“Yargı demokrasinin yanında darbelerin karşısındadır. Darbeyi bahane ederek adil yargılama yapacak yargı mensuplarının tasfiyesi, darbe ile mücadeleye değil darbeden beklenen amacın gerçekleşmesine hizmet eder.”

675 SAYILI KHK İLE KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARILANLARIN ANAYASA MAHKEMESİ VE AİHM BAŞVURULARINA İLİŞKİN PRATİK AÇIKLAMALAR

AYM

AYM

Hukuki başvuru yolları
Hakim ve savcı
İtiraz ve AYM başvuruları
AİHM 1. Başvuru – SCH
Hakim-Savcı İhraç Kararına İtiraz
İşkence
İşkence – Normal başvurular
İşkençe – Gözaltı işkence
Tutuklama
Gazeteciler – İtiraz AYM Aşaması
Gazeteciler – AİHM 1. başvuru – SCH
Herkes – İtiraz ve AYM Başvurusu
Herkes – AİHM 1. başvuru – SCH
Danıştay
Yargıtay
Şirketlere el koyma – Kayyım atama

  • ANAYASA MAHKEMESİ BAŞVURUSU
  1. Öncelikle ifade edilmelidir ki, Türkiye hukuk güvenliğinin kaybolduğu bir süreçten geçiliyor. Hangi mahkemenin ne yönde karar vereceğini ve siyasi aktörlerin mahkemelere hangi yönde karar almalarını dayatacağını (!) önceden kestirmek imkânsız gibi görünüyor. Bu nedenle, ileride herhangi bir hak kaybıyla karşılaşmamak için, OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılanların aynı anda ve süresinde idare mahkemelerinde iptal davası açmaları, Anayasa Mahkemesine ve AİHM’ye bireysel başvuruda bulunmaları en doğru yöntem olarak görülmektedir.
  1. Kamu görevinden çıkarılmaya bir OHAL KHK’sı neden olduğu için, kural olarak iç hukukta bir OHAL KHK’sını iptal edecek herhangi bir yargı organı mevcut değildir. Bu nedenle, bize göre iç hukukta OHAL KHK’sının (doğrudan) yol açtığı insan hakları ihlallerini giderecek etkili hiçbir başvuru mercii yoktur. Söz konusu KHK’nın yol açtığı insan hakları ihlallerini giderecek en etkili mercii AİHM olarak görünmektedir; bu nedenle ve özellikle 675 sayılı KHK’nın yayınlandığı tarihten itibaren altı ay içerisinde mutlaka AİHM’ye başvuru yapmanız lüzumlu görünmektedir.
  1. Özet olarak, aynı anda sırasıyla AYM’ye başvuruda bulununuz (başvuru süresi 30 günle sınırlı olduğu için öncelikle bunu yapınız); daha sonra 60 gün içerisinde idare mahkemesinde iptal davası açınız. Son olarak da bu iki davanın dilekçelerini de ekleyeceğiniz başvuru formu ile AİHM’ye başvuruda bulununuz (altı ay içerisinde).
  1. Bu açıdan bir hususun da altını çizmekte yarar var. Hukukta dava açma süreleri yasalarla öngörülmüş olup bu sürelerin birçoğu hak düşürücü niteliktedir. Süresinde dava açmazsanız haklarınızı kaybedersiniz. Bu nedenle bazılarının ileri sürdüğü gibi, “hukukta çare tükenmez” gibi görüşleri dikkate almayınız. Aksi durumda, keyfiliğin kol gezdiği ve hukuk güvenliğinin yok olduğu bu süreçte, mahkemeler, sadece süresinde dava açmadığınızı gerekçe göstererek davalarınızı reddeder ve tüm haklarınızı kaybedersiniz. Dolayısıyla en geç 28 Kasım 2016 tarihine kadar mutlaka Anayasa Mahkemesine başvurunuz.
  1. Anayasa Mahkemesine yapacağınız başvuru için sayfanın sol tarafında yer alan örnek AYM Başvuru Formunu durumunuza uyarlayarak (çok küçük değişiklik ve eklemelerle) başvuru formuna son şeklini veriniz. Son sayfaya tarih atarak başvuru formunu imzalayınız. Eğer idare mahkemesine dava açtıysanız, o davanın bir örneğini de bu başvuruya ekleyiniz. Henüz açmadıysanız, dava açtıktan sonra iptal dava dilekçesinin bir örneğini başvuru dosyanıza daha sonra ekletebilirsiniz. Başvuru formunun özellikle sarı renkli kısımlarını kontrol ediniz (bu açıdan özellikle pdf metne bakınız); durumunuza uymayan kısımları değiştiriniz; gerekirse çıkarma yapınız. Açıklamaları dikkate alarak olayları ve şikâyetleri kontrol ederek başvurunuzu tamamlayınız. Başvuru formunun olaylar kısmında değişiklik yapabilirsiniz; ancak hak ihlalleri kısmına dokunmamanızda yarar var. Anayasa Mahkemesi önünde açıkça ileri sürmediğiniz hiçbir hak ihlalini AİHM önünde ileri süremezsiniz.
  1. Daha önce AYM’ye başvuru yapmış olanlar varsa ve başvuru formlarının eksik olduğunu düşünüyorlarsa, 30 günlük süre dolmadan (28 Kasım 2016 tarihine kadar) bu başvuru formunun da dosyalarına eklenmesini isteyebilirler.
  1. Anayasa Mahkemesi başvurusu ile iptal davasını açtıktan sonra, altı aylık başvuru süresini kaçırmadan ve mümkün olan en kısa sürede aşağıdaki açıklamaları dikkate alarak AİHM’ye başvurunuz.
  • AİHM BAŞVURUSU

Aşağıdaki açıklamaları dikkate alarak AİHM başvuru formunun eksik kısımlarını doldurunuz.

  1. Sayfanın sol tarafında yer alan AİHM başvuru formu ve Ek-1 isimli detaylı açıklamalar, daha önce 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılanlar için hazırlanmış olan başvuru formu ve eki dikkate alınarak hazırlanmıştır. Ancak bu metinler bir taraftan güncel hukuki gelişmeler ışığında (özellikle Danıştay’ın 4 Ekim 2016 tarihli kararları dikkate alınarak) güncellenmiş, diğer taraftan da, bir hukukçunun yerinde tavsiyesi ile “eğitim hakkı ihlali” eklenmiştir. Ayrıca ayrımcılık yasağına ilişkin gerekçeler de genişletilmiştir. 672 sayılı KHK ile ihraç edilenlerden isteyenler de bu metinleri uyarlayarak kullanabilir. Belirtmek isteriz ki, daha önce başvuru yapanlar açısından (672 s. KHK veya diğerleri), ana hak ihlalleri ileri sürülmüş olup kaygılanacak herhangi bir durum söz konusu değildir.
  1. AİHM’ye göndereceğiniz başvuru zarfına sadece iki tür metin ekleyiniz. Bunlardan ilki başvuru formu, ikincisi ise başvuru formunun 12. Sayfasında belirtilen eklerdir. Bunların dışında başkaca hiçbir metin veya belge eklemeyiniz. AİHM şekil şartlarını katı bir şekilde yorumlamakta ve en küçük eksiklik veya fazlalıkta başvuruları usulden reddedebilmektedir.
  1. Başvuru formu: İnternet sitesindeki başvuru formu 675 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılanlar için hazırlanmış olup kişiye özel bilgilerin yer aldığı sayfalar boş bırakılmıştır. Bu boşlukları aşağıda yazıldığı şekilde sizler doldurmalısınız. Başvuru formunu öncelikle bilgisayarınıza kaydediniz; bu form bilgisayarınızda Adobe Reader 9 (adobe.com) veya Foxit Reader 7 programları olmadan açılmamaktadır. Bu programlar bilgisayarınızda yoksa internetten indirebilirsiniz.
  1. Başvuru formunun birinci sayfasında sol tarafta “1 – Başvurucu (Gerçek kişi)” başlığı altındaki bölümü (1-9 arası) eksiksiz bir şekilde doldurunuz. Başvurucu kadın ise, 9. sırada değişiklik yapınız.
  1. İkinci sayfada herhangi bir değişiklik yapmanıza gerek bulunmamaktadır. İlgili kutucuk işaretlenmiştir.
  1. Başvuru formunun üçüncü sayfasında avukata veya üçüncü bir kişiye vekâlet vererek başvuru yapacaksanız doldurmanız gereken bölümler yer almaktadır. Eğer başvuruyu doğrudan siz imzalayarak gönderecekseniz, bu sayfayı boş bırakınız. Ancak avukat ya da bir yakınınız aracılığıyla başvuru yapacaksanız bu durumda üçüncü sayfadaki boşlukların doldurulması gerekir; hem başvurucu hem de vekil olan kişi ıslak imza ile YETKİ BELGESİ kısmını imzalamalıdır. Temsilci avukat ise (sadece) sağ taraf, değilse (sadece) sol taraf doldurulmalıdır. Eğer başvuruyu temsilci yapacaksa, son sayfada da (71 ve 72. kutular) değişiklik yapıp, adres bölümüne vekil tayin edilen kişinin bilgileri yazılmalı ve son sayfadaki imza bölümünü temsilci imzalamalıdır.
  1. Dördüncü sayfa tüzel kişilere ilişkin olup sizi ilgilendirmediği için boş bırakınız.
  2. Başvuru formunun beş, altı ve yedinci sayfaları OLAYLAR konusuna ayrılmıştır. Bu bölümde yazılan olaylar her başvurucuyu kapsayacak şekilde kaleme alınmış olup silme yapılması durumunda sistem tekrar ekleme yapmaya izin vermemektedir. Kural olarak bu bölümde herhangi bir değişikliğe ihtiyaç yoktur. Olaylar hak ihlalleri açısından dayanak oluşturacak şekilde seçilmiştir. Sadece beşinci sayfanın ikinci satırında “ikametgâh” için boş bırakılan kısma yaşadığınız şehrin ismini yazınız. 7. Sayfanın son paragrafına da idare mahkemesinde açtığınız iptal davası ile Anayasa Mahkemesine yaptığınız bireysel başvurunun tarihlerini ekleyiniz. Olaylar kısmında sizi rahatsız eden veya yer vermek istemediğiniz herhangi bir ifade olduğunu düşünüyorsanız, silebilir veya değiştirebilirsiniz.
  1. Başvuru formunun sekiz ve dokuzuncu sayfalarında hak ihlallerine (şikâyetlere) yer verilmiştir. Bu bölüme dokunmayınız.
  1. Onuncu sayfada iç hukuk yollarının etkisiz olduğu ve bu nedenle doğrudan AİHM’ye başvurulduğu belirtilmiş olup bu bölüme de dokunmayınız. Bu sayfada yer alan bilgiler 672 sayılı KHK’ya ilişkin başvuru formuna göre güncellenmiştir; bunun ana nedenini 4 Ekim 2016 tarihli Danıştay kararları oluşturmuştur. 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılanlardan başvuru yapmayanların bu sayfayı kullanmalarında yarar vardır. Başvuru yapanlar da, bu sayfadaki bilgileri, yeni gelişme olarak bir mektupla, başvurucu ismini yazarak veya ileride dosya numarası gelirse, AİHM’ye faks yoluyla bildirebilirler.
  1. On birinci sayfada sadece sayfanın sonundaki 66 ve 67. paragrafları kontrol ediniz. Eğer AİHM önünde derdest başka bir başvurunuz yoksa bu sayfaya da dokunmayınız. Aksi durumda 66. paragrafta “evet” kutucuğunu işaretleyip, 67. kutucuğa da derdest olan başvurunuzun numarasını yazınız. 62. ve 63. paragraflara da dokunmayınız.
  1. On ikinci sayfada 5 adet ek ismi yazılmıştır. Bu ekleri sizler hazırlayacaksınız. Ek-1, başvuru formuyla birlikte internet sitesinde sayfanın sol tarafında yer almaktadır. Genel olarak tamamen hukuki argümanlardan ibaret olan bu metne dokunmadan başvurunuza ekleyebilirsiniz. Ancak arzu ederseniz F- İHLAL EDİLEN DİĞER HAKLAR (s. 17 vd.) başlığı altındaki bölümde, sizin durumunuza uymayan paragrafları çıkarabilirsiniz. Örneğin, hiçbir sendika, dernek veya vakfa üye olmayanlar 60. paragrafı çıkarabilir, hatta çıkarmalıdır. Bu paragraf özellikle sendika üyesi olan öğretmenler için eklenmiştir. F başlığı altındakiler hariç diğer bölümlere dokunmamanızda yarar bulunmaktadır. Metnin şekline de kesinlikle dokunmayınız; AİHM yönergeleri ışığında hazırlanmıştır. İsterseniz son sayfaya tarih atıp imzalayabilirsiniz. Ek-1 kesinlikle 20 sayfadan fazla olmamalı (AYM başvurusu gibi diğer ekler 20 sayfadan fazla olabilir.), başvuru formundaki bilgilerin açıklamasından ibaret olmalı, devamı niteliğinde de olmamalıdır. Ek-2, 675 sayılı KHK’nın metni ve isminizin geçtiği sayfanın fotokopisinden ibaret olmalıdır. Ek-3, idare mahkemesine açtığınız dava dilekçesinin fotokopisi olmalıdır. Ek-4, Anayasa Mahkemesine sunduğunuz başvuru formunun fotokopisi olup, özeti eklemenize gerek yoktur. Ek-5 ise kimlik fotokopinizin ön yüzü olmalıdır. Tüm bu ekleri arka arkaya sırasıyla koyunuz ve sağ üst köşeye mavi tükenmez bir kalemle sayfa numarası vererek adeta bir kitap şeklinde hazırlayınız. Daha sonra başvuru formunun 12. sayfasında her bir ekin karşısına, o ekin başladığı sayfanın numarasını yazınız. Başvuru formunu ve bu şekilde hazırladığınız ekleri sırasıyla bir araya getiriniz ve hiçbirini zımbalamadan, başvuru formu üste gelecek şekilde, tümünü deforme olmayacak bir zarfa koyunuz.
  1. Başvuru formunun on üçüncü sayfasında, 70 numaralı kutucuğa başvuruyu postaya vereceğiniz tarihi veya bir gün öncesinin tarihini yazınız. 71. kutucuğa, başvuruyu doğrudan siz yapacaksanız, siz imza atınız. Avukat veya bir yakınınız sizi temsil etmekte ise, bu durumda “temsilci” kutucuğu işaretlenmeli ve temsilci olan kişi bu kutucuğa imza atmalıdır. Ancak bu durumda, yukarıda belirtildiği gibi üçüncü sayfanın da doldurulması şarttır. 72. kutucuğa ise başvurucunun ismi, soy ismi ve yazışma adresi doğru olarak yazılmalıdır. Bu bilgiler yazışma için gerekli olan bilgilerdir. AİHM bu kısımda verdiğiniz adresle yazışacaktır. Bu adreste değişiklik olursa, zaman kaybetmeden başvuru numarasını da yazdığınız bir mektupla AİHM’ye yeni adresinizi mutlaka bildiriniz; önce fakslayıp daha sonra posta ile Mahkemeye gönderiniz. Eğer başvuruyu temsilci (avukat veya bir yakın) yapıyorsa, 72. kutucuğa temsilcinin ismi, soy ismi ve adres bilgileri yazılmalı ve “temsilci” kutucuğu işaretlenmelidir.
  1. Bu şekilde ekleri ile birlikte tamamladığınız başvuru formunu zarfa koyduktan sonra, başvuru formunun son bölümündeki adresi (The Registrar, European Court of Human Rights, Council of Europe, 67075 Strasbourg Cedex, France) zarf üzerine yazınız; kendi adres bilgilerinizi de yazıp başvuruyu postaya verebilirsiniz. Başvuruyu DHL veya UPS ya da benzeri güvenli bir kargo ile göndermenizde yarar var. Postada kaybolma ihtimalini düşünerek, haklarınızı kaybetmemek için en azından iadeli taahhütlü gönderiniz ve AİHM’ye ulaşıp ulaşmadığını kontrol ediniz. Posta masrafları dâhil yaptığınız tüm masrafların belgelerini saklayınız. İleride ikinci (karşı) görüşlerinizi Mahkemeye sunma aşamasında masraflara ilişkin belgelerin fotokopilerini AİHM’ye sunarak, ihlal kararı verilmesi durumunda yaptığınız harcamaları geri alabileceksiniz.
  1. Başvuru formunun imzalı bir fotokopisi dâhil, tüm belgelerin ve postaya verme belgesinin birer fotokopisini mutlaka saklayınız. AİHM’ye göndereceğiniz her belgenin fotokopisini gönderiniz; aslını saklayınız. Başvurunuza dair her türlü yeni gelişmeden de mahkemeyi zamanında haberdar ediniz; A4 kâğıda söz konusu gelişmeyi yazarak, başvurucu ismini ve (varsa) başvuru numarasını da yazarak, önce fakslayıp daha sonra da posta yoluyla gönderiniz.
  1. İç hukuk yolları henüz tüketilmediği için AİHM bu başvurunuzu reddetse dahi (Bize göre, somut olayda OHAL KHK’sının doğrudan yol açtığı tüm hak ihlallerini giderecek etkili hiçbir iç başvuru yolu mevcut değildir.), tüm belgelerinizi saklarsanız, ileride iç hukuk yolları tüketildikten sonra yeniden başvuru yapma hakkınızın olduğunu da unutmayınız. Bu açıklamayı yapmamızın nedenini de hukuk güvenliğinin kalmamış olması oluşturmaktadır.

Diğer bazı bilgiler:

  1. Başvuruyu sadece başvuru formu ve eklerini arka arkaya koyarak bir zarfa koyup AİHM’ye gönderiniz; başkaca hiçbir belge veya benzeri bir metin eklemeyiniz. Usule ilişkin en küçük hata ya da eksiklik, başvurunuzun idari yönden reddine neden olabilir. Bu açıdan başvuruyu en hızlı şekilde göndermenizde yarar var. Çünkü başvurunuz ve eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilirse, AİHM ilk incelemede başvurunuzu hemen reddeder ve ret konusunda size bir mektup gönderir. Bu türden bir mektup alırsanız ve hala 6 aylık başvuru süresi dolmamışsa, siz de eksikliği giderir yeni bir başvuru yapabilirsiniz. Eğer bu arada 6 aylık süre geçmişse artık yeni başvuru yapamazsınız. Başvuru tarihi, başvuru ve eklerini postaya verdiğiniz tarihtir; Mahkemeye ulaşma tarihi değil.
  1. Bu başvuru formunu kullanmadan, AİHM’ye daha önce başvuru yapanlar varsa, eğer aynı hak ihlallerini ileri sürmemişlerse, bu başvuru formunu kullanarak yeni bir başvuru yapmalarının hiçbir sakıncası yoktur. Bu durum Anayasa Mahkemesi başvurusu için de geçerlidir. Yeter ki 30 günlük AYM başvuru süresi dolmamış olsun.
  1. Unutulmamalıdır ki, yaşadığınız süreç açısından idari yargı ve Anayasa Mahkemesi etkisiz birer başvuru yolu olarak gözükmektedir. Bu konuda bilgi için başvuru formunu ve Ek-1’i okumanızda yarar var. Etkisiz başvuru makamlarının karar almasını beklerseniz 6 aylık AİHM başvuru süresini kaçırırsınız. Bu nedenle, haklarınızı kaybetmeme adına, AİHM başvurusunu 6 aylık süreyi kaçırmadan mutlaka yapmanız gerekir; sonuç alabileceğiniz tek organ olarak AİHM’nin kaldığı gözükmektedir. AYM ve idari yargı sadece ihtiyaten tavsiye edilmiş olup, bu iki mahkemeden lehinize karar çıkacağını beklemek, şu ana kadar verdikleri kararlar dikkate alındığında, imkânsıza yakındır. Ancak buna rağmen her iki mahkemeye de başvurduysanız, sırf iç hukuk yollarını tüketme adına davalarınızı takip ediniz. Bu mahkemelerden herhangi lehe ya da aleyhe karar verilirse, zaman kaybetmeden bu durumu AİHM’ye bildiriniz. Başvurunuzdaki şikâyetlerle ilgili olarak iç hukuktaki her türlü yeni gelişmeyi de Mahkemeye bildirmek gerekir.
  1. İç hukukta kamu görevine dönme açısından herhangi bir olumlu sonuç elde etseniz dahi, AİHM önündeki davanızdan vazgeçmemenizde yarar bulunmaktadır. Zira başvuru formunda belirtilen ve yaşadığınız hak ihlallerini okuduğunuzda anlayacağınız gibi, tek şikâyetiniz kamu görevine geri dönmeye ilişkin hak ihlali değildir. Yargılanmadan terör örgütü üyesi ilan edilmeniz, masumiyet karinesinin ihlali, özel hayata saygı hakkı gibi birçok temel hakkınız ihlal edildi. Kamu görevine geri dönmekle bu ihlaller giderilmiş olmayacağı için AİHM başvurusunu sonuna kadar takip edip haklarınızı elde edebilirsiniz. Kaldı ki, AİHM başvurusunu geri çektikten sonra tekrar kamu görevinden çıkarılmama güvenceniz de maalesef yok. İç hukukta tüm ihlalleri giderecek tedbirler alınıncaya kadar AİHM’deki başvurunuzu takip ediniz. Örneğin Resmi Gazetede terör örgütü üyesi olmadığınız yayınlanıncaya kadar masumiyet karinesi ihlali giderilmiş olmayacaktır.
  1. Son olarak, hem kamu görevinden çıkarılıp hem de mal varlığına el konulmuş mağdurlar olarak avukat tutmanız zaten zorken, kamuya açık bir dilekçeyi veya başvuru formunu kullandığınız için suçlanırsanız, biliniz ki bu suçlamalar tamamen temelsizdir. Bir hukuk devletinde kamuya açık bir kaynaktan on binlerce kişinin yararlanmasının disiplin ya da ceza hukuku açısından hiçbir sorumluluk doğuracak yönü yoktur. Zira bir gazetenin internet sitesinden on binlerce kişinin aynı bilgiye erişmesinde olduğu gibi, sizler de kamuya açık bir internet sitesinden aynı başvuru formunu kullanıp başvuru yaparak, bilgiye erişme hakkınızı (ifade özgürlüğünüzü) kullanmaktasınız. Temel bir hak olan ifade özgürlüğünü kullanmak suç delili olarak gösterilemez; gösterilirse AİHS m. 10 ile bireysel başvuru hakkını düzenleyen 34. madde ihlal edilmiş olur. Savcıların sıklıkla iddianamelerine hukuk dışı şekilde suçlamalara dayanak gösterdikleri ve maalesef mahkemelerin de mahkûmiyet kararlarında dayandıkları gibi, bireyin doğuştan sahip olduğu ve devletin kendisine bahşetmediği, devletin lütfu olmayan temel insan haklarını kullanmak suç değildir; suç olarak görenler hukukun ABC’sinden habersizdir.
  1. Bir mağdur olarak istediğiniz başvuru formunu kullanarak başvuru yapabilirsiniz; buna engel çıkarılırsa sadece temel haklarınız değil, bireysel başvuru hakkını öngören AİHS’nin 34. maddesi de ihlal edilmiş olur. AİHM ile yapılan yazışmaların engellenmesi veya yapılan bir başvuru gerekçe gösterilerek kişi hakkında herhangi bir tedbire başvurulması ya da ceza soruşturmasında delil olarak gösterilmesi, sorguda bu hususta sorular sorulması, AİHS’nin 34. maddesini açıkça ihlal eder. Devlet, AİHS’yi imzalayıp onaylayarak, bireysel başvuru yapma hakkını engellememe sözü vermiş, uluslararası alanda yükümlülük altına girmiştir. Sadece aynı başvuru formu kullanıldığı gerekçesiyle kişiler hakkında soruşturma açılırsa, on binlerce kişiye bu şekilde davranılması, devletin on binlerce kez 34. maddeden mahkûm olması anlamına gelir; bunu akıl sağlığı yerinde olan hiçbir yönetici göze alamaz. AİHM kararlarının dünyanın tamamı tarafından takip edildiği yöneticiler tarafından da bilinmektedir. On binlerce kez 34. maddeden mahkûm olmuş bir devletin yöneticilerinin uluslararası alandaki itibarını değerlendirmeye dahi gerek yoktur.
  1. Bu türden bir engelleme veya soruşturma ile karşılaşırsanız ya da sorguda bu konuda size sorular sorulursa, AİHS’nin 10 ve 34. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürüp, hiçbir iç hukuk yolunu tüketmeye gerek olmadan, doğrudan AİHM’ye başvurabilirsiniz. Bu türden bir başvuruyu sizler hazırlayabilirsiniz. Başvuru formunun 5-7. sayfalarına kısaca yaşadığınız sürece ilişkin olayları ve sorguda sorulan soruları ya da soruşturmanın dayanağı olarak internetten indirdiğiniz başvuru formunu kullandığınızın gösterildiğini ekleriyle anlatıp, 8 ve 9. sayfalara sırasıyla AİHS’nin 10. ve 34. maddelerinin ihlal edildiğini ayrı ayrı yazabilirsiniz. Bu ihlallere delil olarak da, açık bir kaynaktan (internetten) indirdiğiniz başvuru formunu kullandığınız olgusunun ceza soruşturmasına dayanak yapıldığını yazarak, bilgiye erişme hakkınızın ve dolayısıyla ifade özgürlüğünün (AİHS m. 10) ihlal edildiğini ileri sürebilirsiniz. Ayrıca kamuya açık bir kaynaktan elde ettiğiniz başvuru formunu kullanarak AİHM’ye yaptığınız başvuru nedeniyle ceza soruşturmasına maruz kaldığınızı, bu durumun bireysel başvuru yapma açısından tüm insanlar üzerinde caydırıcı etki yapacağı gibi, sadece AİHM’ye başvuru yapmanın bir ceza soruşturmasına dayanak yapılmasının AİHS’nin 34. Maddesini ihlal ettiğini belirtebilirsiniz. AİHS’nin size tanıdığı bir hakkı kullandığınız için bir ceza soruşturmasıyla karşı karşıya kaldığınızı veya bireysel başvuru yapmanın sorguda suçmuş gibi size soru olarak yöneltildiğini yazıp bu durumun AİHS m. 34’ü ihlal ettiğini ileri sürebilirsiniz. İç hukuk yollarının tüketilmesi (s. 10) açısından da AİHS’nin 34. maddesinin ihlali açısından iç hukukta başvurulacak etkili hiçbir başvuru merciinin bulunmadığını ve devam eden bir ihlalin bulunduğunu belirtebilirsiniz. Bu türden bir soruşturmaya muhatap olduğunuzu öğrendiğiniz tarihten veya sorguda karşılaşacağınız bu türden bir sorudan itibaren hemen ve her halükarda 4 ay (ihtiyaten) içerisinde bu başvuruyu AİHM’ye göndermekte yarar var. Başvuru formunun diğer bölümlerini bu metinde anlatıldığı gibi doldurabilirsiniz.
  1. Yaşadığınız mağduriyetleri gidermek zaman alır ama sabırla, hukuk yoluyla mücadele ederseniz tüm haklarınızı bir gün mutlaka alırsınız. Yaşadığınız tüm mağduriyetler AİHM kararlarında ve dolayısıyla bu kararlara yer veren tüm uluslararası insan hakları kitaplarında yer alır; yıllarca üniversite kürsülerinde mağduriyetleriniz okutulur. Mağduriyetleri yaşatanlar dünyanın dört bir köşesinde yaşayan herkes tarafından bilinir. Kaldı ki dava dilekçelerinde ileri sürülen görüş ve hukuki argümanlar da, başkalarının haklarına saldırı oluşturmamak kaydıyla, ifade özgürlüğünün, savunma haklarının ve adil yargılanma hakkının kapsamı ve koruması altındadır.
  1. Tek tip başvuru formunun binlerce mağdur tarafından kullanıldığı gerekçesiyle yapılacak siyasi eleştirilere de aldırış etmeyiniz. Sayıları 100 000’leri geçen kamu görevlisini meslekten çıkarıp maaşsız bırakmaları yetmezmiş gibi, illegal şekilde mal varlıklarına da el koyup insanların avukat tutmaları dahi engellenmektedir. Bu da yetmezmiş gibi, vekâlet alan avukatlar sadece müvekkillerinin kimlikleri nedeniyle tutuklanmakta veya korkutularak vekâlet almaları engellenmektedir. Son üç ay içerisinde 212 avukat savundukları müvekkillerinin kimlikleri nedeniyle tutuklanmış, onlarcası hakkında da gözaltı kararı alınmıştır. Tutuklulara cezaevinde dava dilekçelerini veya başvuru formlarını imzalamalarına izin verilmemekte, mahkemeye erişme ve/veya AİHS’nin 34. maddesinde korunan bireysel başvuru hakkı ihlal edilmektedir. Eğer yapılanlar hukuka uygun ise, neden insanların tüm savunma mekanizmaları kamu gücünü kullananlar tarafından yok edilmektedir? Mahkemeye erişme hakkı gibi en temel bir insan hakkı neden fiilen ortadan kaldırılmaktadır? Yapılan her şey hukuka uygunsa, bırakılsın insanlar mahkemelere başvursun; nasıl olsa mahkemeler hukuka uygun uygulamaları zaten hukuka uygun bulup reddedecektir.
  1. Siyaseten ve hukuken asıl eleştirilmesi gereken bireylerin aynı dava dilekçesini kullanmaları olmayıp, bireyleri aynı başvuru formunu kullanmaya mahkûm eden uygulamalardır. Eleştirilecek husus on binlerce kişinin aynı dilekçeyi kullanması olmayıp, asıl korkunç olan on binlerce kamu görevlisinin, aynı KHK ile hiçbir gerekçe gösterilmeden, Anayasayı açıkça çiğnenerek (AY m. 15, 38/4, 129/2, 130/7), hiçbir savunma hakkı tanınmadan, terör örgütü üyesi ilan edilip, aynı kararla kamu görevinden çıkarılmasıdır. Eleştirilecek bir husus varsa, bu, aynı dilekçeyi kullanma değil, gerekçesiz tek bir kararla 50 000’den fazla kamu görevlisini maaşsız bırakıp, mallarına el koyup, avukat tutmalarını engelleyip, mağduriyetlerini mahkemeler aracılığıyla, şiddete başvurmadan aramalarının yollarını fiilen tıkamaktır. Eleştirilecek husus, bireye karşı kamu gücünü kullananların tüm devlet imkânlarını seferber ederek bireyleri tek tip dilekçeye mahkûm etmeleridir. Bu internet sitesi de bu alandaki boşluğu doldurmak için oluşturulmuştur.
  1. Ayrıca, uluslararası kuruluşlara başvurmanız devletinizi şikâyet anlamına gelmez; bu kuruluşlara başvurarak, en temel bir hakkınızı, mahkemeye başvuru hakkını kullanmaktasınız. Bu kurumların yetkisini sizin yasama organınız olan TBMM tanımıştır; bu hakkı size sizin Parlamentonuz vermiştir. Masumiyet karinesi gibi uluslararası hukukun en temel ilkelerinden birinin (jus cogens) mağduru olan, yargılanmadan terör örgütü üyesi ilan edilen bir kişi, iç hukukta hakkını arayamıyorsa, kendi devleti vatandaşına en temel insan haklarını tanımıyorsa, mağdurun uluslararası kuruluşlara başvurmasından daha meşru hiçbir şey olamaz.
  1. Avrupa Konseyi, AİHM ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlara başvurarak vatan haini de olmazsınız. Eğer AİHM ve benzeri kuruluşlara başvuru yapmak vatan hainliği ise, bugün iktidarda olanların bazılarının ya da eşlerinin de 2000’li yılların başında aynı kuruluşlara başvurduğu unutulmamalıdır.

Güncel duyuruları Twitter hesabımızdan @yargiicinadalet takip edebilirsiniz