Sorun:

  1. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden sonra tutuklanıp cezaevine konanlara, özellikle Anayasa Mahkemesine ve AİHM’ye başvuru yapmalarını engellemek için akla hayale gelmez engeller çıkarılmaktadır. Mal varlıklarına da el konulduğu için kendi seçecekleri bir avukat tutma imkânından da yoksun bırakılan birçok tutuklu, AİHM başvurularına ilişkin belgeleri eşlerine veya yakınlarına ulaştıramamaktadır. Bu türden belgelere görüşme esnasında görevliler tarafından “mektup” (?) oldukları iddiasıyla incelenmek (?) üzere el konulmaktadır. Tutuklu eş ya da yakınlarının imzalatmak için cezaevine götürdüğü başvuru formlarına veya ilgili sayfaya el konulmakta ve böylece tutukluların AİHM’ye başvuru yapılması fiilen engellenmektedir.
  1. AİHS’nin 34. maddesine göre, Sözleşmeye taraf devletler, bireylerle AİHM arasındaki yazışmalara ve mektuplara kesinlikle dokunamazlar. Başvurucuların AİHM’ye gönderdiği hiçbir mektubu, dokunmadan, incelemeden, içeriğine bakmadan AİHM’ye ulaştırmak zorundadırlar. Değil fiilen engelleme, bir tutuklunun AİHM’ye gönderdiği herhangi bir mektubu açıp incelemek tek başına doğrudan AİHS’nin 34. Maddesini ihlal eder. Cezaevi görevlileri kesinlikle AİHM’ye gönderildiği üzerinde yazılı olan mektupları açamaz, inceleyemez ve AİHM’ye ulaştırılmasını engelleyemez. Aksi durum tek başına AİHS’nin 34. Maddesini ihlal eder ki, bu durumda iç hukukta hiçbir kanun yolunu tüketmeden, herhangi bir başvuru yapmadan, doğrudan AİHM’ye başvuru hakkı doğar. Bu türden fiili engellerle karşılaşan tutuklular ve yakınları aşağıdaki yöntemi izleyerek bu sorunu aşabilirler.

Çözüm:

  1. Eğer başvurucu tutuklu ise, başvuruyu tutuklu kişinin bir yakını, temsilci sıfatıyla yapabilir. Temsilci kişinin avukat olması ilk başvuru aşamasında şart değildir. İlk olarak, başvuru formunun üçüncü sayfasını gerektiği gibi doldurularak yazıcıdan çıktı alınız ve temsilci bölümünü imzalayınız. İkinci olarak, üçüncü sayfanın son kısmındaki yetki belgesinde yer alan “başvurucunun imzası” bölümünü imzalaması için tutuklu kişinin bulunduğu cezaevine bir dilekçe ile başvurunuz. Cezaevi idaresine yönelik hazırlayacağınız dilekçe ekine başvuru formunun üçüncü sayfasını da ekleyiniz (Benzer dilekçe örnekleri internet sitesinde diğer belgeler içerisinde yer almaktadır.) Bu dilekçede, “AİHM’ye tutuklu yakını olarak A… B… adına başvuru yapacağınızı, kendisinin yetki belgesini imzalaması gerektiğini ve ekteki yetki belgesinin bir cezaevi görevlisi tarafından tutuklu başvurucuya imzalatılıp size verilmesini ya da bu belgeyi imzalatmak amacıyla kendisiyle görüşmek istediğinizi” belirtiniz.
  1. Eğer bu talebiniz reddedilir veya fiilen engel çıkarılır ya da dilekçeniz işleme dahi konmazsa, bu durum fiilen AİHS’nin 34. maddesinde korunan “bireysel başvuru yapma hakkının” ihlaline yol açar. AİHS, Türk Hukukunda doğrudan uygulanma etkisi olan bir Sözleşme olup kamu görevlileri yasaların üzerinde olan AİHS’de öngörülen hükümleri (AİHS m. 34) bilerek uygulamazlarsa görevi kötüye kullanma suçu işlemiş olurlar. Anayasa, AİHS ve kanunları bilerek uygulamamak açık bir görevi kötüye kullanma suçu oluşturur.
  1. Bu durumda üçüncü olarak, yaşadıklarınızı ayrıntılı olarak ve tarih ve saat belirterek anlatacağınız bir dilekçe ile Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulununuz; suç duyurusuna ek olarak cezaevi idaresine vermeye çalıştığınız dilekçenin de bir fotokopisini ekleyiniz. Suç duyurusu yaptıktan sonra soruşturma numarasını alınız. Suç duyurusuna ilişkin dilekçenin fotokopisini de hazırlayıp bir örneğini saklayınız. Bu işlemleri yaptıktan sonra dördüncü olarak, başvuru formunu eksiksiz olarak doldurup AİHM’ye gönderiniz. AİHM’ye bir de mektup yazınız. Bu mektupta içerik olarak şunları belirtiniz: “Başvurucunun yakını olduğunuzu, kendisinin tutuklu olduğunu ve cezaevinden başvuru yapamadığını, yetki belgesine ilişkin sayfayı imzalatmak için cezaevine başvurduğunuzu, ancak cezaevi idaresinin bu duruma engel olduğunu, fiilen başvuru yapılmasını engellediğini, bu çerçevede suç duyurusunda bulunduğunuzu ve suç duyurusuna “2016/… soruşturma numarası” verildiğini” mektupta ifade ediniz. Daha sonra bu mektubun ve başvuru formunun eklerine suç duyurusuna ilişkin dilekçe ile (Ek- 1) cezaevi idaresine verdiğiniz dilekçenin birer fotokopisini (Ek-2) AİHM’ye yazacağınız mektupta, başvuru formunun yetki belgesine ilişkin üçüncü sayfasının “başvurucu imzası” kısmını, çıkarılan fiili engeller nedeniyle başvurucuya imzalatamadığınızı belirtiniz. Aynı dilekçede, “Başvuru formunun, başvurucunun bulunduğu cezaevine AİHM tarafından gönderilip, başvurucuya imzalatılarak AİHM’ye geri gönderilmesini” AİHM’den talep ediniz. Beşinci olarak, belirtilen şekilde hazırladığınız mektup ve ekleri ile başvuru formu ve eklerini UPS ya da DHL gibi kargo aracılığıyla AİHM’ye gönderiniz. Normal postada kaybolma (açık yazalım; yukarıdaki uygulamaları yapanların yok etme) ihtimaline binaen en azından iadeli taahhütlü gönderiniz. Başvuruyu temsilci olarak yapan kişi, 3. sayfadaki “temsilcinin imzası” bölümü ile son sayfadaki imza bölümünü imzalamış olmalıdır. Adres olarak da son sayfaya kendi adresini yazmalıdır.
  1. Unutulmamalıdır ki, AİHS’nin 34. maddesi OHAL durumunda dahi askıya alınamaz. Devletler savaş durumunda dahi bireylerin AİHM ile yazışmalarını ve başvuru yapmasını fiilen de olsa engelleyemez. Bu türden fiili engellerle karşılaşanlar, bu engel nedeniyle Sözleşmenin 34. maddesinin de ayrıca ihlal edildiğini ileri sürebilirler. Bunun için ayrı bir başvuru formu doldurarak yeni bir başvuru yapılabilir. Bu şikâyet açısından altı aylık başvuru süresi fiili engelin yaşandığı günden itibaren işlemeye başlar ve iç hukukta başvurulacak hiçbir merci yoktur. Bu şikâyet açısından doğrudan AİHM’ye başvuru yapabilirsiniz. AİHS’nin 34. maddesine ilişkin ayrı bir başvurunun nasıl doldurulacağı aşağıda açıklanmıştır.

AİHS’nin 34. Maddesinin ihlaline dair başvuru nasıl doldurulmalıdır?

  1. Yukarıda belirtilen türden engellerin tümü AİHS’nin 34. maddesinde koruma altına alınan bireysel başvuru yapma hakkını ihlal eder. Bu yönde geçmişte özellikle Doğu Bloku ülkeleri olarak adlandırılan ülkeler aleyhine AİHM’nin verdiği birçok karar vardır. Ayrıca, AİHM’ye yaptığınız herhangi bir başvuru nedeniyle herhangi bir disiplin ya da ceza soruşturmasıyla muhatap olursanız, bu durum hem AİHS’nin 34 hem de ifade özgürlüğünü koruyan 10. maddesini ihlal eder.
  1. AİHM ile yapılan yazışmaların engellenmesi veya yapılan bir başvuru gerekçe gösterilerek kişi hakkında herhangi bir tedbire başvurulması ya da bir ceza soruşturmasında delil olarak gösterilmesi, sorguda bu hususta sorular sorulması, soruşturmaya bahane yapılması AİHS’nin 34. maddesini açıkça ihlal eder. Devlet, AİHS’yi imzalayıp onaylayarak, bireysel başvuru yapma hakkını engellememe sözü vermiş, uluslararası alanda yükümlülük altına girmiştir. Örneğin internette yer alan tek tip ya da aynı başvuru formu kullanıldığı gerekçesiyle kişiler hakkında soruşturma açılırsa, on binlerce kişiye bu şekilde davranılması, devletin on binlerce kez 34. maddeden mahkûm olmasına yol açar; bunu akıl sağlığı yerinde olan hiçbir yönetici göze alamaz. AİHM kararlarının dünyanın tamamı tarafından takip edildiği yöneticiler tarafından da bilinmektedir. On binlerce kez 34. maddeden mahkûm olmuş bir devletin yöneticilerinin uluslararası alandaki itibarını değerlendirmeye dahi gerek yoktur.
  1. Bu türden ve yukarıda belirtilen türden bir fiili engelleme veya soruşturma ile karşılaşırsanız ya da sorguda bu konuda size sorular sorulursa, AİHS’nin 10. ve 34. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürüp, hiçbir iç hukuk yolunu tüketmeye gerek olmadan, doğrudan AİHM’ye başvurabilirsiniz. Bu türden bir başvuruyu sizler hazırlayabilirsiniz. Başvuru formunun 5-7. sayfalarına kısaca yaşadığınız sürece ilişkin olayları, cezaevi idaresinin engellemelerini veya sorguda sorulan soruları ya da soruşturmanın dayanağı olarak internetten indirdiğiniz başvuru formunu kullandığınızın gösterildiğini ekleriyle anlatıp, 8 ve 9. sayfalara sırasıyla AİHS’nin 10. ve 34. maddelerinin ihlal edildiğini ayrı ayrı yazabilirsiniz. Bu ihlallere delil olarak da, açık bir kaynaktan (internetten) indirdiğiniz başvuru formunu kullandığınız olgusunun ceza soruşturmasına dayanak yapıldığını yazarak, bilgiye erişme hakkınızın ve dolayısıyla ifade özgürlüğünün (AİHS m. 10) ihlal edildiğini ileri sürebilirsiniz.
  1. Ayrıca cezaevi idaresine vermeye çalıştığınız dilekçe ve suç duyurusuna dair dilekçenin fotokopilerini kanıt olarak göstererek, cezaevi idaresinin çıkardığı engelleri belirtip, bu konuda yaşadıklarınızı ayrıntılı olarak yazıp, bu durumun AİHS’nin 34. Maddesini ihlal ettiğini belirtebilirsiniz. Ya da kamuya açık bir kaynaktan elde ettiğiniz başvuru formunu kullanarak AİHM’ye yaptığınız başvuru nedeniyle ceza soruşturmasına maruz kaldığınızı, bu durumun bireysel başvuru yapma açısından tüm insanlar üzerinde caydırıcı etki yapacağını ve sadece AİHM’ye başvuru yapmanın bir ceza soruşturmasına dayanak yapılmasının AİHS’nin 34. maddesini ihlal ettiğini ifade edebilirsiniz. AİHS’nin size tanıdığı bir hakkı kullandığınız için bir ceza soruşturmasıyla karşı karşıya kaldığınızı veya bireysel başvuru yapmanın sorguda suçmuş gibi size soru olarak yöneltildiğini yazıp bu durumun AİHS m. 34’ü ihlal ettiğini ileri sürebilirsiniz. İç hukuk yollarının tüketilmesi (s. 10) bölümüne ise, AİHS’nin 34. maddesinin ihlali açısından iç hukukta başvurulacak etkili hiçbir başvuru merciinin bulunmadığını belirtebilirsiniz. Cezaevi idaresinin fiili engellerinin yaşandığı tarihten veya belirtilen türden bir soruşturmaya muhatap olduğunuzu öğrendiğiniz tarihten ya da sorguda karşılaşacağınız bu türden bir sorudan itibaren hemen ve her halükarda 4 ay (ihtiyaten) içerisinde bu başvuruyu AİHM’ye göndermekte yarar var. Başvuru formunun diğer bölümlerini internet sitesinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılanlara ilişkin açıklamalarda anlatıldığı şekilde doldurabilirsiniz.
  1. Bu türden bir durumda, usulüne uygun ve delillendirilmiş bir başvuru yapıldığında, AİHS’nin 34. Maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi çok yüksek bir ihtimal olarak gözükmektedir.