Akif Zihni / Türkiye kararına ilişkin değerlendirmeler

AİHM bugün 672 s. KHK ile kamu görevinden çıkarılanlara ilişkin önemli bir kabul edilemezlik kararı verdi: Akif Zihni/Türkiye. AİHM’nin bu kararının OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılanların yaptığı başvurulara etkisinin olacağında şüphe yoktur.Bu nedenle, www.yargiicinadalet.biz de yayınlanan başvuru formlarını kullanarak AİHM’ye başvuranlara bilgi verme zorunluluğu doğmuştur. Hem sizlere Akif Zihni/Türkiye kararı konusunda bilgi vermek hem de karara ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunmak ve gelecekte nelerin yapılması gerektiği konularında tavsiyelerde bulunmak için aşağıdaki değerlendirmeleri sizlerle paylaşıyorum.

  • AİHM söz konusu kararda, özet olarak, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuruyu usulden reddetmiştir.
  • AİHM iç hukuk yolu olarak idari yargı yolu ile Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolunun tüketilmesi üzerinde durmuştur.
  • HSYK tarafından meslekten çıkarılan bir hâkimin açtığı iptal davasını Danıştay’ın 4 Kasım 2016 tarihinde görevsizlik kararı vererek İdare mahkemesine gönderdiğine atıf yaparak, idari yargının KHK ile kamu görevinden çıkarılanlara açık olduğunu belirtip, bu yolun etkisiz olduğunun başvuran tarafından başvuru esnasında gösteremediğini ifade etmiştir (para. 24) AYM bireysel başvuru yolu hususunda da, iki AYM üyesinin üyelikten çıkarılmasını Mercan/Türkiye kararına atıf yaparak ayrıca CHP’nin açtığı iptal davasını AYM’nin reddetmesinin bireysel başvuruya etkisinin olmayacağını değerlendirerek AYM bireysel başvuru yolunun da başvuru esnasında etkisiz olduğunun gösterilemediğini (para. 28) belirterek her iki durumda da, başvuranın belirtilen iç hukuk yollarının başarı şansı sunmayan yollar olduğunu gösteremediğini kararlaştırarak, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuru usulden reddedilmiştir.
  • Karar kısaca belirtilen gerekçelere dayanmakta olup, yazılanlardan anlaşıldığına göre başvuran iç hukuku neden tüketmediğini iki gerekçeye dayandırmış görünüyor: OHAL KHK’ları konusunda başvurulacak yol olmadığı ve iki AYM üyesinin görevden alındığı gerekçelerine dayalı olarak iç hukukta etkili başvuru yolu bulunmadığı için doğrudan AİHM’ye başvurduğunu ileri sürmüştür.
  • Anlaşılacağı gibi, www.yargiicinadalet.biz sitesinde yer alan başvuru formundaki iç hukuka ilişkin açıklamalar başvuran tarafından kullanılmamıştır.
  • Belirtilen kanun yollarının teoride (kanunlarda) ve pratikte (mahkeme uygulamalarında) etkisiz olduğu gösterilememiştir.
  • Oysa AİHM kararında da belirtildiği gibi, başvuran, ileri sürdüğü her bir şikâyet açısından, başvuru anında sadece teori ve uygulamada etkili olan kanun yollarını tüketmek zorundadır (para. 22 ve 23).

İdari Yargı Yolunun Etkili Olup Olmadığı Hususu

  • Hatırlanacağı gibi, internet sitemizdeki örnek başvuru formunda, AİHM kararında etkili olduğu varsayımına dayalı kanun yollarına ilişkin olarak şu açıklamalar yapılmıştı: İlk olarak idari yargının bir OHAL KHK’sını iptal yetkisinin olmadığı ve bu kanun yolunun (hem Danıştay hem de idare mahkemelerinin) teoride etkisiz olduğu belirtilmişti. Ayrıca, idare mahkemelerinin “idari bir işlem bulunmadığı” gerekçesiyle bu tür davaları reddettiği (örnek Trabzon İM kararı) Danıştay’ın da, “KHK ile görevinden alınmış sayılan davacı hakkında, idari davaya konu olabilecek bir işlem olmadığından” 662 s. KHK ile görevinden alınan davacının davasını 4 Nisan 2016 tarihinde reddettiği belirtilmişti (5.D, 2014/1845E, 2016/1931K) Anlaşılacağı gibi, OHAL KHK’sı ile kamu görevinden çıkarılanlar açısından idari yargı yolu teoride olduğu gibi pratikte de etkisizdir.Kaldı ki, ileri sürülen birçok temel hak ihlali doğrudan OHAL KHK’sından kaynaklanmaktadır.
  • OHAL KHK’sının kendisi iptal edilmedikçe masumiyet karinesi ihlali, yargılanmadan terör örgütü üyesi ilan edilme ve adil yargılanma hakkının tüm güvencelerinin ihlal edildiğine ilişkin hak ihlalleri giderilemez. Oysa ne Danıştay’ın ne de idare mahkemelerinin bir OHAL KHK’sını iptal yetkisi yoktur . Tüm bu belirtilenler başvuru formu ve ek açıklamalarda detaylı olarak yazılmıştı.
  • Son olarak, AİHM’nin atıf yaptığı Danıştay kararı, bir HSYK kararına karşı açılmış dava olup, somut olaya uygun bir örnek değildir.Zira meslekten çıkarılan hâkim ve savcılar, 667 s. KHK’ya dayansa da, bir HSYK (idare) kararı ile meslekten çıkarılmıştır. Oysa somut olayda, hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın, doğrudan bir OHAL KHK’sı ile kamu görevinden çıkarma söz konusudur. Hukuken HSYK ihraç kararlarına karşı iptal davası açılması mümkünken, OHAL KHK’ları aleyhine hiçbir dava açılamaz (AY m. 148/1).
  • AİHM kararında belirtildiği gibi, etkili olduğu iddia edilen kanun yolu, ileri sürülen hak ihlalleri açısından etkili olmalıdır (22, 23) Anlaşılacağı gibi, AİHM’nin Zihni/Türkiye kararında belirtilen idari yargının etkisiz olduğu varsayılamaz tezi gerçeği yansıtmamaktadır.
  • İdari yargı, başvuruların yapıldığı tarihte hem teoride hem de pratikte (mahkeme uygulamalarında) açıkça etkisizdir.

AYM Bireysel Başvuru Yolunun Etkili Olup Olmadığı Hususu

  • Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yoluna gelince, bu konuda da üç hususu belirterek bu yolun da etkisiz olduğunu yazmıştık.AYM’nin OHAL KHK’larını iptal yetkisinin olmadığını (teoride etkisiz), bu hususta bir de kararının bulunduğu (pratikte etkisiz), ayrıca, 6216 s. Kanunun 45/3 hükmüne göre yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine bireysel başvuruda bulunulamaz, Teoride etkisizlik hatırlatıldıktan sonra, AYM’nin 30/11/2015 tarihinde benzer bir konuda verdiği karara atıf yapılıp örnek başvuru formunda AYM bireysel başvuru yolunun pratikte de etkisiz olduğu belirtilmişti.
  • Söz konusu AYM kararında, bir kanunla görevlerine son verilen HSYK tetkik hâkimlerinin başvuruları şu gerekçe ile reddedilmişti .YM kısaca, “yasama yetkisine müdahale edemeyeceğini, müdahale ederse kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal etmiş olacağını ve ayrıca bu durumun 6216 s. Kanunun 45/3 hükmüne de aykırı olacağını belirterek, konu bakıımından yetkisizlik” gerekçesi ile 27/2/2014 tarihli yasa ile görevlerine son verilen HSYK hâkimlerinin tüm başvurularını reddetmiştir (2014/4233).Tüm bunlar başvuru formunda belirtilmiş ve hem idari yargı hem da bireysel başvurunun başvuruların yapıldığı tarihte,hem teoride (yasal olarak) hem de pratikte (yargı uygulamalarında) etkisiz olduğu örneklerle gösterilmişti.

Sonuç

  • Üzüntüyle belirtmeliyim ki, AİHM Zihni/Türkiye kararında, her iki kanun yolunun etkisiz olduğunun başvuranca gösterilemediği yazılıdır.
  • Belirtmek isterim ki, yukarıdaki argümanlar başvuruda ileri sürülmüş olsa ve kararda tartışılmış olsaydı, bu karar aynı şekilde çıkmazdı.
  • Unutulmamalıdır ki, mahkemeler kural olarak dosyada yer alan delillere, argüman ve gerekçelere dayanarak karar vermektedir.
  • AİHM yetkili dairesinin önüne yukarıdaki gerekçeler konulmuş olsaydı, çok büyük ihtimal kabul edilemezlik kararı verilmezdi.
  • Ne yazık ki, AİHM bu kararını iç hukuku yukarıda belirtildiği şekilde incelemeden, eksik bir dosyaya dayanarak vermiş görünüyor. Ancak bu karar verildi ve OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılanların AİHM’ye yaptıkları başvuruları etkileyecektir.

Zihni/Türkiye kararının diğer başvurulara etkisinin asgari olması için neler yapılabileceğine dair önerileri  ve bundan sonraki adımlar için açıklayıcı bilgileri yakın zamanda sizlerle paylaşacağım. Yılmak, pes etmek ve ümitsizliğe kapılmak yok. Bu yol, sonunda haklı olanların hakkına kavuşacağı yoldur.  www.yargiicinadalet.biz sitesinin tek amacı haksızlığa uğramış tüm mağdurlara bu yolda ışık olmaktır. Lütfen siteyi takip etmeye devam edin.