“Yargı demokrasinin yanında darbelerin karşısındadır. Darbeyi bahane ederek adil yargılama yapacak yargı mensuplarının tasfiyesi, darbe ile mücadeleye değil darbeden beklenen amacın gerçekleşmesine hizmet eder.”

!! YENI !!

KHK İLE İHRAÇ – DANISTAY BASVURUSU ÖRNEK DİLEKÇE

DANIŞTAY 5. DAIRESI BAŞKANLIĞI’NA İLETİLMEK ÜZERE

… NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK HAKIMLIGINE

DAVACI: …..

T.C. No: …

Adres: …

DAVALI: Başbakanlık

Adres:

TALEP KONUSU: …… bünyesinde …… olarak görev yapmakta iken; 01.09.2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname Ek 1 sayılı listede ismimin yer alması sebebiyle kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmama ilişkin işlemin İPTALİ ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığım parasal haklarımın yasal faiziyle birlikte tahsili talebinden ibarettir.

Ö.TARİHİ: 01/09/2016

AÇIKLAMALAR:

…….. bünyesinde …… olarak görev yapmakta iken; 01.09.2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete?de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname Ek 1 sayılı listede ismimin yer alması sebebiyle başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarıldığımı öğrenmiş bulunmaktayım. Fetö/pdy terör örgütü yapılanmasıyla hiçbir şekilde irtibatım söz konusu değildir. Ayrıca fetö/pdy ile mücadele kapsamında hakkımda yapılan işlemlerde somut olarak ne ile suçlandığım tarafıma bildirilmemiş, savunmam alınmamış, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasamızda yer alan emredici hükümler dikkate alınmaksızın yargısız infaz gerçekleştirilmiştir.

672 sayılı KHK’nin ‘Kamu personeline ilişkin tedbirler’ başlıklı 2. maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ekli listelerde yer alan kişilerin, kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldıkları, bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmayacağı belirtilmiştir.

Meslek hayatımı bugüne kadar vatan ve millet sevgisi içinde başarıyla yerine getirdim. Ne fetö/pdy terör örgütü ne de herhangi başka bir terör örgütü ile uzaktan yakından ilgim bulunmamıştır ve bulunması da mümkün değildir. 15 Temmuz 2016 gecesi ülkemizde yaşanan menfur saldırıları, vatanını ve milletini seven her Türk vatandaşı gibi endişe ve üzüntü ile karşıladım. Devletimize, milletimize ve demokrasimize yapılacak herhangi bir hain saldırıyı desteklemem mümkün değildir. Bugüne kadar hakkımda örgüt üyeliği ve benzer suçlamalar ile herhangi bir şikâyette bulunulmamıştır. Bahsi geçen suçlamalarla alakalı daha önce hakkımda açılmış bir disipliner ya da cezai soruşturma mevcut değildir.

Bu bağlamda, hiçbir terör örgütüne veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliğim, mensubiyetim, iltisakım yahut bunlarla irtibatım kesinlikle bulunmamakta olup, bu sebeple kamu görevinden çıkarılmama ilişkin işlem aşağıda kayıtlı gerekçelerden ötürü açıkça hukuka aykırıdır.

YETKİ YÖNÜNDEN

1. Danıştay Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu kararları aleyhine dava Danıştay’da ilk derece mahkemesi sıfatıyla ikame edilebilir. Bu bağlamda, 672 sayılı olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin bir parçası olan eki listesinde ismime yer verilmek suretiyle ihdas edilen kamu görevinden çıkarma işlemi konusunda Danıştay ilk derece mahkemesi sıfatıyla yetkilidir. 672 sayılı olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin bir parçası olan eki listesinde ismime yer verilmek suretiyle ihdas edilen kamu görevinden çıkarma işlemi, kişilerin hukuki statü ve güncel haklarını doğrudan etkiler nitelikte hükümler içermesi nedeniyle, 672 sayılı KHK’yı kişiler için doğrudan ve bireysel tasarruflar içeren bir birel işlem haline getirmektedir. Dolayısıyla yasama faaliyeti niteliğinde olan 672 sayili ohal KHK’si ile şahsım hakkinda birel idari işlem niteliğine bürünmüştür.

Bu cihetle, 672 sayılı KHK, niteliği, usulü, muhtevası ve doğrudan hukuki sonuçlar doğuran birel işlemler içermesi yönleriyle ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay nezdinde dava konusu yapılabilecek bir Bakanlar Kurulu kararı niteliğindedir.

ESASA İLİŞKİN HUSUSLAR

1. Hakkımda hiçbir idari veya cezai soruşturma yürütülmemesine, kesin bir hükme varılmamasına veya savunma hakkı tanınmamasına rağmen, terör örgütü ile üyelik, irtibat veya iltisağımın bulunduğu ‘varsayımı’ üzerinden, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilmem, Anayasa’nın 38(4) maddesi ile AİHS’in 6(2) maddesinde ifadesinde kayıtlı masumiyet karinesinin ağır bir ihlalidir.

AİHS’nin 6(3) maddesi bir suç ile itham edilen herkesin şu asgari haklara sahip olacağını düzenler:

“a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

e) Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak.”

Keza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6(2) maddesi “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır” hükmünü amirdir. Şüpheli veya sanığı kendini savunmaya yetecek düzeyde soruşturma hakkında bilgilendirmek ve kesin bir hükme varmak için yeterli delile ulaşmak soruşturmacının görevidir. (Barberà, Messegué & Jabardo v. Spain, § 77; Janosevic v. Sweden, § 97) Diğer yandan, ispat yükünün muhakkikten şüpheli ya da sanığa geçmesi masumiyet karinesinin ihlali için yeterli görülmüştür. (Telfner v. Austria, § 15). AYNI HUKUM MECELLEDE MUDDEI IDDIASINI ISPATLA MUKELLEFTIR SEKLINDE KENDI HUKUKUMUZDA DA VUCUT BULAN KADIM BIR ILKEDIR.

Benzer şekilde, Anayasa’nın 38(4) maddesi suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsenin suçlu sayılamayacağı evrensel ilkesini düzenlemektedir. Bununla birlikte, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilmem FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğum varsayımı üzerine bina edilmiş ve bu konuda usulünce hiçbir soruşturma yürütülmemiş ve en önemlisi savunma hakkı tanınması için gereken kolaylık, süre ve imkanın tanınması bir yana, bizzat savunma hakkı tarafıma tanınmamıştır. Hakkımda terör örgütü üyeliği gibi çok ağır bir itham ve iftiranın sabit bulunması mahkeme kararıyla tecelli eden bir kesin hükmün varlığına bağlıdır. Usulünce yürütülmüş idari veya cezai hiçbir soruşturmanın mevcut olmadığı ve savunmamın alınmadığı bir süreç neticesinde varılan kanıya kesin hüküm değil, en masum ifadesiyle varsayım yada önyargı denir. Bu bağlamda, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasa’nın yukarıda değinilen açık hükmü ile İHAM içtihatlarını hiçe saydığı ve sebep unsuru yonunden sakat oldugu aşikardır.

Anayasa’nın 15. Maddesine göre olağanüstü hallerde, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği iddia edilecek olsa bile, aynı maddede olağanüstü hale rağmen hiçbir surette uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilemeyeceği ve suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı ifade edilmiştir.

2. Kamu görevinden çıkarma işleminin, idari bir yargı merciinde dava konusu yapılamayacak olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin bir parçası olan eki liste ile ihdas edilmesi, Anayasa’nın adil yargılanma hakkını düzenleyen 36. maddesi ile AİHS’in 6(1) maddesinin açık bir ihlalidir.

667 sayılı OHAL KHK’sı 4/1-f maddesi ilgili kurum bünyesinde kurulacak bir komisyonun teklifi ve ilgili Bakanın onayı ile kamu görevinden çıkarılma müessesesini düzenlemektedir. Hiçbir idari soruşturma yürütmeksizin hakkımda tesis edilen meslekten ihraç işleminin bu madde kapsamında tekemmül ettirilmesi pekala mümkündü. Ancak bu yola tevessül edilmeksizin, 672 sayılı KHK’da doğrudan ismime yer verilmek suretiyle meslekten ihraç edilmem, sözkonusu karar aleyhine yargı merciileri önünde savunma hakkımın engellenmesine yönelik iradeyi göstermektedir ve bahsekonu irade, Anayasa’nın “herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmünü amir 36. maddesi ve AİHS’nin “herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir” hükmünü amir 6(1) maddesini ihlal etmiştir.

OHAL KHK SI ILE HEM OHALIN SURESINI ASAN HEM DE YASALARI DEGISTIREN BIR ISLEM TESIS EDILMESI BAKANLAR KURULUNA OHAL KHK’SI DUZENLEME YETKISI VEREN ANAYASA HUKMUNUN RUHUNA AYKIRIDIR.

İHAM içtihatlarıyla da müessestir ki, sadece tam ve bütüncül bir şekilde yargılama yetkisiyle donatılmış bir kurum AİHS 6(1) maddesi bağlamında bir ‘mahkeme’dir (Beaumartin v. France, § 38). Yine, aynı madde mahkemelerin etkin bir yargısal denetim yapabilmelerini temin etme zorunluluğu öngörür (Obermeier v. Austria, § 70). Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarma işleminin, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin bir parçası olan eki liste ile ihdas edilmesi, bahsekonu işlemi etkin bir yargısal denetime tabi tutacak tam yetkili bir mahkemeden kaçırma amacı gütmektedir.

3. Kamu görevinden çıkarma işleminin, idari bir yargı merciinde dava konusu yapılamayacak olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin bir parçası olan eki liste ile ihdas edilmesinin, hakları mühlel olan herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanı sağlanmasını isteme hakkını öngören Anayasa 40(1) maddesini ihlal ettiği izahtan varestedir.

Hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğini düşünen herkese, geciktirilmeden yetkili makama başvurma imkânı tanınması Devletin görevi, bunun temin edilmesini isteme de bireyin hakkıdır. Kamu görevinden çıkarma işleminin, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin bir parçası olan eki liste ile ihdas edilmesi, ikinci maddede kayıtlı hususa ilaveten, anayasa ile tanınmış hakları mühlel olan tarafımın, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânını bertaraf etmektedir

4. ANAYASANIN 129(2) MADDESI VE MEMURLARIN TABI OLDUGU DISIPLIN MEVZUATI UYARINCA SAVUNMA ALINMAKSIZIN DISIPLIN CEZASI DAHI VERILEMEYECEGI KAYIT ALTINA ALINMISKEN, MESLEKTEN IHRAC GIBI EN AGIR BIR MUEYYIDENIN TATBIKI EVLEVIYETLE MUMKUN OLMAYIP, HUKUKA ACIK BIR AYKIRILIK TESKIL ETMEKTEDIR.

NITEKIM, savunmam alınmaksızın ve kesin bir hükme varılmaksızın hakkımda yürütülen meslekten ihraç işlemi, memurlara savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmeyeceğini öngören ilgili Anayasa maddesi (129(2)) ve diğer disiplin mevzuatını ihlal etmiştir.

Anayasanın 129. maddesi kamu görevlileri için iki önemli hak ve güvence öngörmektedir. İlki kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmaksızın disiplin cezası verilemeyeceği, ikincisi ise disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı ilkeleridir. Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, “yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkânı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır” ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2007/1846 Esas Nolu, 2011/66 Karar Nolu kararında, savunma alınmadan verildiği anlaşılan disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir. Hakkımda hukuksuz bir şekilde ihdas edilen meslekten ihraç işlemi öncesinde hiçbir tahkikat mercii tarafından savunmam alınmamıştır.

Anayasa’nın 128(2) maddesi “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” hükmünü amirdir. AİHS’nin 15. Maddesi uyarınca olağanüstü dönemlerde ihdas edilen AİHS genel ilke ve haklarına aykırı düzenleme, işlem ve eylemleri sadece “tedbir” niteliğinde olmalıdır. Bu iki açık hüküm gözönünde bulundurulduğunda, “tedbir” niteliğinin çok ötesinde kamu görevinden ihraç gibi disiplin hukukunda öngörülen en ağır bir sonucun bir kanunla değil de, KHK ile düzenlenmesi Anayasa’nın 128. Maddesi ve AİHS’nin 15. Maddesi ile çatışmaktadır.

Sonuç olarak, disiplin mevzuatında öngörülen disiplin cezalarından en ağırı olan kamu görevinden çıkarılma işlemine maruz bırakılmam, disiplin cezalarında tedricilik veya usulünce atanmış bir muhakkik tarafından soruşturma yürütülmesi gibi en temel disiplin hukuku ilkelerini hiçe saymış ve üstelik olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin bir parçası olan eki liste ile ihdas edilmekle yargı denetimi dışında bırakılmaya çalışılmıştır.

5. IDARI ISLEMIN YARGISAL DENETIMININ YAPILABILMESI VE SAVUNMA HAKKIMI ETKIN BIR SEKILDE KULLANABILMEM ANCAK HAKKIMDAKI KARARIN GEREKCELERINI BILMEMLE MUMKUN OLABILECEKTIR. BU ÇERÇEVEDE IDARE HAKKIMDA MENFI BIR SONUC DOGURAN IDARI ISLEMI TESIS EDERKEN, BUNUN GEREKCELERINI SARIH BIR SEKILDE ACIKLAMA YUKUMLULUGUNU IHLAL EDEREK MEZKUR ULUSAL VE ULUSLARARASI HUKUK KURALLARINI CIGNEMISTIR.

BUNUNLA BIRLIKTE HABERLERDEN VE SOSYAL MEDYADAN, MESLEKTEN IHRAC VE ADLI SORUSTURMA BASLATILMASININ SEBEPLERI ARASINDA, FAALIYETTE OLDUGU DONEMDE YASALARA UYGUN OLARAK HAREKET EDEN eğitim kurumLARINDA zamanında öğrenci olmuş olmam ya da çocuğuNu kaydettirmEK ILE BANKADA HESAP VE MEVDUAT BULUNDURMAK GIBI HUSUSARIN YER ALDIGI GORULMUSTUR.

6. Kamu görevinden çıkarılmam işleminin halihazırda yarattığı mağduriyete ilaveten, 672 sayılı KHK’nın 2(2) maddesinde kayıtlı cezai sonuçları, ülkemizin taraf olduğu ve onayladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 5. ve AİHS’nin 3. maddesinde açıklanan “Hiç kimse haysiyet kırıcı ceza ve muameleye tabi tutulamaz” kuralı ile bağdaşmamakta olup, Anayasanın 15. maddesinde kayıtlı, temel hak ve özgürlüklerin durumun gerektirdiği ölçüde kısıtlanabileceği veya durdurulabileceği ilkesine aykırı düşmektedir.

672 sayılı KHK’nın 2(2) maddesi şunu amirdir:

“Birinci fıkra gereğince kamu görevinden, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu

kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında ilgili bakanlık ve kurumlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.”

Bahsekonu madde uyarınca, hukuksuz bir süreç neticesi uğradığım mağduriyete ilaveten, doğrudan veya dolaylı olarak kamu hizmeti yapamamakta veya özel güvenlik şirketlerinde çalışamamaktayım. Bu bağlamda, maddede kayıtlı cezai sonuçların, cezai müeyyidenin ıslah amacı gütmesi ilkesinin ötesine geçip, öç alıcı ve haysiyet kırıcı bir niteliğe büründüğünü düşünmekteyim.

Keza, devletin varlığını ve geleceğini ciddi ve ağır biçimde tehdit eden ve tehlikeye atan kimi nedenlerin ortaya çıktığı ve devleti olağan yöntemlerle yönetmenin ve kamu düzenini sağlamanın olanaksız olduğu durumlarda, bu nedenleri ortadan kaldırmak, devleti ve toplumu esenliğe çıkarmak amacıyla kişi hak ve özgürlüklerine getirilecek kısıtlamaların geçici ve olağanüstü hal veya sıkıyönetim süresiyle sınırlı olması, özgürlükçü demokratik bir toplum olmanın gereğidir. Nitekim Danıştay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulu 1988/6 Esas sayılı, 1989/4 Karar sayılı hükmünde “Anayasanın, temel hak ve özgürlüklerin olağan durumlardakinden daha çok sınırlandırılmasına izin veren 15. ve 122. maddelerinin açık metninden de anlaşılacağı üzere sıkıyönetim dayanağını Anayasadan ve Anayasanın üstünlüğü ilkesinden alan hukuksal bir kurum olup sıkıyönetimin ilanını gerektiren hallere bağlı olarak yürürlüğe konulan ve bu hallerin ortadan kalkması durumunda sona eren geçici bir rejimdir” demektedir. Kararda devamla,

“… Ceza Kanunu hükümlerine göre cezalandırılmış kişilerin belli koşulların oluşması halinde tecil, mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması, memnu hakların iadesi veya adli sicildeki hükümlülük kaydının silinmesi gibi hukuki yollarla yeniden kamu hizmetine girmelerinin mümkün olduğu bir hukuk düzeninde, kendilerine savunma olanağı verilmemiş ve haklarında suçluluklarına ilişkin herhangi bir yargı kararı bulunmayan kimi vatandaşlar ömür boyu bu haktan yoksun kalacaklar, böylece yargılanmış, suçluluğu hükmen sabit olmuş kişilere göre daha olumsuz bir hukuki durumun içine sokulmuş olacaklardır…”

“Bir yandan nitelikleri yukarıda açıklanan ve hakkında hukuk yollarına başvurma olanağı bulunmayan işlemle bu işlem için öngörülen yaptırım arasında adil bir denge kurulmasının hak, adalet ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olması; öte yandan dayanağını Anayasa`nın 122. maddesinden alan ve bu maddede belirtilen durumlara bağlı olarak yürürlüğe konulan sıkıyönetimin geçici bir nitelik taşıması, dolayısıyla sıkıyönetim komutanlığınca alınan önlemlerin de sıkıyönetim süresi ile sınırlı bulunması; Anayasa`nın 15. ve 122. maddelerinde sıkıyönetim halinde temel hak ve özgürlüklerin durumun gerektirdiği ölçüde kısıtlanabileceğinin veya durdurulabileceğinin, 13. maddesinde de bu sınırlamaların Anayasa`nın özüne ve ruhuna uygun olması gerektiğinin, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacaklarının ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamayacaklarının açıklanmış olması nedenleri ile 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu`nun 2. maddesinin 2766 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasında yer alan ” … bir daha kamu hizmetlerinde çalıştırılamazlar.” ibaresini sıkıyönetim süresiyle sınırlı bir hüküm olarak değerlendirmek ve bunun sadece sıkıyönetim süresince hukuki sonuç doğurabileceğini kabul etmek gerekmektedir.”

ifadeleri yer almaktadır. 672 sayılı KHK’nın 2(2) maddesinde olağanüstü hal süresi sonrasını da kapsayan cezai sonuçlar, sözkonusu Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunda vurgulanan Anayasal norm ve evrensel ilkelerle çatışmaktadır.

7. 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile emeklilik yada çalışma/kıdem tazminatı vb. haklardan mahrum bırakılacak şekilde kamu görevinden ihraç edilmem Anayasa’nın 18. maddesinde ve AİHS’nin 4. Maddesinde düzenlenen angarya yasağının ihlalini teşkil etmektedir.

…. Bakanlığında … senedir başarı ve özveriyle çalışmış olmama rağmen, kurumdan ayrılmaktan kaynaklanan parasal haklardan mahrum bırakılmış durumdayım. AİHS 4. Maddesi ve Anayasa’nın 18. Maddesi kimsenin zorla calistirilamayacagini ve angaryanin yasak oldugunu amirdir. IHAM ictihatlariyla da sabittir ki bir calisanin yaptigi is neticesinde hakettigi parasal haklardan mahrum birakilmasi angarya yasaginin ihlalidir.

8. OHAL DONEMINDE BAKANLAR KURULUNA TANINAN KHK CIKARMA YETKISI SUPHESIZ BIRTAKIM ZARURI ONLEMLERIN DURUMUN GEREKTIRDIGI OLCUDE IVEDILIKLE ALINMASINA YONELIKTIR. Bu DURUM OZGURLUKLERIN KURAL YASAKLARIN ISTISNA OLMASI ILKESIYLE BERABER DEGERLENDIRILDIGINDE YAPILAN DUZENLEMELERIN ULASILMAK ISTENEN AMACLA OLCULU VE ORANTILI OLMASI GEREKTIGI ACIKTIR.

KHK EKLI LISTEDE ISMIMIN ACIKCA YER ALMASI VE ISMIMIN KARSISINDA MERKEZE DONMEMISTIR IBARESININ BULUNMASI SAHSIMI ACIK HEDEF HALINE GETIRMIS OLUP BU TASARRUF HAKKIMDA ALINMAK ISTENEN TEDBIRLE, ULASILMAK ISTENEN SONUC ARASINDA ORANTISIZLIK TESKIL ETMEKTEDIR.

NITEKIM, 15 TEMMUZ GECESI SECILMIS HUKUMETE KARSI DARBE GIRISIMINDE BULUNAN KISILER SILAH KULLANMA YETKISINE MUHNASIRAN SAHIP OLAN TSK PERSONELI OLMASI VE HATTA DARBE GIRISIMININ BASTIRILMASINA RAGMEN SIVIL MEMURLARIN MESLEKTEN IHRAC EDILMELERI SOZKONUSU OLCULULUK VE ORANTILILIK ILKELERININ ACIK BIR SEKILDE IHLALIDIR.

Yukarıda izah edilen sebeplerle işbu davanın açılması zarureti hâsıl olmuştur. Takdir şüphesiz Yüce Mahkemelerinindir.

HUKUKİ SEBEPLER: T.C. Anayasası, 657 sayılı DMK vs ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER: Dava konusu işlem vs yasal deliller

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda arz ile izahına çalıştığım ve mahkemenin resen gözeteceği sair hususlar nedeni ile;

1- ……. bünyesinde …… olarak görev yapmakta iken 01.09.2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname Ek 2 sayılı listede ismimin yer alması sebebiyle kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmama ilişkin işlemin İPTALİ ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığım parasal haklarımın yasal faiziyle birlikte tahsiline,

2-Tüm yargılama harç ve masrafların karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi hususunda gereğini arz ve talep ederim.

==========================================================

 

MESLEKLERİNDEN İHRAÇ EDİLENLERİN İZLEMESİ GEREKEN YOLLAR:

> KHK’ler ile mesleklerinden ihraç edilenlerin nerede dava açması gerektiği biraz tartışmalı bir konu. Bu konuda hem uygulayıcıların hem de akademisyenlerin farklı görüşleri mevcut olup kesin şu doğru dememiz içinde bulunduğumuz şartlar ve hukuk düzeninde mümkün değildir.

> Normal bir ihraçta olması gereken önce idari yargıda dava açıp, olumlu sonuç alınamaması durumunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidilmesidir. Ancak şuan karşılaştığımız ihraç usulü aslında hukuka zaten uygun olmayan ve KHK ile yapılan ihraçlar olduğu için durumu normalin dışında değerlendirmekte fayda var.Bu nedenle iki davayı da birlikte açmak oluşabilecek hak kayıplarının önüne geçmek için önemlidir.

> KHK ler ile mesleklerinden ihraç edilenler yasal süreleri olan 60 gün geçmeden mutlaka hem ekteki dilekçe ile Danıştay’a hem de sitemizde yer alan “670 sayılı KHK ile İhraç Edilenler Önemli!!” başlığı altındaki dilekçe ile 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine mutlaka dava açmalıdır.

> Maalesef gelinen bu noktada ülkemizde etkin bir iç hukuk yolu kalmadığı söylenebilir. Hatta bu gerekçe ile doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine de dava açma yolunu deneyecekler de olabilir. Bu düşüncede olsanız dahi en azından ilerde hak kayıpları yaşamamak için mutlaka şeklen de olsa hem Danıştaya hem de Anayasa Mahkemesine dava açmalısınız.

> Unutmayın, ülkemizde dava açmak için avukat tutma zorunluluğunuz yoktur. Size sunduğumuz dava dilekçelerini kendi bilgilerinize uyarlayıp Anayasa Mahkemesine ya da Danıştaya doğrudan teslim edebilirsiniz. Eğer ikametiniz nedeni ile ya da başka bir gerekçe ile Ankara da bulunan bu kurumlara gidemiyorsanız bulunduğunuz yerdeki yerel Mahkemelere (Danıştaya dava açmak için İdare Mahkemesine) giderek bu davaları açabilirsiniz.

> Dava açtığınıza dair kayıt numarası ve harç makbuzlarını mutlaka saklayınız.

ÖNEMLİ NOT: Sitemizde yer alan tüm dilekçeler örnek olarak sunulmuş olup, hukuki izah kısımları dışındaki olayların kendi durumunuza uyarlanarak hazırlanması, özellikle SARI renk ile taranmış alanların değiştirilmesi gerekmektedir.

> Ekte Danıştay’a açılacak davanın örnek dilekçesi mevcut olup, Anayasa Mahkemesine açılacak dava dilekçesi örneği yine sitemizde “670 sayılı KHK ile İhraç Edilenler Önemli!!” başlığı altında mevcuttur.

Dosyı indirmek için lütfen asağıdaki linke basınız:

Danıştay dava dilekçesi

Güncel duyuruları Twitter hesabımızdan @yargiicinadalet takip edebilirsiniz