yargı demokrasinin yanında darbelerin karşısındadır. Darbeyi bahane ederek adil yargılama yapacak yargı mensuplarının tasfiyesi, darbe ile mücadeleye değil darbeden beklenen amacın gerçekleşmesine hizmet eder.”

SAYILI KANUNUN 88. MADDESİNE AYKIRI TUTUKLAMA NEDENİYLE TUTUKLU HÂKİM VE SAVCILAR TARAFINDAN YAPILACAK AİHM BAŞVURUSUNA DAİR PRATİK BİLGİLER

  1. AİHM’ye yapacağınız bu başvuruyu, tutukluluğa itirazdan hemen sonra yapabilirsiniz. Daha önce itiraz ettiyseniz, artık yeni bir itiraza gerek olmadan bu başvuru formunu tamamlayıp AİHM’ye gönderebilirsiniz. Başvuru formunun 10. sayfasında neden Anayasa Mahkemesinin kararı beklenmeden AİHM’ye başvurulduğunun gerekçeleri yazılı olup burada ayrıca belirtmeye gerek olmadığı için, başvuru formunun 10. sayfasına bakmanızı öneririz.

 

  1. AİHM’ye usulüne uygun olduğu sürece birden çok başvuruda bulunabilirsiniz. Tutukluluk için ayrı, meslekten ihraç için ayrı, cezaevi şartlarının insanlık dışı muamele oluşturduğu için ayrı başvurularda bulunabilirsiniz. Hatta tutukluluk konusunda dahi birden çok başvuruda bulunmak mümkündür. Tutuklama ve itirazın reddi kararlarını sulh ceza hâkimleri verdiği için bu hâkimliklerin bağımsız ve tarafsız olmadıkları gerekçesiyle AİHS’nin 5/3 ve 5/4 maddelerinin ihlali için (yine AYM kararını beklemeden) AİHM’ye başvuruda bulunabilirsiniz. Ayrıca, Anayasanın 159/9 hükmüne uygun bir soruşturma başlatılmadan ve 2802 sayılı Kanunun 88. Maddesine aykırı olarak, ağır cezalık suçüstü hali olmadan tutuklandığınız için de ayrı bir AİHM başvurusu yapabilirsiniz.

 

  1. Eğer tutuklama konusunda bugüne kadar AYM’ye başvuru yapmadıysanız, internet sitemizde yer alan başvuru formunu kullanarak itiraz sonrası, 30 gün içinde bu başvuruyu yapabilirsiniz. Bu başvurudaki şikâyetler on civarında olup bunların tamamını AYM önünde ileri sürünüz. Anayasa Mahkemesine yaptığınız bu başvurunun sonuçlanmasından sonra, kuvvetli suç şüphesi olmadan, tutuklama nedenleri somut bulgularla gösterilmeden, adli kontrolün yetersiz kalacağının somut unsurları gösterilmeden, basmakalıp gerekçelerle tutuklandığınız ve itirazınız da yine basmakalıp gerekçelerle reddedildiği için AİHS’nin 5/1, 5/3 ve 5/4. Maddelerinin ihlali gerekçesiyle AİHM’ye üçüncü bir başvuru daha yapabilirsiniz. Ancak bu son başvuru Anayasa Mahkemesi yolu tüketildikten sonra yapılmalıdır. Zira bu şikâyetler açısından AYM hala AİHM tarafından etkili başvuru yolu olarak değerlendirilmekte olup bu nedenle önce AYM’ye başvurmak ve bu mahkemenin kararını veya kararsızlığını beklemek gerekir. Eğer Anayasa Mahkemesi dokuz ay kadar bir süre geçmesine rağmen başvuruyu karara bağlamazsa, artık bu yolun da etkisiz olduğunu ileri sürüp, tüm bu şikâyetleri AİHM’ye taşıyabilirsiniz. Ayrıca eğer Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda birkaç ret kararı verirse, gerekçelerini gerektiği gibi izah ederek, bu şikâyetler açısından da AYM’nin artık etkili bir başvuru yolu olmaktan çıktığını yazıp, kendi başvurunuz için de AYM kararını beklemeden AİHM’ye başvurabilirsiniz. Bu konuda ileride gelişmelere göre ve AYM’nin kararları ışığında yeni başvuru örneği ve gerekli açıklamalar yapılacaktır. Ancak bu durumu dikkate alarak, eğer hala Anayasa Mahkemesine başvuru yapmadıysanız veya eksik gerekçelerle başvuru yaptıysanız, internet sitemizde yer alan tutuklu hâkim ve savcılar için hazırlanmış AYM bireysel başvuru formunu kullanarak AYM’ye eksiksiz bir başvuru yapmanızda yarar bulunmaktadır.

 

  1. Bu başvurunun konusuna gelince, bu başvuru sadece tutuklu hâkim ve savcılara özgü bir başvuru olup, kural olarak hâkim ve savcıların tutuklanması Anayasa ve yasalara göre katı şartlara bağlanmıştır. Bunun en önemli gerekçesi yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına almaktır. Her ne kadar hukuktan habersiz karar alıcılar farkında olmasalar da bir hâkimin keyfi olarak ve yasalar açıkça çiğnenerek tutuklanması yargı bağımsızlığını kökünden sarsar ve diğer hâkimler üzerinde son derece ağır olumsuz etkilere yol açar. Tutuklanmaktan korkan bir hâkimin bağımsız ve tarafsız yargılama yapması imkânsızdır. AİHM’ye göre, bağımsız ve tarafsız olmayan kişi ya da organ, hâkim ya da mahkeme olarak değerlendirilemez; bu sıfatın kullanılmasını dahi hak etmez (Beaumartin/Fransa).

 

  1. Hâkim ve savcıların gözaltına alınması, aranması ve tutuklanması bazı özel yasa hükümleriyle düzenlenmiştir. Bu özel yasalar dururken genel hükümler uygulanamaz. Bir hâkim hakkında ceza soruşturması işlemleri yapılabilmesi için öncelikle Anayasanın 159/9 hükmüne uygun bir soruşturma başlatılmış olması gerekir. Soruşturma başlatılmadan arama, gözaltına alma ve tutuklama kararı vermek imkânsızdır. Bu imkânsızlık Anayasadan kaynaklandığı için, diğer yasa hükümleri (örneğin CMK’nın 161/8 hükmü) doğrudan soruşturma açmaya bahane yapılamaz. Çünkü izin şartı yasalardan değil, doğrudan Anayasadan kaynaklanmaktadır. Yasaların Anayasaya aykırı olmayacağı dikkate alındığında, bir hâkimin gözaltına alınabilmesi ve tutuklanabilmesi için ön şart, Anayasanın 159/9 hükmüne uygun bir soruşturma izninin bulunmasıdır. Ayrıca 2802 sayılı Kanunun 88. Maddesine göre bir hâkim ya da savcı sadece ağır cezalık suçüstü halinde tutuklanabilir. Suçüstü halinin tanımı açık olup, ağır cezalık suçüstü halinde bulunmayan bir hâkimin soruşturma boyunca tutuklanması da mümkün değildir. Aksi durumda 2802 sayılı Kanunun 88. maddesinin hiçbir anlamı kalmaz.

 

  1. Tüm bu kurallara rağmen, kafalarına göre (keyfi olarak) karar alıp hakim ve savcıları gözaltına alıp tutuklayanlar bir taraftan suç işlerken (Anayasayı ve yasaları uygulamamak açık bir görevi kötüye kullanma suçu oluşturur; bu suçu organize işleyenler ise organize suç örgütüne dönüşür ve suç örgütünün üyeleri olarak yargılanıp cezalandırılır.), diğer taraftan da tutuklamayı tamamen iç hukuka aykırı yapar ki, bu, açık bir AİHS m. 5/1 ihlali demektir. Bunun anlamı tam yasa dışı özgürlükten yoksun bırakmadır. Esasında tutuklama kararı verenler aynı zamanda hürriyetten yoksun bırakma suçunu da işlemektedirler.

 

Başvuru Formunun Doldurulmasına Dair Bilgiler

 

  1. Başvuru formunun 5-11 sayfaları her başvurucu dikkate alınarak ortak hazırlanmıştır. Bu bölüme dokunmamanızda yarar bulunmaktadır. Ancak 5. Sayfanın ikinci paragrafında başvurucuya ilişkin bazı bilgileri yazmak ve hangi cezaevinde tutuklu bulunduğunu belirtmek size düşmektedir. Beşinci sayfadaki ikinci paragrafta yer alan boşlukları eksiksiz olarak doldurunuz. Gözaltı kararının tarihini, tutuklama kararının tarihini, itiraz dilekçesi ve itirazın reddi kararının tarihlerini belirtiniz.

 

  1. Bu başvuruyu mutlaka tutuklama veya devamına itiraz ettikten sonra yapınız. Eğer daha önce itiraz edildiyse, o kararın bir örneğini ekleyerek, itirazın reddi kararının tebliğinden itibaren 6 aylık süre geçmeden başvuru yapabilirsiniz. Ancak tutuklamaya ilişkin herhangi bir aşamada, “2802 sayılı Yasanın 88. Maddesine göre ağır cezalık suçüstü hali hariç hâkim ve savcıların tutuklanamayacağının ileri sürülmüş olması” da gerekir; daha önceki aşamalarda, örneğin tutuklama aşamasında veya itiraz dilekçesinde bu durum belirtilmiş ise, artık yeniden ileri sürülmesi şart değildir. Eğer bu durum daha önce ileri sürülmediyse, AİHM’ye başvuru yapmadan (postaya vermeden) hemen önce, bir tahliye talebi dilekçesi ile 2802 sayılı Yasanın 88. Maddesini ileri sürüp, bu dilekçenin bir örneğini de başvuru formuna ekleyiniz. Örnek bir tahliye talebi dilekçesi, ekranın size göre sol tarafında yer almaktadır; o dilekçenin boşluklarını doldurarak tahliye talebinde bulunabilirsiniz. En kötü ihtimal, tutuklu eşinize bu durumu hatırlatınız; kendisi cezaevinde 2802 sayılı Yasanın 88. Maddesine de yer verdiği bir dilekçe ile bir tahliye talebinde bulunsun; talebin reddinden sonra bu karara itiraz da etsin. İleri aşamalarda AİHM’ye güncel gelişme olarak bu hususu bir mektupla bildirebilirsiniz. Esasında 2802 sayılı Kanunun 88. Maddesi tutuklama kararı veren tüm hâkimler tarafından da bilinmektedir. Bu nedenle bu hususu hatırlatmaya ve ileri sürmeye dahi gerek yoktur; ancak ileride her türlü riski ortadan kaldırmak için, yine de bu hususun iç hukukta ileri sürülmesinde yarar vardır.

 

  1. Ekte bir kısmı doldurulmuş olan AİHM başvuru formunu eksiksiz olarak doldurduktan sonra AİHM’ye gönderiniz. AİHM’ye daha önce sulh cezaların bağımsız ve tarafsız olmadıkları gerekçesiyle başvuru yaptıysanız, bu başvuru ondan farklı olduğu için ayrıca bu başvuruyu da yapabilirsiniz. Hak ihlalleri aynı olmayıp, ilk başvuruda sadece sulh ceza hâkimliklerinin kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkeme olmadıklarına ilişkin hak ihlalleri yer almaktaydı. Bu başvuru formunda ise iç hukuka aykırı gözaltı ve tutuklama şikâyeti yer almaktadır.

Aşağıdaki açıklamaları dikkate alarak AİHM başvuru formunun eksik kısımlarını doldurunuz.

  1. AİHM’ye göndereceğiniz başvuru zarfına sadece iki tür metin ekleyiniz. Bunlardan ilki başvuru formu, ikincisi ise başvuru formunun 12. Sayfasında belirtilen eklerdir. Bunların dışında başkaca hiçbir metin veya belge eklemeyiniz. AİHM şekil şartlarını katı bir şekilde yorumlamakta ve en küçük eksiklik veya fazlalıkta başvuruları usulden reddedebilmektedir. Bu başvuruya bir de başvuru mektubu eklemeniz iyi olur; bu mektubun bir örneği, ekranın size göre sol tarafında yer almaktadır. Boşluklarını (isim, adres, tarih) doldurup imzalayarak başvuru formunun üzerine bu mektubu da ekleyiniz.

 

  1. Başvuru formu: 5-11. sayfaları doldurulmuş olan başvuru formunun kişiye özel bilgilerin yer aldığı sayfaları boş bırakılmıştır. Bu boşlukları aşağıda yazıldığı şekilde sizler doldurmalısınız. Başvuru formunu öncelikle bilgisayarınıza kaydediniz; bu form bilgisayarınızda Adobe Reader 9 (adobe.com) veya Foxit Reader 7 programları olmadan açılmamaktadır. Bu programlar bilgisayarınızda yoksa internetten indirebilirsiniz.

 

  1. Başvuru formunun birinci sayfasında sol tarafta “1 – Başvurucu (Gerçek kişi)” başlığı altındaki bölümü (1-9 arası) eksiksiz bir şekilde doldurunuz.

 

  1. İkinci sayfada herhangi bir değişiklik yapmanıza gerek bulunmamaktadır. İlgili kutucuk işaretlenmiştir.

 

  1. Başvuru formunun üçüncü sayfasında avukata veya üçüncü bir kişiye vekâlet vererek başvuru yapılacaksa, doldurmanız gereken bölümler yer almaktadır. Başvuruyu doğrudan başvurucu imzalayarak gönderecekse, bu sayfanın boş bırakılması gerekir. Ancak avukat ya da bir yakınınız aracılığıyla başvuru yapacaksanız bu durumda üçüncü sayfadaki boşlukların doldurulması gerekir; hem başvurucu hem de vekil olan kişi ıslak imza ile YETKİ BELGESİ kısmını imzalamalıdır. Başvurucu tutuklu olduğu için, bu başvuruyu bir yakının temsilci olarak imza atıp Mahkemeye göndermesinde pratik olarak yarar vardır. Önerimiz, başvurucunun eşi, annesi, babası, kardeşi ya da reşit çocuklarından birinin temsilci olması ve başvuruyu tutuklu hâkim savcı adına yapması yönündedir. Temsilci avukat ise (sadece) sağ taraf, değilse (sadece) sol taraf doldurulmalıdır. Eğer başvuruyu temsilci yapacaksa, son sayfada da (71 ve 72. kutular) değişiklik yapıp, adres bölümüne vekil tayin edilen kişinin bilgileri yazılmalı ve son sayfadaki imza bölümünü temsilci imzalamalıdır. Başvurunuzu avukata yaptıracaksanız, özellikle başvuru formunun sekiz, dokuz ve onuncu sayfalarındaki açıklamaları değiştirmemesini talep ediniz. Bu açıklamalar AİHM’den pozitif netice almak için önemlidir.

 

  1. Dördüncü sayfa tüzel kişilere ilişkin olup sizi ilgilendirmediği için boş bırakınız.

 

  1. Başvuru formunun beş, altı ve yedinci sayfaları OLAYLAR konusuna ayrılmıştır. Bu bölümde yazılan olaylar her başvurucuyu kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Kural olarak bu bölümde herhangi bir değişikliğe ihtiyaç yoktur. Olaylar hak ihlalleri açısından dayanak oluşturacak şekilde seçilmiştir. Sadece beşinci sayfanın iki numaralı paragrafındaki boşlukların doldurulması gerekmektedir. Olaylar kısmında yer vermek istemediğiniz herhangi bir ifade olduğunu düşünüyorsanız, esasını etkilememek kaydıyla silebilir veya değiştirebilirsiniz.

 

  1. Başvuru formunun sekiz ve dokuzuncu sayfalarında hak ihlallerine (şikâyetlere) yer verilmiştir. Bu bölüme dokunmayınız. Bu bölüm taleplerinize (hak ihlallerine) ilişkin olup lehinize karar çıkmasını istiyorsanız, hukuken daha ileri argümanlar yazamadığınız sürece, değişiklik yapmamanızı öneririz.

 

  1. Onuncu sayfada iç hukuk yollarının etkisiz olduğu ve bu nedenle doğrudan AİHM’ye başvurulduğu belirtilmiş olup bu bölüme de dokunmayınız. Onuncu sayfanın son cümlesindeki iki boşluğu (tarih) da doldurunuz.

 

  1. On birinci sayfada sadece sayfanın sonundaki 66 ve 67. paragrafları kontrol ediniz. Eğer AİHM önünde derdest başka bir başvurunuz yoksa bu sayfaya da dokunmayınız. Aksi durumda 66. paragrafta “evet” kutucuğunu işaretleyip, 67. kutucuğa da derdest olan başvurunuzun numarasını yazınız. Numara henüz gelmediyse, “Henüz başvuru numarası tarafımıza bildirilmedi” açıklamasını yazınız. 62. ve 63. paragraflara da dokunmayınız.

 

  1. On ikinci sayfada dört adet ek ismine yer verilmiştir. Bu ekleri sizler hazırlayacaksınız. Ek-1, tutuklama kararının bir fotokopisi olmalıdır. Ek-2, tutuklama kararına yapılan itiraz dilekçesinin fotokopisi olmalıdır. Ek-3, itirazın reddi kararı olmalıdır. Ek-4 ise başvurucuya ait nüfus cüzdanınızın ön yüzünün fotokopisi olmalıdır. Başkaca ekler eklerseniz bunları da sırasıyla belirtiniz. Tüm bu ekleri arka arkaya sırasıyla koyunuz ve sağ üst köşeye mavi tükenmez bir kalemle sayfa numarası vererek adeta bir kitap şeklinde hazırlayınız. Daha sonra başvuru formunun 12. sayfasında her bir ekin karşısına, o ekin başladığı sayfanın numarasını yazınız. Başvuru formunu ve bu şekilde hazırladığınız ekleri sırasıyla bir araya getiriniz ve hiçbirini zımbalamadan, başvuru formu üste gelecek ve onun önünde de başvuru mektubu yer alacak şekilde, tümünü deforme olmayacak bir zarfa koyunuz. Mümkünse bundan önce, tüm ekleri scan edip, bir CD’ye yükleyerek, bu CD’yi de (Ek-5 olarak belirtip) başvuru paketine ekleyiniz. CD’ye aktarma imkânınız yoksa bunu yapmayabilirsiniz.

 

  1. Başvuru formunun on üçüncü sayfasında, 70 numaralı kutucuğa başvuruyu postaya vereceğiniz tarihi veya bir gün öncesinin tarihini yazınız. 71. kutucuğa, başvuruyu doğrudan başvurucu yapacaksa, o imza atmalıdır; ancak bu zor görünmektedir. Avukat veya bir yakını olarak temsilci sıfatıyla başvuru yapılacaksa (Bu, daha makul görünmektedir.), bu durumda “temsilci” kutucuğu işaretlenmeli ve temsilci olan kişi bu kutucuğa imza atmalıdır. Ancak bu durumda, yukarıda belirtildiği gibi üçüncü sayfanın da doldurulması şarttır. 72. kutucuğa ise temsilcinin ismi, soy ismi ve yazışma adresi doğru olarak yazılmalıdır. Bu bilgiler yazışma için gerekli olan bilgilerdir. AİHM bu kısımda belirttiğiniz kişi ve adresle yazışacaktır. Bu adreste değişiklik olursa, zaman kaybetmeden başvuru numarasını da yazdığınız bir mektupla AİHM’ye yeni adresinizi mutlaka bildiriniz; bu konudaki mektubu önce fakslayıp daha sonra posta ile Mahkemeye gönderiniz. Eğer başvuruyu doğrudan başvurucu yapacaksa, 72. kutucuğa başvurucunun ismi, soy ismi ve adres bilgileri yazılmalı ve “başvurucu” kutucuğu işaretlenmelidir (Bunu önermiyoruz).

 

  1. Bu şekilde ekleri ile birlikte tamamladığınız başvuru formunu zarfa koyduktan sonra, başvuru formunun son bölümündeki adresi (The Registrar, European Court of Human Rights, Council of Europe, 67075 Strasbourg Cedex, France) zarf üzerine yazınız; kendi adres bilgilerinizi de yazıp başvuruyu postaya verebilirsiniz. Başvuruyu DHL veya UPS ya da benzeri güvenli bir kargo ile göndermenizde yarar var. Postada kaybolma ihtimalini düşünerek, haklarınızı kaybetmemek için en azından iadeli taahhütlü gönderiniz ve AİHM’ye ulaşıp ulaşmadığını mutlaka kontrol ediniz. Posta masrafları dâhil yaptığınız tüm masrafların belgelerini saklayınız. İleride ikinci (karşı) görüşlerinizi Mahkemeye sunma aşamasında masraflara ilişkin belgelerin fotokopilerini AİHM’ye sunarak, ihlal kararı verilmesi durumunda yaptığınız harcamaları geri alabileceksiniz.

 

  1. Başvuru formunun imzalı bir fotokopisi dâhil, tüm belgelerin ve postaya verme belgesinin birer fotokopisini mutlaka saklayınız. AİHM’ye göndereceğiniz her belgenin fotokopisini gönderiniz; aslını saklayınız. Başvurunuza dair her türlü yeni gelişmeden de mahkemeyi zamanında haberdar ediniz; A4 kâğıda söz konusu gelişmeyi yazarak, başvurucu ismini ve (varsa) başvuru numarasını da yazarak, önce fakslayıp daha sonra da posta yoluyla gönderiniz.

 

  1. İlk başvuru yapıldıktan sonra, aradan dört-beş ay geçmesine rağmen alındı mektubu başvurucuya ulaşmazsa, AİHM’ye bir mektup yazıp, başvuru yaptığınızı ve başvurunun alındığına dair herhangi bir mektup almadığınızı belirtip, başvurunun ulaşıp ulaşmadığını sorunuz. Bu mektubu önce fakslayıp, sonra postaya veriniz. Bu mektup, AİHM başvuru mektubu benzeri bir şekilde yazılabilir.