“Yargı demokrasinin yanında darbelerin karşısındadır. Darbeyi bahane ederek adil yargılama yapacak yargı mensuplarının tasfiyesi, darbe ile mücadeleye değil darbeden beklenen amacın gerçekleşmesine hizmet eder.”

HAMİLE VEYA 6 AYDAN KÜÇÜK BEBEĞİ OLAN TUTUKLULAR SERBEST BIRAKILMAK İÇİN AYM VE AİHM’YE ACİL TEDBİR TALEPLİ OLARAK NASIL BAŞVURU YAPABİLİR?

AİHM formunu açmada sorun yaşayanların dikkatine!

  1. İlk önce Adobe PDF reader ya da Foxit reader programını indirip bilgisayarınıza kurun.
  2. Internet explorer 11 ile BAĞLANTI ve ya BUTON’a tıklayarak formu açabilirsiniz.

Eğer Internet explorer 11’den farklı bir tarayıcı kullanıyorsanız lütfen şunlara dikkat edin:

  1. Sitemizden ilglili AİHM formunu BAĞLANTI ve ya BUTON’a sağ tıklayıp, FARKLI KAYDET seçeneği ile bilgisayarınıza kaydedin. Örnek
  2. Formu bilgisayarda kaydettiğiniz yerden açabilirqiniz. Örnek (!!!Lütfen İnternet tarayıcısının sağ alt koşesinde indirme işlemi bitince görünen kısımdan AÇMAYINIZ!!!)

Hamile ya da 6 aydan küçük bebeği olan kadınların tutuklanması Türk Hukukuna göre yasaktır. Buna rağmen tutuklanmış olanlar, aşağıdaki adımları atarak, hukuk yoluyla haklarını arayabilirler. Hatta cezaevi koşullarını ve cezaevinde karşılaştıkları zorlukları, sağlık sorunlarını ve eksik sunulan veya sunulmayan tedavi hizmetlerini gerekçe göstererek, AİHS’nin 2 ve/veya 3. maddelerini gerekçe göstererek, Anayasa Mahkemesi ve gerektiğinde AİHM’ye acil tedbir talepli başvuru yapabilirler. Acil tedbir talebi gerektiği gibi gerekçelendirildiğinde, bu mahkemelerden biri annenin/anne adayının serbest bırakılmasına hükmedebilir. Aşağıdaki açıklamalar ışığında, sayfanın sol tarafındaki (AYM) başvuru formu veya gerektiğinde (AİHM) dilekçe örneğini kullanarak gerekli başvuruları yapabilirsiniz.

Tutuklu hamile veya altı aydan küçük bebeği olan şüphelilerin gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarının iç hukuka aykırılığı

  1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun, hamile bayanlarla altı aydan daha küçük bebeği olan bayanların tutuklanmasını yasaklamıştır. 5275 sayılı Kanunun 16/4 maddesine göre, “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.” 5275 sayılı Kanunun 116. maddesine göre, yukarıdaki hüküm “tutuklular” hakkında da uygulanır. Kanunun 16/4 hükmünün kullandığı dil ile tutuklanan şüphelinin mahkûm oluncaya kadar masum olduğu ve 116. madde, Anayasanın 19 ile AİHS’nin 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, hamile ve altı aydan küçük bebeği olanların tutuklanması yasaktır. Bir suçtan dolayı mahkûm olmuş kişiler için öngörülen yasak, tutuklama gibi bir tedbir açısından haydi haydi uygulanır. Zira tutuklanan kişinin atılı suçu işleyip işlemediği henüz bir mahkeme kararı ile tespit dahi edilmemiştir.
  2. Kısaca, 5275 sayılı Kanunun 16/4 ve 116. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, hamile kadınların ve altı ayı geçmemiş bebeği olanların tutuklanması iç hukuka açıkça aykırıdır. 2 aydan büyük 6 aydan küçük bebeği olanların, bebeklerinin kendilerinden alınıp devlet kurumuna verilmesi ve yukarıdaki yasal engel ortadan kaldırılarak annenin tutuklanması, 5275 sayılı Kanunun 16/4 ve 116. maddelerini dolanmak anlamına gelir ve bu durum uygulamayı keyfi kılar. Hukukta keyfiliğe yer yoktur. Kısaca, iki aydan büyük altı aydan küçük bebeği olan annenin elinden bebeğinin alınmasının nedeni, annenin tutuklanması mümkün kılma amacı güder ki, bu durum tutuklamayı tek başına keyfi ve illegal yapar. AİHM’ye göre, AİHS’nin 5. maddesinin ana varlık nedeni, bireyin keyfi olarak tutuklanmasını engellemektir. AİHM’ye göre, tutuklama, sadece iç hukuka uygun olmakla kalmamalı, aynı zamanda keyfi de olmamalıdır. Kanunları kötü niyetli yorumlayıp uygulama açık bir keyfiliktir.
  3. Yukarıdaki iki hüküm ışığında hamile veya altı aydan daha küçük bebeği olan şüphelilerin suç işledikleri iddia ediliyorsa, gözaltına alınmadan ifadeye çağrılmaları gerekir. Bu, Anayasanın 13. maddesinin (ölçülülük ilkesi) ve 5275 sayılı Kanunun 16/4 ile 116. maddelerinin bir gereğidir. Tutuklanması yasak olan bir kişinin gözaltına alınması da (her ikisi de hürriyetten yoksun bırakmadır.) mümkün olamaz. Bu şekilde olup da gözaltına alınanların avukatları veya eşi, gözaltına alma işlemine karşı da belirtilen gerekçelerle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine itirazda bulunabilirler. İtirazın reddi kararının tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde “İç hukuka aykırı gözaltına alma (özgürlükten yoksun bırakma) ve gözaltı süresinin uzunluğu nedeniyle AİHS’nin 5/1 ve Anayasanın 19/2 maddeleri ihlal edilmiştir” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir. Veya tutuklama kararını bekleyip her iki uygulamaya karşı tek bir başvuru da yapılabilir (Bu hususta sayfanın sol tarafındaki örnek AYM başvurusuna bakınız.).
  4. Hamile veya altı aydan daha küçük bebeği olan tutuklular, Anayasa Mahkemesi ve AİHM’ye acil tedbir talepli başvuru yapabilirler. Bu başvuru(lar) sonucunda, tutuklu kişinin serbest bırakılması veya cezaevi koşullarının iyileştirilmesi mümkün olabilecektir. Ancak bu türden bir başvurudan önce iç hukukta bazı girişimlerde bulunmak gerekir. Aksi durumda iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle taleplerin reddedilme ihtimali vardır.Anayasa Mahkemesi ve (gerekirse) AİHM’ye acil tedbir talebinden önce neler yapılmalı?
  5. Hamile veya altı aydan küçük bebeği olanların gözaltına alınması hususunda nelerin yapılması gerektiği yukarıda yazıldı. Aynı kişi tutuklanırsa ayrıca aşağıdaki yollar takip edilerek önce Anayasa Mahkemesine acil tedbir talepli bireysel başvuru yapılmalı; eğer kısa sürede sonuç alınamazsa bu kez AİHM’ye ihtiyati tedbir talebi (RULE 39) bir dilekçe ile fakslanmalıdır.
  6. Anayasa Mahkemesinin (AYM) bireysel insan haklarını koruması da ikincil nitelikli olduğu için, AYM’ye başvurmadan önce de mutlaka yetkili sulh ceza hâkimlikleri önünde tahliye talebinde bulunmak veya tutukluluğun devamı kararına itiraz etmek gerekir. En azından tutuklamaya ilişkin herhangi bir incelemede veya itiraz dilekçesinde, “şüphelinin hamile olduğu veya altı aydan küçük bebeğinin bulunduğu ve 5275 sayılı Kanunun 16/4 ve 116. maddeleri gereği tutuklanmasının mümkün olmadığı, bu durumda bulunan hükümlünün cezasının infazı yasak olduğuna göre, henüz masumiyet karinesinden yararlanan bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasının, aynı kanunun 116. maddesi gereğince imkânsız olduğu, bu nedenle tutukluluk halinin iç hukuka açıkça aykırı olduğu ve şüphelinin serbest bırakılması gerektiği” gerekçeleri kullanılarak hamile ya da altı aydan küçük bebeği olan kişinin serbest bırakılması istenmelidir. Bu gerekçe veya talebin, herhangi bir sulh ceza hâkimliği kararına girmesi sağlanmalı veya herhangi bir sulh ceza hâkimliği önünde yazılı olarak ileri sürülmesi AYM’ye başvurunun ön şarttır.
  7. Mümkünse, yukarıdaki gerekçe tutukluluğa/tutukluluğun devamı kararına itiraz veya tahliye talebine ilişkin dilekçeye yazılarak (Sayfanın sol tarafında, örnek “tahliye talebi dilekçesi” ile “itiraz dilekçesi” yer almaktadır.) yetkili sulh ceza hâkimliğine bu dilekçe sunulmalıdır. Buna rağmen itirazın/talebin reddi halinde bu kez Anayasa Mahkemesine ve gerekirse AİHM’ye acil tedbir talepli başvuru hakkı doğar. Ancak tahliye talebi reddedilirse, sadece AİHS’nin 5. Maddesi anlamında iç hukuk yollarını tüketme amacıyla bu ret kararına da ayrıca itiraz ediniz. Ancak AYM ve AİHM’ye acil tedbir talepli başvuru için itirazın sonucunu beklemenize gerek yoktur; zira acil tedbir talebi açısından hamilelik durumunu bir kez sulh ceza hâkimliği veya ulusal yargı organları önünde dile getirmeniz yeterlidir. İtirazın sonucunu beklerseniz, onun sonucunu da (“itiraz … tarihinde reddedilmiştir” şeklinde), acil tedbir talepli AYM başvurusu ile (gerektiğinde) AİHM ihtiyati tedbir talebine de yazınız.
  8. Tahliye talebinde bulunmak her zaman mümkündür. Oysa itiraz, tutuklama kararı, tutukluluğun devamı kararı veya tahliye talebinin reddi kararının tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde, kararı veren hâkimliğe sunulacak bir dilekçe ile yapılabilir. Bu konularda sayfanın sol tarafında yer alan örnek dilekçeleri durumunuza uyarlayarak dilekçelerinizi hazırlayabilirsiniz. Özellikle sarı renkte olan kısımları uyarlamak gerekmektedir; pdf metinlerde, uyarlanması gereken sarı renkteki bölümler görünür şekildedir. Tutukluluğa itiraz, tutuklu kişinin eşi tarafından da yapılabilir.
  9. Ayrıca iki-altı ay arası bebeği olup bebekleri ellerinden alınanlar da her iki durumun (bebeğin ellerinden alınması ve tutuklama) keyfi ve yasa dışı olduğunu belirterek tahliye talebinde bulunabilir ya da itiraz edebilir. Bebeği elinden alınan anne, özellikle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının da keyfi olarak ihlal edildiğini dilekçelerinde ileri sürebilir.
  10. AYM tedbir talepli başvuru: Sulh ceza hâkimliklerine sunulan en az bir dilekçede yukarıdaki gerekçe ileri sürüldükten sonra, talep reddedildiğinde (veya dilekçe verip en az üç gün bekledikten sonra), hamile olan veya altı aydan küçük bebeği olan tutuklular hemen, zaman kaybetmeden Anayasa Mahkemesine acil tedbir talepli bireysel başvuruda bulunabilirler (Başvuru örneği sayfanın sol tarafında yer almaktadır.). Bu başvuruda hem hak ihlalleri yazılmış ve gerekçelendirilmiş olmalı hem de yasa dışı olarak ve hamileliğin zorluklarından kaynaklı cezaevi koşulları nedeniyle insanlık dışı muamele/işkence ve/veya hamilenin yaşamı tehlike altındaysa yaşama hakkı ihlali gerekçesiyle acil tedbir (serbest bırakılma) talebinde bulunulabilir. Örnek başvuru formunda tüm bu hususlara değinilmiş olup başvuru formunun boş bırakılan (örneğin 2. Sayfa gibi) kısımlarının doldurulması ve tutuklunun özel durumuna uyarlanması gereken kısımların uyarlanarak başvuru formuna son şekli verilebilir.
  11. AYM’ye acil tedbir talepli başvuru yapmasanız dahi, itirazın reddi kararının tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde, sayfanın sol tarafında yer alan AYM başvurusunu kullanarak her halükarda AYM’ye bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
  12. AİHM ihtiyati tedbir talebi (RULE 39): Anayasa Mahkemesine bu şekilde başvurduktan sonra en fazla 5 gün bekleyip (acil durumlarda 2 gün), AYM’nin acil tedbir talebi konusunda karar alması için AYM’ye fırsat verilmelidir. Beş gün geçmesine rağmen hiçbir karar verilmezse veya tedbir konusundaki karar aleyhe sonuçlanırsa (Bu aleyhe sonuçlanma, başvurunun reddedildiği anlamına gelmez; başvuru daha sonra karara bağlanacaktır.), bu kez AİHM’ye ihtiyati tedbir talebinde (RULE 39) Bu talep bir dilekçe ile yapılır (Sayfanın sol tarafında dilekçe örneği yer almaktadır.) ve bu bir başvuru değildir. Sadece devam eden hak ihlallerini (yaşam hakkı, işkence ve insanlık dışı muamele yasağı gibi) derhal sonlandırma amacı güden bir taleptir; daha sonra gerekirse (iddialarınız ciddi görülürse) AİHM size başvuru yapmanız için yaklaşık bir aylık süre verecektir. Bahse konu süreyi kaçırmadan bu kez 2016 yılına ait AİHM resmi başvuru formu doldurularak, AİHM’ye başvuru yapılabilir. Bu başvuru, ihtiyati tedbir talebinden farklıdır; AİHM ihtiyati tedbir talebini çok kısa sürede (3-7 günde) karara bağlar ve karar lehinize ise Hükümete ve size sonucunu bildirir; Hükümet de gereğini yapmak zorundadır.
  13. İhtiyati tedbir talebi için AİHM internet sitesinde de yer alan üç sayfalık ayrı bir yetki belgesi bulunmaktadır; bu belgenin de doldurulup talebe eklenmesi gerekir. Söz konusu yetki belgesinin bir örneği, internet sitemizde, sayfanın sol tarafında da yer almaktadır. Onu bilgisayarınıza kaydedip, boşlukları doldurduktan sonra başvurucunun bulunduğu cezaevine giderek, bu yetki belgesini kendisine imzalatınız. Yetki belgesi ile başvurucu bir temsilciye (eşine, babasına, kardeşine veya reşit bir çocuğuna) yetki vermektedir. Bu aşamada temsilcinin avukat olma şartı yoktur. Başvurucunun eşi, babası, kardeşi veya reşit olan çocukları da başvurucuyu temsil edebilir. Bu nedenle, başvurucunun bir yakınına (temsilci) ait bilgiler ile başvurucuya ait bilgiler yetki belgesinin ilgili bölümlerine yazılıp bu belgenin her ikisi tarafından imzalanması yeterlidir. Eğer cezaevinde bulunan başvurucunun imzalamasına izin verilmezse, bu durum “Ekler” başlığı altında, “yetki belgesi” belgesi yazan ifadenin karşısına belirtilerek, imzalatma fırsatı bulunduğunda yetki belgesinin gönderileceği belirtilebilir. Bu durumu ispatlamak için, mümkünse cezaevine yazılı bir dilekçe ile yetki belgesini imzalatmak için başvurunuz ve bu dilekçenin işleme konmadığını yazıp, eklere bu dilekçeyi de ekleyiniz. İnternet sitemizde tutukluların AİHM’ye nasıl başvuru yapabileceklerine ve bu konudaki dilekçe örneklerine dair ayrıntılı bilgi yer almaktadır; o bilgilerden de yararlanabilirsiniz.
  14. Yetki belgesinin açılması için asgari Adope Reader 9 veya Foxit Reader 7 programlarından biri bilgisayarınızda yüklü olmalıdır. Eğer yoksa internetten indirebilirsiniz. Yetki belgesinin ilk sayfasında 1 ve 9 arası numaralı bilgileri giriniz. İkinci sayfada ise, temsilci bir avukat ise sadece (Avukat) 25-31 arası boşlukları doldurunuz. Avukat değilse sadece (Avukat olmayan temsilci) 17-24 arası boşlukları doldurunuz. 32-35 paragraflara ise ıslak imza ve tarih atınız. 3. Sayfa tüzel kişilere ait olduğu için bu sayfa boş bırakılmalıdır.
  15. AİHM’ye yapacağınız başvuruda, Anayasa Mahkemesine sunulan “acil tedbir talepli bireysel başvuru formunda” yazılı olan OLAYLARI, AİHM başvuru formunun 5-7 sayfalarına güncelleyerek aktarabilirsiniz. HAK İHLALLERİNİ (şikâyetleri) de AİHM başvuru formunun 8 ve 9. Sayfalarına aktarabilirsiniz. 10. Sayfaya da sırasıyla tutuklama kararına … tarihinde itiraz ettiğinizi, … tarihinde bu itirazın reddedildiğini, … tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurduğunuzu ve başvurunun derdest olduğunu yazabilirsiniz. AİHM başvurusunun nasıl doldurulması gerektiği konusunda, internet sitemizde özellikle KHK ile ihraçlar konusunda hazırlanmış AİHM başvuruları için yapılmış açıklamaları dikkate alarak başvurunuzu doldurabilir; KHK mağdurları için hazırlanmış örnek bir AİHM başvuru formunu bilgisayarınıza kaydederek, ondan yararlanabilirsiniz. İhtiyaç olması durumunda sitemizin e-mail adresine yazınız; örnek başvuru formu hazırlayıp siteye yükleriz.
  16. AİHM’nin sizinle yapacağı yazışmalar İngilizce veya Fransızca olacaktır. Bu türden bir mektup aldığınızda zaman kaybetmeden mektubu birilerine tercüme ettirip istenenler (varsa) gereğini yapınız.
  17. Bazen bu tür taleplerde ileri sürülen iddialarınızı karara bağlamadan önce, AİHM Hükümetten görüş isteyebilir. Hükümetin sunduğu bilgi ve belgeler size de gönderilir. Bu bilgi ve belgelerde gerçeği yansıtmayan bir durum varsa, bu hususları bir dilekçe ile ve varsa belgeleriyle birlikte, AİHM’ye fakslayabilirsiniz. Dilekçenin üst tarafına, bu durumda da başvurucunun adı ve soyadını yazınız.