“Yargı demokrasinin yanında darbelerin karşısındadır. Darbeyi bahane ederek adil yargılama yapacak yargı mensuplarının tasfiyesi, darbe ile mücadeleye değil darbeden beklenen amacın gerçekleşmesine hizmet eder.”

TUTUKLAMA KARARINA İLİŞKİN YAPILAMSI GEREKENLER

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun sadece soyut istihbarat bilgileri ile aylar hatta bir iki yıl önce hazırladığı kesin olan ancak darbeye teşebbüs olayından saatler sonra açıkladığı kararla açığa alınan yaklaşık 3000 hakim savcı hakkında gözaltı kararı da verildiği, gözaltı kararı verilen ve yakalanan hakim savcıların tamamına yakının da çıkarıldıkları mahkemece tutuklandığı bilinmektedir. Tutuklamaları yapan Sulh Ceza Hakimliklerinin kuruluş amacı zaten iktidar sahibi siyasilerin geçmişteki söylemlerinden bilinmektedir. Bu amaç doğrultusunda HSYK tarafından seçilerek atanan hakimler tarafından yapılan sorgu işlemlerinde tutuksuz yargılanmasına karar verilenler hakkında da hemen ertesi gün yapılan itiraz üzerine tutuklama kararları verilmekte, ilk sorguyu yapan ve tutuklama kararı vermeyen hakimler hakkında da HSYK tarafından inceleme başlatma, açığa alma gibi işlemler yapılmaktadır.

Diğer taraftan birçok il ve ilçede henüz mesleğin ilk yıllarında olan hakimlerin HSYK tarafından sulh ceza hakimi olarak atandığı, bu kişilerin de kendilerinden oldukça kıdemli 1. Sınıf hakimlerin dahi sorgu işlemlerini yaptıkları bilinmektedir. Hukuk sitemi ve düzeni açısından işin daha da vahim tarafı özel soruşturma ve kovuşturma usulüne tabi olan Anayasa Mahkemesi Üyeleri ile Yargıtay ve Danıştay Üyeleri hakkında dahi Sulh Ceza Hakimliklerinin tutuklama kararları vermiş olmasıdır. Hem de verilen tutuklama kararlarının gerekçe kısmının, tüm il ve ilçelerdeki hakimlerin nerede ise tamamı tarafından cümlesi cümlesine aynı olarak verildiğine dair ciddi iddialar var. Bu durum birkaç saatte hazırlanan 3000 kişilik liste gibi tutuklama gerekçe şablonun da önceden ve tek bir merkezden hazırlanıp dağıtıldığı iddiasını doğrulamaktadır.

Bu açıklamalardan sonra, tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri ile ilgili nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bu açıklamalardaki bilgiler de gözetilerek anlatmak gerekiyor. Her şeyden önce tutuklama işleminden sonra zaten tutuklanan kişi yada müdafii 7 gün içerisinde itiraz hakkını kullanmaktadır. Bu itiraz da önce kararı veren sulh ceza hakimi tarafından değerlendirilmekte, itiraz yerinde görülmez ise incelenmek üzere bir diğer sulh ceza hakimine gönderilmektedir. Yani kapalı devre bir denetim mekanizması vardır. Bu itiraz sisteminden olumlu bir sonuç almak, yaşanan süreç ve örnekler de göz önüne alındığında, nerede ise imkansızdır. Buna rağmen gerek tutuklanan kişi gerekse avukat temin edilememekte ise eşi tarafından mutlaka itiraz yoluna başvurulmalıdır. İtiraz yoluna başvurulmadan tutukluluk konusu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması mümkün değildir.

İşkence, kötü muamele ve yaşam hakkı konusundan farklı olarak Anayasa Mahkemesi itiraz yoluna başvurulmadan ve sonuç beklenmeden yapılan başvuruları usulden reddetmektedir. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli husus; TUTUKLULUĞA İTİRAZ BAŞVURUSU REDDEDİLDİKTEN SONRAKİ 30 GÜN İÇERİSİNDE Anayasa Mahkemesine başvurma zorunluluğu vardır. Bu 30 günlük sürenin başlangıç tarihi itirazın reddedildiğine dair kararın tebliğ tarihidir. Bu süre geçirilmeden Anayasa Mahkemesine hak ihlali nedeni ile bireysel başvuru yapılmalıdır.

Tutukluğa itiraz dışında tutuklunun kendisi, varsa avukatı ya da tutuklunun eşi Sulh ceza hakimliklerine dilekçe ile başvurarak her zaman tahliye talebinde bulunabilir. Tahliye talebi itirazdan farklı olarak süreye tabi değildir. Tahliye talebinin reddi kararına da itiraz etmek mümkündür. Tahliye talebi ve itiraz dilekçesi aynı içeriktedir ve ekte sunulmuştur.

Tutukluğa yapılan reddedildiğinde 30 gün içerinde Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmalıdır. Anayasa Mahkesine Başvuru yapıldıktan hemen sonra (ertesi gün olabilir) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine tutukluluk konusunda da başvuru yapılmalıdır. Bu iki aşamaya ilişkin başvuru dilekçeleri örnekleri ektedir. Bu dilekçe içeriklerindeki hukuki bilgileri kullanabilirsiniz ama olayların izahını, yaşadığınız hukuksuzlukları kendi somut olayınıza göre doldurmalısınız.

Tutukluluk durumuna itiraz işlemi şüpheli ve müdafii tarafından zaten yapıldığından buna dair örnek dilekçe hazırlanmamıştır. Tutukluluk itirazı ya da tahliye talebinde bulunacakların, kararı veren sulh ceza hakimliğine hitaben yazılmış ve tahliye taleplerini içerir dilekçe hazırlayıp vermeleri yeterlidir. Bu dilekçenin şekli bir şartı yoktur. A4 beyaz kağıda el yazısı ile dahi yazılabilir. Önemli olan anlatmak istediğiniz hususun kısa ve anlaşılır bir şekilde yazılmış olması , yine itiraz veya tahliyeye ilişkin talebin yazılması ve dilekçenin imzalanarak ilgili hakimliğe verilmesidir.

YAKINI TUTUKLU BULUNANLARIN MAĞDURİYETLER KONUSUNDA YAPMASI GEREKENLER DİĞER İŞLEMLER

Tutuklu yakınlarının; İlk olarak tutuklunun durumunu öğrenmek için cezaevi yönetimine yoğun olarak telefon açılması ve yakınının durumunun sorulması, telefon veya mektup izni verilip verilmeyeceğinin sorulması,

Cezaevi fax numarası öğrenilerek yakınına iletilmek üzere PTT’den fax çekilmesi ve yakınının genel durumunun sorularak tutuklu yakınının dönüş yapabilmesi için avukatlık ofisinin veya güvenli bir iş yeri vs’nin fax numarasının bildirilmesi,

Cezaevinden yakının hangi bina ve koğuşta kaldığının sorulması ve bulunduğu yerin net olarak bilinmesi,

Cezaevlerine dilekçe vererek OHAL Kararnamesinde de belirtilen haftalık 10 dk. telefonla görüşme hakkının kullandırılmasını talep etmeleri,

Telefon hakkının kullandırılmaması halinde mektuplaşmaya izin verilmesinin talep edilmesi,

Cezaevi savcılığına dilekçe ile başvuruda bulunarak can güvenliğinden endişe ettikleri gerekçesiyle görüş (mümkün olan ne ise yüz yüze, telefon, mektup…) izni talebinde bulunmaları,

BİMER yoluyla Adalet Bakanlığına başvuruda bulunarak yakınının hayatından endişe ettiği, cezaevinde tutuklu bulunan yakını ile görüşmesinin engellendiği, yasal haklarının kullandırılmadığı belirtilerek bu hakların kullandırılmama nedenlerinin somut dayanaklarının neler olduğu konusunda bilgi talep edilmesi ve sorumlular hakkında yasal işlem başlatılmasının talep edilmesi,

Verilen dilekçelerin ve yetkililer tarafından verilen cevapların mutlaka muhafaza edilmesi ve sonraki başvurularda delil olarak kullanılması,

Türkiye Barolar Birliğine dilekçe verilerek veya telefonla aranarak yakınlarının hayatından endişe duyulduğu, kötü muamele yapıldığı, yasal hakların kullandırılmadığı belirtilerek bir heyet oluşturulması ve cezaevlerinin ziyaret edilmesinin talep edilmesi,

Yeni tutuklananlar açısından;

Tutuklanma sonrası yasal olarak tutuklandığının yakınlarına bildirilmesi gerekmektedir. Yakınının kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmadığı konusunda savcılığa ve cezaevine başvuruda bulunması ve bizzat tutuklanan yakının tutuklandığını telefonla bildirmesi hakkının kullandırılmasının istenmesi.

Aileler, özellikle eşleri tutuklama kararına kendi adlarına yazdıkları dilekçe ile MECLİS İNSAN HAKLARI KOMİSYONUNA dilekçe verip veya fax çekip milletvekilleri ile görüşmeli, cezaevindeki eşlerinin durumunu öğrenmek için milletvekilleri cezaevlerini ziyaret talep etmeli,

Adalet Bakanlığından ayrıca CEZAEVİ İZLEME KURULLARINA eşlerini göremediklerini, can güvenliği ve işkence endişesi taşıdıklarını belirterek dilekçe yazmaları veya kuruldakilerle bizzat görüşme yapmaları faydalı olacaktır.

Güncel duyuruları Twitter hesabımızdan @yargiicinadalet takip edebilirsiniz